Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sente ayarı yarım diş bile kaysa, emme ve egzoz supaplarının açılıp kapanma zamanlaması milisaniyelik gecikmelerle altüst olur. Piston tam üst ölü noktaya çıkarken emme supabının açık kalması demektir bu; yani yanma odasına girmesi gereken hava-yakıt karışımının basıncı kaçar, silindir içi kompresyon düşer. Motor kontrol ünitesi (ECU) bu basınç kaybını ve tutarsız devri hemen fark eder, devri toparlamak için rölanti motoruna sürekli sinyal gönderir... ECU çırpındıkça devir saati bir aşağı bir yukarı oynamaya başlar. Neredeyse her usta önce rölanti valfini temizler, bujileri değiştirir de kimsenin aklına o kauçuk kayışın sente kaçırmış olabileceği gelmez.
Eskiyen, esneyen ya da dişleri aşınan bir triger kayışı, krank mili ile eksantrik mili arasındaki o milimetrik senkronizasyonu içten içe kemirir. Eksantrik mili açı sensöründen gelen verilerle krank mili sensöründen gelen sinyaller birbiriyle çelişmeye başladığı an, motorun rölantideki o yağ gibi akıp giden düzeni bir anda bozulur. Bazen sadece hafif bir titreşim, bazen de ışıklarda durduğunuzda arabanın stop edecekmiş gibi sallanması... Zamanlama hatası yüzünden yanmamış gazların egzoza kaçması da cabası.
Eğer triger kayışı değişimi sonrasında motor rölantide sarsıntılı çalışmaya başladıysa, ustayı arayıp "rölanti motoru bozuldu herhalde" demeden önce trigerin sente çizgisini kontrol ettirmek gerek. Gergi bilyasının tork değeri azıcık gevşek bırakılsa bile kayış yük altındayken esner, zamanlama sapar. Sürekli aynı şeyi söylüyorum sanki ama, mekanik hassasiyet elektronik müdahaleyle çözülmez; zamanlama yanlışsa ECU ne yapsın? Kayışın üzerindeki bir dişlik kayma, aracın tüm rölanti haritasını baştan aşağı çöpe atar.
Supap bindirmesi dediğimiz o kritik anda, yani emme ve egzoz supaplarının aynı anda hafifçe açık kaldığı o saliselik dilimde, trigerin getirdiği zamanlama kusuru egzoz gazının emme manifolduna geri tepmesine yol açar. Manifold mutlak basınç sensörü (MAP) bu ani vakum değişimlerini algıladığında yakıt püskürtme sürelerini bir uzatır bir kısaltır. Motor adeta kendi nefesinde boğulur rölantide beklerken... Ne yürüyen aksam kalır hissettiğiniz ne de sürüş keyfi.
VVT veya vanos gibi değişken supap zamanlama sistemine sahip modern bir motor kullanıyorsanız, trigerdeki minik bir boşluk hidrolik mekanizmanın basınç kaçırmasına bile sebep olabilir. Sistem, eksantrik milini avansa veya rötara çekmek isterken mekanik olarak buna izin vermeyen gevşek bir kayışla karşılaşır. Sonuç? Rölantide zıplayan bir devir saati, kafa karıştıran arıza kodları ve bir türlü bulunamayan o gizemli sarsıntı... Araca yabancılaşır insan, altındaki makineye güveni kalmaz.
Eskiyen, esneyen ya da dişleri aşınan bir triger kayışı, krank mili ile eksantrik mili arasındaki o milimetrik senkronizasyonu içten içe kemirir. Eksantrik mili açı sensöründen gelen verilerle krank mili sensöründen gelen sinyaller birbiriyle çelişmeye başladığı an, motorun rölantideki o yağ gibi akıp giden düzeni bir anda bozulur. Bazen sadece hafif bir titreşim, bazen de ışıklarda durduğunuzda arabanın stop edecekmiş gibi sallanması... Zamanlama hatası yüzünden yanmamış gazların egzoza kaçması da cabası.
Eğer triger kayışı değişimi sonrasında motor rölantide sarsıntılı çalışmaya başladıysa, ustayı arayıp "rölanti motoru bozuldu herhalde" demeden önce trigerin sente çizgisini kontrol ettirmek gerek. Gergi bilyasının tork değeri azıcık gevşek bırakılsa bile kayış yük altındayken esner, zamanlama sapar. Sürekli aynı şeyi söylüyorum sanki ama, mekanik hassasiyet elektronik müdahaleyle çözülmez; zamanlama yanlışsa ECU ne yapsın? Kayışın üzerindeki bir dişlik kayma, aracın tüm rölanti haritasını baştan aşağı çöpe atar.
Supap bindirmesi dediğimiz o kritik anda, yani emme ve egzoz supaplarının aynı anda hafifçe açık kaldığı o saliselik dilimde, trigerin getirdiği zamanlama kusuru egzoz gazının emme manifolduna geri tepmesine yol açar. Manifold mutlak basınç sensörü (MAP) bu ani vakum değişimlerini algıladığında yakıt püskürtme sürelerini bir uzatır bir kısaltır. Motor adeta kendi nefesinde boğulur rölantide beklerken... Ne yürüyen aksam kalır hissettiğiniz ne de sürüş keyfi.
VVT veya vanos gibi değişken supap zamanlama sistemine sahip modern bir motor kullanıyorsanız, trigerdeki minik bir boşluk hidrolik mekanizmanın basınç kaçırmasına bile sebep olabilir. Sistem, eksantrik milini avansa veya rötara çekmek isterken mekanik olarak buna izin vermeyen gevşek bir kayışla karşılaşır. Sonuç? Rölantide zıplayan bir devir saati, kafa karıştıran arıza kodları ve bir türlü bulunamayan o gizemli sarsıntı... Araca yabancılaşır insan, altındaki makineye güveni kalmaz.