Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kaputu kaldırdığınızda burnunuza gelen o keskin dizel kokusu, bir sabah çalıştırmada motorun sarsıntıyla öksürmesi... Yıllarca gazete köşelerinde sanayi hikayeleri dinledik, köşe başlarındaki usta muhabbetlerine kulak kabartık ama Opel’in o meşhur 1.3 ve 1.6 CDTI motorlarının enjektör nazı kadar usta bezdirenini az gördüm. Sürücü koltuğuna geçtiğinizde ayağınızın altındaki pedal tepkisizleşiyor, araç sanki arkadan çekiliyormuş gibi bocalıyorsa, hiç kendinizi kandırmayın. O piezojektörlerin püskürtme haritası çoktan bozulmuş demektir. Basınç odasındaki milisaniyelik bir gecikme bile bütün o otoyol konforunu bir anda kabusa çevirir.
Common Rail hattındaki yüksek basınç pompası sisteme 2000 barı basarken o iğne uçları mikro ölçekte tıkandıysa, motor yönetimi ne yapsın? Rölantideki o devir saati dalgalanması basit bir sensör hatası değil; silindir içindeki eksik yanmanın, zengin karışımın bağıra bağıra gelişi... Hangi usta "bir şey olmaz, enjektör temizleyici at geçer" diyorsa oradan hemen uzaklaşın. Kurum bağlamış bir meme ucunu kimyasal katkıyla açmaya çalışmak, felakete davetiye çıkarmaktır. Piston tepesini erittiğinizde, o püskürtme açısının ne kadar hayati olduğunu çok acı bir tecrübeyle öğrenirsiniz.
Rölantide tıkır tıkır çalışan bir CDTI size ne anlatır bilir misiniz? Sesin tonu değiştiğinde, gaz kestiğinizdeki o hafif vuruntu belirdiğinde iş işten geçmiş olabilir aslında. MultiJet mirası bu bloğun mekaniği sağlamdır, hakkını yemeyelim; fakat mazot filtresini üç kuruş ucuz diye kalitesiz seçtiğiniz an enjektörlerin elektronik kartına idam fermanını kendi elinizle imzalarsınız. Kükürt oranı yüksek, standardı belirsiz yakıt depoya girdiği an geri dönüş valfi aşınmaya başlar. Sonra gelsin rölanti dengesizliği, gitsin fazla yakıt tüketimi...
Geri dönüş hortumlarını söküp test tüplerini dizdiğinizde acı gerçekle yüzleşirsiniz; hangi silindir ne kadar yakıt kaçırıyor, hangisi pülverizasyonu tam yapamıyor tek tek ortaya dökülür. Sanayide "bu enjektör iş görür" lafına kanıp revizyonlu parçaya hemen atlamak mı? Büyük kumar. Kodlama hatası yapılmış, Delphi veya Bosch tezgâhından geçmemiş bir enjektör, aracın beynine yanlış veri gönderip egzoz manifoldunu korpasa çevirir. Bir bakmışsınız DPF rejenerasyondan çıkamaz hale gelmiş, arıza lambası gösterge panellerinde sarı sarı parıldıyor...
Siyah duman arkadan nehir gibi akıyorsa yakıt çok, hava az demektir; maviye çalan beyaz duman görüyorsanız o enjektör çişleme yapıyordur işte. Şakası yok bu işin, o yakıt damlası silindir duvarındaki yağ filmini sıyırıp crank kasnağına kadar iner. Yağ seviyeniz durduk yere yükselmeye başladıysa durun ve düşünün. Depoya solvent bazlı ne olduğu belirsiz sıvılar dökmek yerine, dürüst bir pompacının yolunu tutmak, geri dönüş değerlerine osiloskopla baktırmak çok mu zor?
