Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yokuş yukarı çıkarken o aniden gelen yığılma hissini en az bir kere yaşamışsındır, gaz pedalına köklersin ama araba sanki arkadan çekiliyormuş gibi nazlanır... Egzozdan gelen o tuhaf ıslık sesini ya da siyah dumanı hatırlıyor musun, işte turbo ünitesi tam da o an "ben yoruldum" sinyalini veriyordur. Kompresör pervanesinin milinden kaçırdığı yağ, intercooler borularının içinde birikmeye başladığında, motora giden o taze ve sıkıştırılmış hava akışı sekteye uğrar; sonuç kaçınılmazdır.
Elektronik valf veya Westgate mekanizması sıkışıp kaldığında basınç regülasyonu tamamen şaşar, beyin motoru korumaya almak için hemen limp mode yani güvenli moda geçer. Eşittir performans kaybı, yani sen ne kadar basarsan bas beyin mazotu veya benzini kısıp motoru korumaya çalışır... Değişken geometrili kanatçıkların kurum bağlamasıyla birlikte devir saatindeki o canlanma kaybolur gider, motor ne alt devirde canlı kalabilir ne de üst devirde o eski nefesini bulabilir.
Basınç kaçağı denilen o lanet şey hortumlardaki ufak bir çatlakla başlar, sen gaza bastıkça o delik büyür ve turbo bastığı havayı dışarı üfler... Motor kontrol ünitesi map sensöründen yanlış bilgi okuduğunda enjeksiyon zamanlaması alt üst olur, yakıt-hava karışımı fakirleşir ya da zenginleşir ve çekiş düşüklüğü artık kronik bir hal alır. Turbo mili yatak sardığında ise işin rengi tamamen değişir, o devir çeviren mil yavaşlar ve salyangoz içinin sürtünmeyle aşınması motorun nefesini tamamen keser.
Hissedilen o ani güç kaybının arkasında yatan asıl fail genellikle intercooler delinmesi veya hortum kelepçesinin gevşemesidir, bunu anlamak için kaputu açıp yağ sızıntılarına bakmak yeterlidir... Düzenli yağ değişimi yapılmayan motorlarda turbo milinin kurum bağlaması kaçınılmaz bir sondur, işte bu yüzden uzun yoldan sonra arabayı direkt stop etmek yerine iki dakika rölantide bekletmek gerekir. Motorun o sinsi çekiş düşüklüğüyle sana verdiği mesajı görmezden gelme, çünkü küçük bir hortum masrafı yarın öbür gün komple turbo revizyonuna dönüşebilir.
Elektronik valf veya Westgate mekanizması sıkışıp kaldığında basınç regülasyonu tamamen şaşar, beyin motoru korumaya almak için hemen limp mode yani güvenli moda geçer. Eşittir performans kaybı, yani sen ne kadar basarsan bas beyin mazotu veya benzini kısıp motoru korumaya çalışır... Değişken geometrili kanatçıkların kurum bağlamasıyla birlikte devir saatindeki o canlanma kaybolur gider, motor ne alt devirde canlı kalabilir ne de üst devirde o eski nefesini bulabilir.
Basınç kaçağı denilen o lanet şey hortumlardaki ufak bir çatlakla başlar, sen gaza bastıkça o delik büyür ve turbo bastığı havayı dışarı üfler... Motor kontrol ünitesi map sensöründen yanlış bilgi okuduğunda enjeksiyon zamanlaması alt üst olur, yakıt-hava karışımı fakirleşir ya da zenginleşir ve çekiş düşüklüğü artık kronik bir hal alır. Turbo mili yatak sardığında ise işin rengi tamamen değişir, o devir çeviren mil yavaşlar ve salyangoz içinin sürtünmeyle aşınması motorun nefesini tamamen keser.
Hissedilen o ani güç kaybının arkasında yatan asıl fail genellikle intercooler delinmesi veya hortum kelepçesinin gevşemesidir, bunu anlamak için kaputu açıp yağ sızıntılarına bakmak yeterlidir... Düzenli yağ değişimi yapılmayan motorlarda turbo milinin kurum bağlaması kaçınılmaz bir sondur, işte bu yüzden uzun yoldan sonra arabayı direkt stop etmek yerine iki dakika rölantide bekletmek gerekir. Motorun o sinsi çekiş düşüklüğüyle sana verdiği mesajı görmezden gelme, çünkü küçük bir hortum masrafı yarın öbür gün komple turbo revizyonuna dönüşebilir.