Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllarca haber peşinde koştuk, direksiyon başında az mesai devretmedik ama bu sıcakta Kia'nın kliması pes edince gazetecilik falan kalmıyor. Tam "Japonu, Korelisi yolda bırakmaz" dediğimiz noktada, o havalandırma menfezinden yüzünüze fırın sıcaklığı üflemesi tam bir akıl tutulması. Yoldasınız, dışarıda asfalt eriyor ve sizin Kore menşeli o çok övülen klimalı aracınız içeride buram buram hamam etkisi yaratıyor...
Klimayı açıyorsunuz, o bilindik kompresör tık sesini duymak için kulak kabartıyorsunuz ama çıt yok. Belli ki kompresör devreye girmiyor ya da o gaz bir yerden puf diye uçup gitmiş. Sadece gaz bastırıp kaçmak en büyük acemilik olur. Kaçağın nereden olduğunu bulmadan depoyu doldurmak, delik kovaya su taşımaktan farksız; paranızı direkt sokağa atarsınız.
Rölantide beklerken buz gibi üfleyen meret, gaza basınca bir anda ılık esmeye başlıyorsa orada duracaksınız. Fan motoru mu yoruldu, kondanser mi tıkandı bilemiyorsunuz. Sanayide usta hemen "kompresör bitik" deyip kestirip atabilir, kanmayın. Bazen sadece ufacık bir basınç sensörü, koskoca sistemi kilitler...
Polen filtresini en son ne zaman değiştirdiğinizi hatırlamıyorsanız hiç boşuna arabanın mühendislerine sövmeyin. Torpidonun arkasında yaprakla, tozla dolmuş bir filtre yüzünden havalandırma içeriyi serinletemez, fan feryat eder ama içeriye rüzgar ulaşmaz. Sökün bakın o filtreye, kapkaraysa suçlu uzaklarda değil. Torpidoyu açıp iki klipsi sökmek bu kadar zor olmamalı.
Termostat arızalandığında aracın beyni ne yapacağını şaşırır. Motor ısısını yanlış okuyan bir sistem, motoru korumak adına ilk iş klimayı devre dışı bırakır. İçeride terden sırtınız koltuğa yapışmışken arabanın sizi düşündüğü için klimayı kapattığını bilmek insanı daha da çileden çıkarıyor. Dijital klima paneli kafasına göre takılıyorsa, sıcaklık sayıları ekranda dans ediyorsa sorun mekanik değil, bayağı bayağı elektronik.
Yazın kavurucu sıcağında aracın altına süzülen o su damlalarını görüp panikleyenler var. O su akacak, akmalı; tahliye borusu tıkanırsa o nem olduğu gibi sürücü paspasına göllenir. Ayakkabınızın altı göl haline geldiğinde "bu su nereden geliyor" diye aranmayın, klima tahliyesi içeri kusuyordur. Basit bir tel parçasıyla o boruyu açmak sizi büyük bir döşeme masrafından kurtarır.
Gürültü meselesi var bir de, klimayı açınca kaputun altından gelen o bilya ötmesi sesi... O ses başladıysa kompresör kilitlemeye gün sayıyor demektir. Kulak tıkamak çözüm değil, ilk kavşakta kilitlenen bir kompresör kasnağı kayışı kopartır, yolda öylece kalakalırsınız. Ertelemenin, "idare eder" demenin alemi yok.
Sıcak havada araca biner binmez klimayı en soğuk ayarda köklemek yapılan en büyük hatalardan biri. Önce camları açıp içerideki o fırın havasını tahliye edeceksiniz. Sistemi yavaş yavaş devreye sokmak, kompresörün ömrünü uzatır. Arabaya acımak lazım biraz da.
Klimayı açıyorsunuz, o bilindik kompresör tık sesini duymak için kulak kabartıyorsunuz ama çıt yok. Belli ki kompresör devreye girmiyor ya da o gaz bir yerden puf diye uçup gitmiş. Sadece gaz bastırıp kaçmak en büyük acemilik olur. Kaçağın nereden olduğunu bulmadan depoyu doldurmak, delik kovaya su taşımaktan farksız; paranızı direkt sokağa atarsınız.
Rölantide beklerken buz gibi üfleyen meret, gaza basınca bir anda ılık esmeye başlıyorsa orada duracaksınız. Fan motoru mu yoruldu, kondanser mi tıkandı bilemiyorsunuz. Sanayide usta hemen "kompresör bitik" deyip kestirip atabilir, kanmayın. Bazen sadece ufacık bir basınç sensörü, koskoca sistemi kilitler...
Polen filtresini en son ne zaman değiştirdiğinizi hatırlamıyorsanız hiç boşuna arabanın mühendislerine sövmeyin. Torpidonun arkasında yaprakla, tozla dolmuş bir filtre yüzünden havalandırma içeriyi serinletemez, fan feryat eder ama içeriye rüzgar ulaşmaz. Sökün bakın o filtreye, kapkaraysa suçlu uzaklarda değil. Torpidoyu açıp iki klipsi sökmek bu kadar zor olmamalı.
Termostat arızalandığında aracın beyni ne yapacağını şaşırır. Motor ısısını yanlış okuyan bir sistem, motoru korumak adına ilk iş klimayı devre dışı bırakır. İçeride terden sırtınız koltuğa yapışmışken arabanın sizi düşündüğü için klimayı kapattığını bilmek insanı daha da çileden çıkarıyor. Dijital klima paneli kafasına göre takılıyorsa, sıcaklık sayıları ekranda dans ediyorsa sorun mekanik değil, bayağı bayağı elektronik.
Yazın kavurucu sıcağında aracın altına süzülen o su damlalarını görüp panikleyenler var. O su akacak, akmalı; tahliye borusu tıkanırsa o nem olduğu gibi sürücü paspasına göllenir. Ayakkabınızın altı göl haline geldiğinde "bu su nereden geliyor" diye aranmayın, klima tahliyesi içeri kusuyordur. Basit bir tel parçasıyla o boruyu açmak sizi büyük bir döşeme masrafından kurtarır.
Gürültü meselesi var bir de, klimayı açınca kaputun altından gelen o bilya ötmesi sesi... O ses başladıysa kompresör kilitlemeye gün sayıyor demektir. Kulak tıkamak çözüm değil, ilk kavşakta kilitlenen bir kompresör kasnağı kayışı kopartır, yolda öylece kalakalırsınız. Ertelemenin, "idare eder" demenin alemi yok.
Sıcak havada araca biner binmez klimayı en soğuk ayarda köklemek yapılan en büyük hatalardan biri. Önce camları açıp içerideki o fırın havasını tahliye edeceksiniz. Sistemi yavaş yavaş devreye sokmak, kompresörün ömrünü uzatır. Arabaya acımak lazım biraz da.