Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Opel motor bloğunun kalbinde sessizce dönen o pervanenin pes ettiği anı, hararet göstergesi aniden dik dik yüzünüze baktığında anlarsınız. Triger kayışının o devasa yükü altında ezilen devirdaim pompası, plastik kanatçık kullanan tasarımlarda torkun azizliğine uğruyor zamanla. Su kanallarındaki korozyon, o ufak bilya yatağını usulca kemirir; sürücü ise o sırada kabinde müzik dinlemektedir... Oysa soğutma sıvısının motor bloğu içindeki o amansız devridaimi tek bir rulmanın keyfine bakıyor.
Triger değişim periyodunda devirdaimi değiştirmemek, zaman ayarlı bir bombanın pille çalışan mekanizmasını yenileyip bombayı eski bırakmaya benzer. Kaç defa şahit olduk servis köşelerinde "daha gider bu" denilip üç ay sonra yolda kalınan senaryolara. Pompa keçesinden sızan o sinsi antifriz, Triger kayışına değdiği an kauçuğun yapısını bozar, lifleri lif lif ayırır. Bir bakmışsınız subaplar pistonla kucaklaşmış.
Gaza bastığınızda kaputun altından gelen o tiz kütürtü ya da bilya uğultusu sizce de tanıdık değil mi? Plastik çarklı orijinal ekipman yerine pirinç veya döküm kanatlı aftermarket parçalara yönelmek bazı bloklarda hayat kurtarır. Sıcaklık 90 dereceye ulaştığında radyatöre giden hortumu sıkıp basıncı hissetmeyen sürücü, o Pompanın artık sadece boşta döndüğünü ne yazık ki çok geç kavrar. Antifriz kokusu kabine sızdıysa eğer...
Termostat arızası sanıp binlerce lira harcayan kaç kişi var şu an sanayilerde? Oysa sorun sadece devirdaim milinin eksenel boşluk yapıp gövdeye sürtmesinden ibaret. Soğutma sıvısı haznesindeki o minik geri dönüş hortumundan tazyikli su gelmiyorsa, pompa kanatçıkları muhtemelen hazansız dökülen yapraklar gibi dağılmıştır motorun içinde. Pompa gövdesi döküm olsa ne fayda, içindeki çark plastik olduktan sonra.
Gece yarısı otobanın ortasında genleşme kabından taşan buharı izlemek istemiyorsanız o küçük sızıntı izini asla hafife almayın. Triger seti değişirken üç kuruş hesap yapıp devirdaimi pas geçmek, kumar masasında elindeki son parayı da riske atmaktan farksızdır. Motor bloğundaki o kılcal kireçlenmeler, antifriz rengindeki hafif morarma veya pembeleyme aslında bir feryattır. Sesi duymak, kokuyu almak ve o rulmanın çığlığına kulak vermek gerek.
Triger değişim periyodunda devirdaimi değiştirmemek, zaman ayarlı bir bombanın pille çalışan mekanizmasını yenileyip bombayı eski bırakmaya benzer. Kaç defa şahit olduk servis köşelerinde "daha gider bu" denilip üç ay sonra yolda kalınan senaryolara. Pompa keçesinden sızan o sinsi antifriz, Triger kayışına değdiği an kauçuğun yapısını bozar, lifleri lif lif ayırır. Bir bakmışsınız subaplar pistonla kucaklaşmış.
Gaza bastığınızda kaputun altından gelen o tiz kütürtü ya da bilya uğultusu sizce de tanıdık değil mi? Plastik çarklı orijinal ekipman yerine pirinç veya döküm kanatlı aftermarket parçalara yönelmek bazı bloklarda hayat kurtarır. Sıcaklık 90 dereceye ulaştığında radyatöre giden hortumu sıkıp basıncı hissetmeyen sürücü, o Pompanın artık sadece boşta döndüğünü ne yazık ki çok geç kavrar. Antifriz kokusu kabine sızdıysa eğer...
Termostat arızası sanıp binlerce lira harcayan kaç kişi var şu an sanayilerde? Oysa sorun sadece devirdaim milinin eksenel boşluk yapıp gövdeye sürtmesinden ibaret. Soğutma sıvısı haznesindeki o minik geri dönüş hortumundan tazyikli su gelmiyorsa, pompa kanatçıkları muhtemelen hazansız dökülen yapraklar gibi dağılmıştır motorun içinde. Pompa gövdesi döküm olsa ne fayda, içindeki çark plastik olduktan sonra.
Gece yarısı otobanın ortasında genleşme kabından taşan buharı izlemek istemiyorsanız o küçük sızıntı izini asla hafife almayın. Triger seti değişirken üç kuruş hesap yapıp devirdaimi pas geçmek, kumar masasında elindeki son parayı da riske atmaktan farksızdır. Motor bloğundaki o kılcal kireçlenmeler, antifriz rengindeki hafif morarma veya pembeleyme aslında bir feryattır. Sesi duymak, kokuyu almak ve o rulmanın çığlığına kulak vermek gerek.