Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllarca gazete sayfalarına haber yetiştirirken öğrendiğim en temel şey şuydu: Küçük bir detay, koskoca bir hikayeyi bir anda tepetaklak edebilir. Otomobillerde de durum tam olarak böyle; kaputun altında sessiz sedasız çalışan küçücük bir metal parçası, sabah işe yetişmeye çalışırken hayatı size zindan edebilir. Yakıt pompası regülatörü dediğimiz o meret bozulmaya başladığında, araba size mesaj vermeye çalışır aslında. Ama biz genelde ne yaparız? "Gaza biraz daha basayım geçer" deriz... Geçmez efendim, maalesef geçmiyor.
Sinyaller her zaman bas bas bağırmaz, bazen hafif bir silkinişle başlar her şey. Yokuş yukarı çıkarken aracın arkadan birisi tarafından çekiliyormuş gibi hissettirmesi, o tanıdık ivmelenmenin yerini anlamsız bir isteksizliğe bırakması tesadüf değil. Depodan gelen benzin ya da motorin silindirlere doğru basınçta ulaşamıyorsa, o canım motor ne yapsın? Gaz pedalına yüklendiğinizde aracın aniden bocalayıp silkelenmesi, sistemdeki basınç dengesinin çoktan şaştığının en net kanıtıdır.
Siyah duman atan bir egzoz gördüğümde aklıma hep eski polis muhabirliği günlerimde takip ettiğim o karmaşık vakalar gelir. Regülatör içerideki yakıt basıncını ayarlayamaz da sisteme gereğinden fazla benzin pompalanırsa ne olur dersiniz? Motor o fazla yakıtı yakamaz, boğulur ve çözümü o kapkara dumanı dışarı üflemekte bulur. Çiğ benzin kokusu da cabası... Garajdan çıkarken burnunuza gelen o keskin yakıt kokusu basit bir sızıntı değil, içeriye kontrolsüzce dolan benzin miktarının çığlığıdır.
Sabahları kontağı çevirdiğinizde o neşeli marş sesinin yerini bitmek bilmeyen tıkırtılara bırakması kadar insanı çileden çıkaran az şey vardır. Marş basıyor, akü sağlam, bujiler yeni ama araba bir türlü çalışmak bilmiyor. Çünkü regülatör arızalandığında ya hattan geri depoya yakıt kaçırır ya da kütükteki basıncı tamamen sıfırlar. Yanma odasında ateşlenecek doğru dürüst benzin kalmayınca da siz o kontağı çevirip durursunuz saatlerce...
Litre fiyatlarının uçtuğu şu dönemde depodaki benzinin su gibi akıp gitmesine anlam veremiyorsanız, ibreye bakıp bakıp şaşırıyorsanız durup bir düşünün derim. Her zaman gittiğiniz yolda birdenbire iki katı yakıt tüketmeye başladıysanız suç sadece gaza basan ayağınızda olmayabilir. Regülatör diyaframı delindiğinde yanma odasına durmaksızın fazladan benzin boca edilir. Cüzdanınızı tabiri caizse delik deşik eden bu durum, paranızın kelimenin tam anlamıyla egzozdan havaya uçması demektir.
Rolantide beklerken direksiyondaki o garip titreşimi, devir saatinin bir yukarı bir aşağı sarhoş gibi sallanışını fark etmemek imkansızdır. Kırmızı ışıkta duruyorsunuz diyelim, motor bir an susacakmış gibi bocalıyor, tam stop edecekken son anda kendini topluyor... Bu kararsızlık, bu ritim bozukluğu regülatörün sabit bir basınç tutturamamasından kaynaklanır. Rölanti valfiyle, bujilerle vakit kaybetmeden önce şu küçük basınç vanasına bir göz atmakta fayda var.
