Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kışın o buz kesen sabahında kontağı çevirip direksiyona sarıldığında koltuğundan fırlatan o ayaz var ya, işte o an Opel'in o muazzam mühendisliğinin kalorifer ızgaralarından sessizce fısıldadığı ihanettir. Yılların verdiği o tecrübeyle söylerim ki, Alman otosunun kalbi ne kadar sağlamsa damarlarındaki suyun yolu tıkandımı o araba adeta bir buz dağma dönüşür. Termostat açık kalmış, usta parmağıyla boruyu yokluyor ama motor bir türlü o bereketi bulamıyor. Petek dediğin şey öyle narin bir parça ki, ucuz antifrizin bıraktığı o çamurla dolunca seni yolda yarı yolda bırakmakla kalmaz, sabrını da taştan çıkarır.
Petek temizliği dedikleri o masum işlem aslında sandığınız gibi tazyikli su basıp geçilecek bir amelelik değil, adeta hassas bir cerrahi operasyondur. Kimisi söker atar göğsü baştan başa, kimisi de makine bağlar devridaim yapar; sonuçta o bakır boruların içi açılmadıkça sen sabaha kadar gaz ver, o motor ısınır ama içeriye o can alıcı nefes gelmez. Astra'nın ya da Vectra'nın o eski kasalarında sıkça görülen bu musibet, bazen küçük bir hava yapmasından ibarettir ama sen git de bunu anlatsınlar o sanayi esnafına...
Musluk açılıyor gibi görünür ama içerideki klapeler, o minicik plastik dişliler kırıldığı an bittin demektir; çünkü sıcakla soğuğu ayıran o perde yerinden oynamıştır bir kere. Göğüs sökülecek dediklerinde insanın yüreğine bir ağırlık çöker, çünkü o binlerce parçanın bir daha asla aynı sessizlikte yerine oturamayacağını bilirsin. Sesler gelir, gıcırtılar başlar ve sen o kaloriferin üflediği ılık havaya razı olursun...
Hadi diyelim ki petek temiz, klape sağlam, termostat da canavar gibi çalışıyor; peki ya o devridaim pompası? Su basmıyor ki usta, su dönmüyor ki peteğin içinde! Zamanında antifriz koymayıp çeşme suyuyla dolduran o güzelim motorlar, içten içe çürürken sahibinden temiz Opel ilanına Mezar olur adeta. Su eksiltmenin ardındaki o sinsi kaçaklar bazen o kadar küçüktür ki, sen motor sıcakken buhar olup uçtuğunu fark edemezsin bile...
Son sözü yine yollar söyler, sen ne kadar bakarsan o da sana o kadar yoldaşlık eder; çünkü Opel dediğin makine nazı sever, ilgiyi ister, unutulmaya gelmez. Kaloriferin o buz gibi esintisine teslim olmadan önce aç kaputu, bak o genleşme kabına; belki de sadece biraz sevgiye ve doğru oranlanmış o yeşil sıvıya ihtiyacı vardır...
Petek temizliği dedikleri o masum işlem aslında sandığınız gibi tazyikli su basıp geçilecek bir amelelik değil, adeta hassas bir cerrahi operasyondur. Kimisi söker atar göğsü baştan başa, kimisi de makine bağlar devridaim yapar; sonuçta o bakır boruların içi açılmadıkça sen sabaha kadar gaz ver, o motor ısınır ama içeriye o can alıcı nefes gelmez. Astra'nın ya da Vectra'nın o eski kasalarında sıkça görülen bu musibet, bazen küçük bir hava yapmasından ibarettir ama sen git de bunu anlatsınlar o sanayi esnafına...
Musluk açılıyor gibi görünür ama içerideki klapeler, o minicik plastik dişliler kırıldığı an bittin demektir; çünkü sıcakla soğuğu ayıran o perde yerinden oynamıştır bir kere. Göğüs sökülecek dediklerinde insanın yüreğine bir ağırlık çöker, çünkü o binlerce parçanın bir daha asla aynı sessizlikte yerine oturamayacağını bilirsin. Sesler gelir, gıcırtılar başlar ve sen o kaloriferin üflediği ılık havaya razı olursun...
Hadi diyelim ki petek temiz, klape sağlam, termostat da canavar gibi çalışıyor; peki ya o devridaim pompası? Su basmıyor ki usta, su dönmüyor ki peteğin içinde! Zamanında antifriz koymayıp çeşme suyuyla dolduran o güzelim motorlar, içten içe çürürken sahibinden temiz Opel ilanına Mezar olur adeta. Su eksiltmenin ardındaki o sinsi kaçaklar bazen o kadar küçüktür ki, sen motor sıcakken buhar olup uçtuğunu fark edemezsin bile...
Son sözü yine yollar söyler, sen ne kadar bakarsan o da sana o kadar yoldaşlık eder; çünkü Opel dediğin makine nazı sever, ilgiyi ister, unutulmaya gelmez. Kaloriferin o buz gibi esintisine teslim olmadan önce aç kaputu, bak o genleşme kabına; belki de sadece biraz sevgiye ve doğru oranlanmış o yeşil sıvıya ihtiyacı vardır...