Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Klimanın içindeki gaz durduk yere uçup gitmez, sistem bir yerden sızdırıyordur mutlaka. Manifold manifoldu bağlayıp basınç değerlerine baktığınızda o iğne aşağı doğru süzülüyorsa işiniz var demektir. Köpüklü suyu boru bağlantılarına, rekorlara sürmek en eski numaradır ama bazen o küçücük micro leak dediğimiz iğne deliği kadar kaçakları köpükle bulamazsınız. Sabun baloncuk yapmaz, gaz yavaş yavaş eksilmeye devam eder... İşte orada azot devreye girer.
Sisteme direkt azot gazı basıp yüksek basınca ulaştırmak şart. Hani şu yeşil tüplerde gelen kuru azot var ya, işte onu nitrojen regülatörü vasıtasıyla sisteme yaklaşık 30 ila 40 bar civarında basıyoruz. R410A ya da R32 gazlı cihazlarda basıncı biraz yüksek tutmak lazım ki o gizli sızıntı kendini belli etsin. Basıncı bastıktan sonra dijital manifoldu bağlayıp saatlerce, hatta vaktiniz varsa bir gece boyunca bekletmek en temizi. Basınçta milim düşüş varsa, kaçak var demektir.
Elektronik hassas dedektörler bu işin en teknolojik ve sancısız yolu aslında. Cihazın esnek hortumunun ucundaki sensörü boru hatları boyunca, özellikle evaporatör ve kondanser kaynak noktalarında yavaşça gezdiriyorsunuz. Gaz molekülünü yakaladığı an cihaz o meşhur ötme sesini çıkarmaya başlar, biip biip diye hızlanır... Yyalnız ortamda başka kimyasal koku, balata spreyi falan olmamalı yoksa sensör sapıtabiliyor. Bazen de iç ünitenin serpantin saclarının arkasına saklanır o kaçak, görmesi tam bir işkencedir.
Sarı uv boyalı arama kitleri de hayat kurtarır, özellikle otomobil klimasında ya da karmaşık VRF sistemlerinde. Sisteme özel UV boyayı enjekte edip klimayı bir süre çalıştırıyorsunuz, boya gazla birlikte bütün sistemde dolaşıyor. Sonra elinize mor ışıklı UV feneri ve koruyucu gözlüğü alıp karanlıkta boruları taramaya başlıyorsunuz. Sızıntı olan yerden parıl parıl parlayan fosforlu bir yeşil sıvı fışkırmış gibi görünür, noktayı atış bulursunuz. Boyayı sisteme fazla basmamak lazım ama, kompresörün yağ yapısını bozabilir.
Kaçağı bulmak kadar bulduktan sonra yapılan işlem de kritik. O deliği gümüş kaynak teli ve şaloma ile güzelce kapatacaksınız, uyduruk bantla veya macunla olacak iş değil bu. Kaynak bittikten sonra "tamam oldu" deyip hemen gaz basmıyoruz tabii. Sistemi vakum pompasına bağlayıp en az 500 mikron seviyesine kadar içindeki havayı ve nemi çekmek zorundasınız. Nem kalırsa sistemde asit oluşur, kompresörün canına okur... Vakum saati sabitlediyse, ancak o zaman fabrikasyon değerinde gazı teraziyle tartarak içeri basabilirsiniz.
Sisteme direkt azot gazı basıp yüksek basınca ulaştırmak şart. Hani şu yeşil tüplerde gelen kuru azot var ya, işte onu nitrojen regülatörü vasıtasıyla sisteme yaklaşık 30 ila 40 bar civarında basıyoruz. R410A ya da R32 gazlı cihazlarda basıncı biraz yüksek tutmak lazım ki o gizli sızıntı kendini belli etsin. Basıncı bastıktan sonra dijital manifoldu bağlayıp saatlerce, hatta vaktiniz varsa bir gece boyunca bekletmek en temizi. Basınçta milim düşüş varsa, kaçak var demektir.
Elektronik hassas dedektörler bu işin en teknolojik ve sancısız yolu aslında. Cihazın esnek hortumunun ucundaki sensörü boru hatları boyunca, özellikle evaporatör ve kondanser kaynak noktalarında yavaşça gezdiriyorsunuz. Gaz molekülünü yakaladığı an cihaz o meşhur ötme sesini çıkarmaya başlar, biip biip diye hızlanır... Yyalnız ortamda başka kimyasal koku, balata spreyi falan olmamalı yoksa sensör sapıtabiliyor. Bazen de iç ünitenin serpantin saclarının arkasına saklanır o kaçak, görmesi tam bir işkencedir.
Sarı uv boyalı arama kitleri de hayat kurtarır, özellikle otomobil klimasında ya da karmaşık VRF sistemlerinde. Sisteme özel UV boyayı enjekte edip klimayı bir süre çalıştırıyorsunuz, boya gazla birlikte bütün sistemde dolaşıyor. Sonra elinize mor ışıklı UV feneri ve koruyucu gözlüğü alıp karanlıkta boruları taramaya başlıyorsunuz. Sızıntı olan yerden parıl parıl parlayan fosforlu bir yeşil sıvı fışkırmış gibi görünür, noktayı atış bulursunuz. Boyayı sisteme fazla basmamak lazım ama, kompresörün yağ yapısını bozabilir.
Kaçağı bulmak kadar bulduktan sonra yapılan işlem de kritik. O deliği gümüş kaynak teli ve şaloma ile güzelce kapatacaksınız, uyduruk bantla veya macunla olacak iş değil bu. Kaynak bittikten sonra "tamam oldu" deyip hemen gaz basmıyoruz tabii. Sistemi vakum pompasına bağlayıp en az 500 mikron seviyesine kadar içindeki havayı ve nemi çekmek zorundasınız. Nem kalırsa sistemde asit oluşur, kompresörün canına okur... Vakum saati sabitlediyse, ancak o zaman fabrikasyon değerinde gazı teraziyle tartarak içeri basabilirsiniz.