Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Arabayı sabahın köründe çalıştırdığında kaputtan gelen o hafif tıkırtıyı önemsemediğin o anı hatırlasana; işte triger motorun kalbindeki ritmi kaçırmaya başladığının ilk fısıltısıdır aslında ve sen bunu genelde müzik sesine ya da trafikteki kargaşaya verip geçersin.
On binlerce kilometre boyunca motorun dönen aksamını kusursuz bir uyumla birbirine bağlayan o kauçuk dişli parça, zamanla sıcağa ve soğuğa direnç gösteremez hale gelirken senin de bakımlarını sürekli ertelemen aslında mekanik bir felakete davetiye çıkarıyor.
Gergi bilyasının sesini kestiğini zannedip sadece kayışı değiştirmek tam anlamıyla bir kumardır çünkü beraber çalışan bu sistemde yorgun parça yenisini de kısa sürede kendine benzetir ve yolda kalman an meselesi haline gelir.
Ustaların eline arabayı bıraktığında "değişmesi gerekiyor" dedikleri her parçaya şüpheyle yaklaşman normal tabii ama ustanın sana gösterdiği o kılcal çatlaklar var ya, onlar aslında motorun "imdat" çığlığından başka bir şey değil.
Yağ kaçağını unutup sadece kayışa odaklanmak belki de en sık yapılan hataların başında gelir çünkü sızan o siyah motor yağı zamanla kauçuğun kimyasını bozup onu pamuk şekeri kıvamına getirirken sen her şeyin yolunda olduğunu sanarak gazlamaya devam edersin.
Belki de en iyisi arabanın kaputunu açıp ara sıra o karanlık kuytuya dikkatlice bakmaktır, kim bilir belki de kopmak üzere olan o dişli kayış sana son demlerini çoktan göstermiştir bile.
On binlerce kilometre boyunca motorun dönen aksamını kusursuz bir uyumla birbirine bağlayan o kauçuk dişli parça, zamanla sıcağa ve soğuğa direnç gösteremez hale gelirken senin de bakımlarını sürekli ertelemen aslında mekanik bir felakete davetiye çıkarıyor.
Gergi bilyasının sesini kestiğini zannedip sadece kayışı değiştirmek tam anlamıyla bir kumardır çünkü beraber çalışan bu sistemde yorgun parça yenisini de kısa sürede kendine benzetir ve yolda kalman an meselesi haline gelir.
Ustaların eline arabayı bıraktığında "değişmesi gerekiyor" dedikleri her parçaya şüpheyle yaklaşman normal tabii ama ustanın sana gösterdiği o kılcal çatlaklar var ya, onlar aslında motorun "imdat" çığlığından başka bir şey değil.
Yağ kaçağını unutup sadece kayışa odaklanmak belki de en sık yapılan hataların başında gelir çünkü sızan o siyah motor yağı zamanla kauçuğun kimyasını bozup onu pamuk şekeri kıvamına getirirken sen her şeyin yolunda olduğunu sanarak gazlamaya devam edersin.
Belki de en iyisi arabanın kaputunu açıp ara sıra o karanlık kuytuya dikkatlice bakmaktır, kim bilir belki de kopmak üzere olan o dişli kayış sana son demlerini çoktan göstermiştir bile.