Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yaz sıcakları iyice bastırdığında o evin serin sığınağına dönüşen klimalar, bazen bütün kışın yorgunluğunu birden bire üzerlerine atmaya çalışırlar ve o minik çıkırtılar başlar. Aslında her şey içerideki kalbin, yani kompresörün sessiz sedasız çalışmasına bağlıdır; o parça yorulduysa ne yaparsanız yapın o oda tam anlamıyla serinlemez bir türlü. Yıllardır evlerdeki bu beyaz eşyaların dertlerini dinleyen biri olarak söyleyebilirim ki, cihazın dış ünitesinden gelen o tuhaf ve alışılmadık metalik sürtünme sesleri asla iyi şeylerin habercisi değildir. Ne zaman ki o sesler gece yarısı başınızı ağrıtacak kadar yükselir, işte o an içeride bir şeylerin yolunda gitmediğini ve meselenin sadece basit bir gaz dolumundan ibaret olmadığını kabullenmeniz gerekir.
Sıcak bir öğleden sonra koltuğa yayılmışserinlik beklerken odanın hâlâ hamam gibi sıcak kaldığını fark etmek ne sinir bozucu bir durumdur, değil mi? Filtreleri temizlediniz, kumandanın parlarını yenilediniz, derecesini en sonuna kadar düşürdünüz ama sonuç koca bir sıfır... İşte bu gibi anlarda insan ister istemez cihaza küser gibi bakmaya başlar, halbuki sorun muhtemelen yıllardır durmaksızın dönen o demir yığınının artık nefesinin kesilmesidir. Kompresörün kalbi durma noktasına geldiğinde, yani motor artık soğutucu akışkan gazı sisteme pompalayamadığında, o cihaz sadece boşa elektrik harcayan süslü bir vantilatörden başka bir şey değildir artık.
Usta ellerin dış üniteyi söküp içeriye baktığı o an var ya, işte orası tam bir gerilim filmidir; ya ufak bir elektrik kaçağıdır ya da kompresör mühürlenmiştir çoktan. Eğer usta size kompresörün yandığını söylüyorsa, yüzünüzdeki o "Eyvah, masraf çıktı" ifadesini çok iyi biliyorum çünkü sıfır bir klima fiyatına yaklaşan bu parça değişimi gerçekten insanı düşündürür. Tam bu noktada kafalar karışır, acaba yenisini mi almalı yoksa güvenip bu eski motora yeni bir kompresör mü taktırmalı? Aslında cihazınızın yaşı on yılı devirdiyse ve gövdesi çürümeye yüz tuttuysa, o kompresöre yapılacak masraf denizin ortasında batan gemiye tahta yamamak gibidir.
Bazen sadece ufak bir termik arızası veya kalkış kondansatörünün patlaması yüzünden kompresör çalışmaz hale gelir ve usta gelene kadar insan eyvah motor yandı diye üzülür durur. Her çalışmama durumu doğrudan kompresör değişimi gerektirmez elbette, bazen sistemdeki gaz kaçağı bile motoru korumaya alıp durdurabilir; yani hemen en kötüsünü düşünüp cüzdana sarılmamak lazım. Ama kompresörün iç mekanizması mekanik olarak kilitlendiyse, yani pistonlar artık birbirine kaynadıysa, o motoru diriltmenin imkânı yoktur,orası kesin.
Yaz mevsiminin o en kavurucu günlerinde klimanın bir anda susuvermesi insanın tüm neşesini kaçırır, sanki evdeki huzur o küçük kutunun çalışmasına endekslidir adeta. Yeni bir kompresör takıldıktan sonra sistemin baştan aşağı vakumlanması ve taze gazla buluşturulması şarttır, yoksa yapılan onca masraf ilk haftadan yine çöpe gider. Klimanıza biraz merhamet edin, filtrelerini zamanında temizletin, kışın bile arada bir çalıştırıp o yağın içerde dönmesini sağlayın ki yazın ortasında yarı yolda kalmayın. Ve eğer o değişim kaçınılmaz olduysa, arkaya yaslanıp serinliğin tadını çıkarmanın huzurunu hiçbir şeye değişmeyin, çünkü konfor insan hayatının en vazgeçilmez lüksüdür.
Sıcak bir öğleden sonra koltuğa yayılmışserinlik beklerken odanın hâlâ hamam gibi sıcak kaldığını fark etmek ne sinir bozucu bir durumdur, değil mi? Filtreleri temizlediniz, kumandanın parlarını yenilediniz, derecesini en sonuna kadar düşürdünüz ama sonuç koca bir sıfır... İşte bu gibi anlarda insan ister istemez cihaza küser gibi bakmaya başlar, halbuki sorun muhtemelen yıllardır durmaksızın dönen o demir yığınının artık nefesinin kesilmesidir. Kompresörün kalbi durma noktasına geldiğinde, yani motor artık soğutucu akışkan gazı sisteme pompalayamadığında, o cihaz sadece boşa elektrik harcayan süslü bir vantilatörden başka bir şey değildir artık.
Usta ellerin dış üniteyi söküp içeriye baktığı o an var ya, işte orası tam bir gerilim filmidir; ya ufak bir elektrik kaçağıdır ya da kompresör mühürlenmiştir çoktan. Eğer usta size kompresörün yandığını söylüyorsa, yüzünüzdeki o "Eyvah, masraf çıktı" ifadesini çok iyi biliyorum çünkü sıfır bir klima fiyatına yaklaşan bu parça değişimi gerçekten insanı düşündürür. Tam bu noktada kafalar karışır, acaba yenisini mi almalı yoksa güvenip bu eski motora yeni bir kompresör mü taktırmalı? Aslında cihazınızın yaşı on yılı devirdiyse ve gövdesi çürümeye yüz tuttuysa, o kompresöre yapılacak masraf denizin ortasında batan gemiye tahta yamamak gibidir.
Bazen sadece ufak bir termik arızası veya kalkış kondansatörünün patlaması yüzünden kompresör çalışmaz hale gelir ve usta gelene kadar insan eyvah motor yandı diye üzülür durur. Her çalışmama durumu doğrudan kompresör değişimi gerektirmez elbette, bazen sistemdeki gaz kaçağı bile motoru korumaya alıp durdurabilir; yani hemen en kötüsünü düşünüp cüzdana sarılmamak lazım. Ama kompresörün iç mekanizması mekanik olarak kilitlendiyse, yani pistonlar artık birbirine kaynadıysa, o motoru diriltmenin imkânı yoktur,orası kesin.
Yaz mevsiminin o en kavurucu günlerinde klimanın bir anda susuvermesi insanın tüm neşesini kaçırır, sanki evdeki huzur o küçük kutunun çalışmasına endekslidir adeta. Yeni bir kompresör takıldıktan sonra sistemin baştan aşağı vakumlanması ve taze gazla buluşturulması şarttır, yoksa yapılan onca masraf ilk haftadan yine çöpe gider. Klimanıza biraz merhamet edin, filtrelerini zamanında temizletin, kışın bile arada bir çalıştırıp o yağın içerde dönmesini sağlayın ki yazın ortasında yarı yolda kalmayın. Ve eğer o değişim kaçınılmaz olduysa, arkaya yaslanıp serinliğin tadını çıkarmanın huzurunu hiçbir şeye değişmeyin, çünkü konfor insan hayatının en vazgeçilmez lüksüdür.