Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Girişte o küçük tıkırtıyı duymadın bile, motor kaputunun altından gelen incecik sürtünme sesini başka bir kayışa yordun muhtemelen, oysa kauçuk dişler çoktan sıyrılmaya başlamıştı bile...
Yolda kalmak her sürücünün korkulu rüyasıdır ama asıl mesele motoru tamamen ele almadan o son kilometreleri nasıl atacağın, çünkü triger kayışı koptuğu an pistonlarla supaplar birbirine çarpar ve subap eğilmesiyle birlikte on binlerce liralık masraf kapına dayanır.
Gergi bilyasının içindeki bilyalar ses yapmaya başladığında yani o metalik uğultu kulak tırmaladığında, aslında zaman daralıyor demektir; tam o saniyede kilometrelerce yol gitmeyi ummak sadece saf bir iyimserliktir.
Kauçuk malzemenin ömrü sadece kilometreye değil zamana da bağlıdır, yani altı yıllık bir kayış hiç kullanılmasa bile yapısını yitirir ve sen gaza her bastığında o risk katlanarak büyür...
Peki ne kadar yol gidersin sorusunun tek bir cevabı yok, ses duyulduğu anda belki birkaç yüz metre belki de en yakın tamirciye varacak kadar şanslısın ama bu tamamen rus ruleti oynamaktan farksız.
Lastik dişlerinin durumu ve devir daim pompasının (su pompası) kilitlenip kilitlenmediği her şeyi belirler; eğer pompa rulmanı sıkıştıysa kayış saniyeler içinde zımpara gibi erir ve motor stop eder.
Gösterge panelinde akü veya yağ lambası yanmasa bile trigerin koptuğu an motorun kalbi durur, direksiyon taş gibi sertleşir ve fren hidroliği desteği kaybolur ki bu akan trafikte hayati tehlike demektir.
Acaba şu servise kadar dayanır mı diye düşünürken aslında her devir çevirişte supapların kırılma ihtimalini artırıyorsun, risk alıp yola devam etmek yerine aracı hemen sağa çekip çekici beklemek en mantıklı hamledir...
Yolda kalmak her sürücünün korkulu rüyasıdır ama asıl mesele motoru tamamen ele almadan o son kilometreleri nasıl atacağın, çünkü triger kayışı koptuğu an pistonlarla supaplar birbirine çarpar ve subap eğilmesiyle birlikte on binlerce liralık masraf kapına dayanır.
Gergi bilyasının içindeki bilyalar ses yapmaya başladığında yani o metalik uğultu kulak tırmaladığında, aslında zaman daralıyor demektir; tam o saniyede kilometrelerce yol gitmeyi ummak sadece saf bir iyimserliktir.
Kauçuk malzemenin ömrü sadece kilometreye değil zamana da bağlıdır, yani altı yıllık bir kayış hiç kullanılmasa bile yapısını yitirir ve sen gaza her bastığında o risk katlanarak büyür...
Peki ne kadar yol gidersin sorusunun tek bir cevabı yok, ses duyulduğu anda belki birkaç yüz metre belki de en yakın tamirciye varacak kadar şanslısın ama bu tamamen rus ruleti oynamaktan farksız.
Lastik dişlerinin durumu ve devir daim pompasının (su pompası) kilitlenip kilitlenmediği her şeyi belirler; eğer pompa rulmanı sıkıştıysa kayış saniyeler içinde zımpara gibi erir ve motor stop eder.
Gösterge panelinde akü veya yağ lambası yanmasa bile trigerin koptuğu an motorun kalbi durur, direksiyon taş gibi sertleşir ve fren hidroliği desteği kaybolur ki bu akan trafikte hayati tehlike demektir.
Acaba şu servise kadar dayanır mı diye düşünürken aslında her devir çevirişte supapların kırılma ihtimalini artırıyorsun, risk alıp yola devam etmek yerine aracı hemen sağa çekip çekici beklemek en mantıklı hamledir...