Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Tekerlek açısal hız sensöründen (WSS) gelen veriyle direksiyon açı sensörünün (SAS) okuduğu değer birbiriyle çelişmeye başladığı an sistem felç olur. Yan ivme (Yaw Rate) sensörü aracın kendi ekseni etrafındaki dönme hızını mikrometre düzeyinde ölçerken, jiroskopik sapmayı ECU’ya aktaramıyorsa panelde o sarı kayan araba ikonu yanar; yanar ve kalır. Yanması iyi aslında... Gizli arıza daha tehlikeli. CAN-Bus hattındaki milisaniyelik veri iletim gecikmeleri veya mikro-voltaj düşüşleri sistemin aracı savruluyor sanıp gereksiz yere tek bir tekerleğe fren yaptırmasına yol açar. Otobanda 130 km/s hızla giderken sol ön frene aniden asılan bir ESP hidrolik ünitesi (HECU) hayal edin. Tehlikenin boyutunu anlamak için mühendis olmaya gerek yok, değil mi?
Sanayide "sensör bozuk, değişecek" denip geçilen şey çoğu zaman sadece bir oksitlenme meselesi olabilir mi? Olabilir, hatta çoğu zaman öyledir. Tekerlek poyra rulmanının arkasına gizlenmiş olan manyetik halka (ABS halkası) toz, çamur veya çapak topladığında Hall etkisi prensibiyle çalışan sensör saçmalamaya başlar. Voltaj dalgalanır, okuma atlar, ECU frekans hatası verir. Değiştirin hemen diyen ustaya hemen cüzdanı uzatmayın. Önce bir osiloskop bağlatıp sensörün sinyal dalga boyuna baktırın; kare dalga formu bozuk mu, yoksa sensör temiz mi? Bazen sadece 5 liralık bir kontak spreyi ve bir bez parça... İnsan şaşırıyor tabii.
Yanal ivme sensörü genelde vites konsolunun tam altına, aracın ağırlık merkezine yakın bir yere gömülür. Su dökülür, nem yapar, çay dökülür ya da kaza anında darbe alır. İçindeki mikro-elektromekanik sistem (MEMS) dediğimiz o minik silikon yapılar bir kere dengesini kaybetti mi, araç düz yolda giderken bile rotasından saptığını sanır. Hani bazen viraja girersiniz de gaz pedalı ayağınızın altında ansızın boşalır ya? İşte o saçmalık tamamen bu miniğin yanlış alarm vermesinden kaynaklanıyor. Gücü keser, gazı kilitler, sizi öylece bırakır ortada.
Direksiyon açı sensörünün kalibrasyonu kaçtıysa vay halinize. Rot ayarına girersiniz, usta rot kolları ile oynar, direksiyon simidini düzeltir ama tanı cihazından (diagnostic device) sıfır nokta kalibrasyonunu (SAS reset) yapmayı unutan o kadar çok adam var ki piyasada. Araç düz gittiğini zanneder ama sensör ECU’ya "direksiyon 12 derece sola kırık" sinyali gönderir. Sonra ne mi olur? Yanıtı çok basit: Saçma sapan yerlerde devreye giren bir antipatinaj ve stabilite kontrolü. Sürekli müdahale eden, sürüş zevkinin içine eden bir elektronik vesayet.
Yazılım güncellemesini atlamayın, mekanik aksam kadar kodlar da yaşlanır otomobillerde. Üreticilerin yayınladığı TSB (Teknik Servis Bültenleri) boşuna çıkmıyor; sensörün hassasiyet eşiğini düzenleyen parametreler zamanla revize edilir. Sadece parçayı değiştirip "tamam bu iş" demek amatörlüktür. Yeni takılan sensörün aracın mevcut fren basınç sensörleri ve ECU algoritmasıyla senkronize edilmesi, adaptasyon süreçlerinin eksiksiz çalıştırılması şart. Yoksa o ışık iki gün sonra tekrar gözünüzün içine bakmaya başlar...
Sanayide "sensör bozuk, değişecek" denip geçilen şey çoğu zaman sadece bir oksitlenme meselesi olabilir mi? Olabilir, hatta çoğu zaman öyledir. Tekerlek poyra rulmanının arkasına gizlenmiş olan manyetik halka (ABS halkası) toz, çamur veya çapak topladığında Hall etkisi prensibiyle çalışan sensör saçmalamaya başlar. Voltaj dalgalanır, okuma atlar, ECU frekans hatası verir. Değiştirin hemen diyen ustaya hemen cüzdanı uzatmayın. Önce bir osiloskop bağlatıp sensörün sinyal dalga boyuna baktırın; kare dalga formu bozuk mu, yoksa sensör temiz mi? Bazen sadece 5 liralık bir kontak spreyi ve bir bez parça... İnsan şaşırıyor tabii.
Yanal ivme sensörü genelde vites konsolunun tam altına, aracın ağırlık merkezine yakın bir yere gömülür. Su dökülür, nem yapar, çay dökülür ya da kaza anında darbe alır. İçindeki mikro-elektromekanik sistem (MEMS) dediğimiz o minik silikon yapılar bir kere dengesini kaybetti mi, araç düz yolda giderken bile rotasından saptığını sanır. Hani bazen viraja girersiniz de gaz pedalı ayağınızın altında ansızın boşalır ya? İşte o saçmalık tamamen bu miniğin yanlış alarm vermesinden kaynaklanıyor. Gücü keser, gazı kilitler, sizi öylece bırakır ortada.
Direksiyon açı sensörünün kalibrasyonu kaçtıysa vay halinize. Rot ayarına girersiniz, usta rot kolları ile oynar, direksiyon simidini düzeltir ama tanı cihazından (diagnostic device) sıfır nokta kalibrasyonunu (SAS reset) yapmayı unutan o kadar çok adam var ki piyasada. Araç düz gittiğini zanneder ama sensör ECU’ya "direksiyon 12 derece sola kırık" sinyali gönderir. Sonra ne mi olur? Yanıtı çok basit: Saçma sapan yerlerde devreye giren bir antipatinaj ve stabilite kontrolü. Sürekli müdahale eden, sürüş zevkinin içine eden bir elektronik vesayet.
Yazılım güncellemesini atlamayın, mekanik aksam kadar kodlar da yaşlanır otomobillerde. Üreticilerin yayınladığı TSB (Teknik Servis Bültenleri) boşuna çıkmıyor; sensörün hassasiyet eşiğini düzenleyen parametreler zamanla revize edilir. Sadece parçayı değiştirip "tamam bu iş" demek amatörlüktür. Yeni takılan sensörün aracın mevcut fren basınç sensörleri ve ECU algoritmasıyla senkronize edilmesi, adaptasyon süreçlerinin eksiksiz çalıştırılması şart. Yoksa o ışık iki gün sonra tekrar gözünüzün içine bakmaya başlar...