Bazen de tam tersi olur; yakıt borularının içinde biriken yüksek basınç, sistemin zayıf bulduğu ilk yerden patlamasına yol açar. Motor kapağını kaldırdığınızda enjektör kütüğünün etrafında hafif ıslaklıklar, yakıt hortumu bağlantılarında terlemeler görüyorsanız tehlike çanları çalıyor demektir. Sadece performans kaybı değil, doğrudan bir yangın riski bu... Arabanızla aranızdaki o bağ kopmadan, o güzelim motoru mahvetmeden bir uzmana görünmek en akıllıca hamle olacaktır.
Sinyaller her zaman bas bas bağırmaz, bazen hafif bir silkinişle başlar her şey. Yokuş yukarı çıkarken aracın arkadan birisi tarafından çekiliyormuş gibi hissettirmesi, o tanıdık ivmelenmenin yerini anlamsız bir isteksizliğe bırakması tesadüf değil. Depodan gelen benzin ya da motorin silindirlere doğru basınçta ulaşamıyorsa, o canım motor ne yapsın? Gaz pedalına yüklendiğinizde aracın aniden bocalayıp silkelenmesi, sistemdeki basınç dengesinin çoktan şaştığının en net kanıtıdır.
Siyah duman atan bir egzoz gördüğümde aklıma hep eski polis muhabirliği günlerimde takip ettiğim o karmaşık vakalar gelir. Regülatör içerideki yakıt basıncını ayarlayamaz da sisteme gereğinden fazla benzin pompalanırsa ne olur dersiniz? Motor o fazla yakıtı yakamaz, boğulur ve çözümü o kapkara dumanı dışarı üflemekte bulur. Çiğ benzin kokusu da cabası... Garajdan çıkarken burnunuza gelen o keskin yakıt kokusu basit bir sızıntı değil, içeriye kontrolsüzce dolan benzin miktarının çığlığıdır.
Sabahları kontağı çevirdiğinizde o neşeli marş sesinin yerini bitmek bilmeyen tıkırtılara bırakması kadar insanı çileden çıkaran az şey vardır. Marş basıyor, akü sağlam, bujiler yeni ama araba bir türlü çalışmak bilmiyor. Çünkü regülatör arızalandığında ya hattan geri depoya yakıt kaçırır ya da kütükteki basıncı tamamen sıfırlar. Yanma odasında ateşlenecek doğru dürüst benzin kalmayınca da siz o kontağı çevirip durursunuz saatlerce...
Litre fiyatlarının uçtuğu şu dönemde depodaki benzinin su gibi akıp gitmesine anlam veremiyorsanız, ibreye bakıp bakıp şaşırıyorsanız durup bir düşünün derim. Her zaman gittiğiniz yolda birdenbire iki katı yakıt tüketmeye başladıysanız suç sadece gaza basan ayağınızda olmayabilir. Regülatör diyaframı delindiğinde yanma odasına durmaksızın fazladan benzin boca edilir. Cüzdanınızı tabiri caizse delik deşik eden bu durum, paranızın kelimenin tam anlamıyla egzozdan havaya uçması demektir.
Rolantide beklerken direksiyondaki o garip titreşimi, devir saatinin bir yukarı bir aşağı sarhoş gibi sallanışını fark etmemek imkansızdır. Kırmızı ışıkta duruyorsunuz diyelim, motor bir an susacakmış gibi bocalıyor, tam stop edecekken son anda kendini topluyor... Bu kararsızlık, bu ritim bozukluğu regülatörün sabit bir basınç tutturamamasından kaynaklanır. Rölanti valfiyle, bujilerle vakit kaybetmeden önce şu küçük basınç vanasına bir göz atmakta fayda var.
Bazen de tam tersi olur; yakıt borularının içinde biriken yüksek basınç, sistemin zayıf bulduğu ilk yerden patlamasına yol açar. Motor kapağını kaldırdığınızda enjektör kütüğünün etrafında hafif ıslaklıklar, yakıt hortumu bağlantılarında terlemeler görüyorsanız tehlike çanları çalıyor demektir. Sadece performans kaybı değil, doğrudan bir yangın riski bu... Arabanızla aranızdaki o bağ kopmadan, o güzelim motoru mahvetmeden bir uzmana görünmek en akıllıca hamle olacaktır.