Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Alman mühendisliğinin o yere göğe sığdırılamayan hassas toleransları, Türkiye şartlarında kireçli çeşme suyu ve rastgele antifriz kullanımıyla çakıştığı an Opel sürücülerinin kaderi değişmez: Kışın ortasında direksiyon başında titremek... Astra G serisinden tuttun da güncel Corsa modellerine kadar uzanan bu kronik soğuk hava kabusu, aslında doğrudan termal yönetim mimarisinin Türk usulü bakımsızlıkla imtihanıdır. Yıllarca sürücü topluluklarında "bu araçlar geç ısınır" efsanesiyle uyutulduk ama gerçeğin mekanik soğukluğu öyle demiyor. Kalorifer radyatörünün o minicik kanalları alüminyum korozyonuyla tıkandığında, motor sıcaklığı 90 dereceye çakılsa bile içeriye sadece buz gibi bir hayal kırıklığı üflenir...
Sürücü tarafı sıcak üflerken yolcu tarafının kutup soğuğuna teslim olması, çift bölgeli dijital klimalı Opel’lerin kullanıcıya attığı en şık kazıktır sanırım. Klape motorlarının o plastik dişlileri aşındığında veya yönlendirme flapları takılı kaldığında iklimlendirme paneli istediği kadar 28 dereceyi göstersin, göğsün arkasında tam bir mekanik dram yaşanır. Kimi zaman da sıkıntı sanıldığı gibi petekte değil, soğutma sıvısının devirdaimini yöneten termostadın açık kalmasında gizlidir; yüksek hızda giderken hararet göstergenizin aniden dibe vurması tam da bu yüzdendir. Petek değişimi denince ön konsolu tamamen söktürmekten korkup o tıkalı kanallarla kışı geçirmeye çalışan binlerce sürücü tanıyoruz biz bu yollarda.
Ön göğsü söktürmeden ilayla petek temizletme sevdası, çoğu zaman kısa vadeli bir avuntu, uzun vadede ise daha büyük bir felaketin habercisidir. O agresif kimyasallar kılcal alüminyum borulardaki kireci sökerken radyatörü deldiğinde, paslı soğutma sıvısının halılara sızmasını ve o şekerli anti-friz kokusunun arabanın içine sinmesini izlersiniz çaresizce... Doğru teşhis koymadan ezbere parça değiştiren ustalara paranızı kaptırmak yerine, önce kalorifer hortumlarının giriş ve çıkış sıcaklıklarını elle kontrol etmek gerek. Giriş hortumu alev gibi yanarken çıkış hortumu ılıksa, teşhis nettir; radyatörün içindeki lamine akış kanalları balçıklaşmış tortuya yenik düşmüştür.
Soğutma sistemine doldurulan o uyduruk, rengi ne olduğu belirsiz antifrizler yok mu, işte bütün bu kireçlenmenin ve tıkanmanın baş sorumlusu tam olarak onlar... GM onaylı Dex-Cool spesifikasyonuna sahip organik antifriz kullanmak varken, sanayide rastgele koydurulan sıvıların su pompasının çarklarını aşındırması da cabası. Aracın iklimlendirme performansını korumak, sadece kışın kaloriferi açmak değil; yaz kış o soğutma sıvısının kalitesini gözetmektir. Unutmamak lazım ki, bakımsız bir soğutma sistemi önce kalorifer radyatörünü feda eder, ardından silindir kapak contasına kadar giden ağır bir faturayı önünüze koyar.
Sürücü tarafı sıcak üflerken yolcu tarafının kutup soğuğuna teslim olması, çift bölgeli dijital klimalı Opel’lerin kullanıcıya attığı en şık kazıktır sanırım. Klape motorlarının o plastik dişlileri aşındığında veya yönlendirme flapları takılı kaldığında iklimlendirme paneli istediği kadar 28 dereceyi göstersin, göğsün arkasında tam bir mekanik dram yaşanır. Kimi zaman da sıkıntı sanıldığı gibi petekte değil, soğutma sıvısının devirdaimini yöneten termostadın açık kalmasında gizlidir; yüksek hızda giderken hararet göstergenizin aniden dibe vurması tam da bu yüzdendir. Petek değişimi denince ön konsolu tamamen söktürmekten korkup o tıkalı kanallarla kışı geçirmeye çalışan binlerce sürücü tanıyoruz biz bu yollarda.
Ön göğsü söktürmeden ilayla petek temizletme sevdası, çoğu zaman kısa vadeli bir avuntu, uzun vadede ise daha büyük bir felaketin habercisidir. O agresif kimyasallar kılcal alüminyum borulardaki kireci sökerken radyatörü deldiğinde, paslı soğutma sıvısının halılara sızmasını ve o şekerli anti-friz kokusunun arabanın içine sinmesini izlersiniz çaresizce... Doğru teşhis koymadan ezbere parça değiştiren ustalara paranızı kaptırmak yerine, önce kalorifer hortumlarının giriş ve çıkış sıcaklıklarını elle kontrol etmek gerek. Giriş hortumu alev gibi yanarken çıkış hortumu ılıksa, teşhis nettir; radyatörün içindeki lamine akış kanalları balçıklaşmış tortuya yenik düşmüştür.
Soğutma sistemine doldurulan o uyduruk, rengi ne olduğu belirsiz antifrizler yok mu, işte bütün bu kireçlenmenin ve tıkanmanın baş sorumlusu tam olarak onlar... GM onaylı Dex-Cool spesifikasyonuna sahip organik antifriz kullanmak varken, sanayide rastgele koydurulan sıvıların su pompasının çarklarını aşındırması da cabası. Aracın iklimlendirme performansını korumak, sadece kışın kaloriferi açmak değil; yaz kış o soğutma sıvısının kalitesini gözetmektir. Unutmamak lazım ki, bakımsız bir soğutma sistemi önce kalorifer radyatörünü feda eder, ardından silindir kapak contasına kadar giden ağır bir faturayı önünüze koyar.