Direksiyonun arkasındaki o ince hissi kaybetmemek gerekir, araba size durup dururken ihanet etmez. Belki de sadece bir pul kaçırıyordur, yanma odasının kompresyonu enjektör yuvasından dışarı üflüyordur... Dipgaza bastığınızda gelen o dip tıkırtı sesine kulak tıkamak, yarın bir gün yolda kaldığınızda çekici üzerindeki arabaya bakıp sigara yakmaya benzer. Güvendiğiniz ustanın tezgâhına o dört enjektörü koyup püskürtme debilerini miligram miligram inceletmekten başka çareniz yok.
Common Rail hattındaki yüksek basınç pompası sisteme 2000 barı basarken o iğne uçları mikro ölçekte tıkandıysa, motor yönetimi ne yapsın? Rölantideki o devir saati dalgalanması basit bir sensör hatası değil; silindir içindeki eksik yanmanın, zengin karışımın bağıra bağıra gelişi... Hangi usta "bir şey olmaz, enjektör temizleyici at geçer" diyorsa oradan hemen uzaklaşın. Kurum bağlamış bir meme ucunu kimyasal katkıyla açmaya çalışmak, felakete davetiye çıkarmaktır. Piston tepesini erittiğinizde, o püskürtme açısının ne kadar hayati olduğunu çok acı bir tecrübeyle öğrenirsiniz.
Rölantide tıkır tıkır çalışan bir CDTI size ne anlatır bilir misiniz? Sesin tonu değiştiğinde, gaz kestiğinizdeki o hafif vuruntu belirdiğinde iş işten geçmiş olabilir aslında. MultiJet mirası bu bloğun mekaniği sağlamdır, hakkını yemeyelim; fakat mazot filtresini üç kuruş ucuz diye kalitesiz seçtiğiniz an enjektörlerin elektronik kartına idam fermanını kendi elinizle imzalarsınız. Kükürt oranı yüksek, standardı belirsiz yakıt depoya girdiği an geri dönüş valfi aşınmaya başlar. Sonra gelsin rölanti dengesizliği, gitsin fazla yakıt tüketimi...
Geri dönüş hortumlarını söküp test tüplerini dizdiğinizde acı gerçekle yüzleşirsiniz; hangi silindir ne kadar yakıt kaçırıyor, hangisi pülverizasyonu tam yapamıyor tek tek ortaya dökülür. Sanayide "bu enjektör iş görür" lafına kanıp revizyonlu parçaya hemen atlamak mı? Büyük kumar. Kodlama hatası yapılmış, Delphi veya Bosch tezgâhından geçmemiş bir enjektör, aracın beynine yanlış veri gönderip egzoz manifoldunu korpasa çevirir. Bir bakmışsınız DPF rejenerasyondan çıkamaz hale gelmiş, arıza lambası gösterge panellerinde sarı sarı parıldıyor...
Siyah duman arkadan nehir gibi akıyorsa yakıt çok, hava az demektir; maviye çalan beyaz duman görüyorsanız o enjektör çişleme yapıyordur işte. Şakası yok bu işin, o yakıt damlası silindir duvarındaki yağ filmini sıyırıp crank kasnağına kadar iner. Yağ seviyeniz durduk yere yükselmeye başladıysa durun ve düşünün. Depoya solvent bazlı ne olduğu belirsiz sıvılar dökmek yerine, dürüst bir pompacının yolunu tutmak, geri dönüş değerlerine osiloskopla baktırmak çok mu zor?
Direksiyonun arkasındaki o ince hissi kaybetmemek gerekir, araba size durup dururken ihanet etmez. Belki de sadece bir pul kaçırıyordur, yanma odasının kompresyonu enjektör yuvasından dışarı üflüyordur... Dipgaza bastığınızda gelen o dip tıkırtı sesine kulak tıkamak, yarın bir gün yolda kaldığınızda çekici üzerindeki arabaya bakıp sigara yakmaya benzer. Güvendiğiniz ustanın tezgâhına o dört enjektörü koyup püskürtme debilerini miligram miligram inceletmekten başka çareniz yok.