Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Triger kayışı dediğin zımbırtı, motorun kalbinde sessizce çalışan ama koptuğu an cüzdanı darmadağın eden o gizli kahraman işte. Sanayiye her girdiğimde ustaların o rahat tavırları beni benden alır; "Hallederiz abi, iki saate alırsın" derler ama o iş asla iki saatte bitmez. Gerçekçi olalım, ustalık sadece anahtar tutmak değil, o motorun dilinden anlamaktır. Düzgün bir usta trigeri sökerken acele etmez, etmemeli de... Zira milimetrik bir sente hatası, koskoca motoru hurdaya çevirmeye yeter de artar bile.
Girişteki o kargaşayı atlatıp lifte kaldırılan bir arabada triger değişimi ortalama 3 ila 5 saat arasında ömrünüzden yer. Ha, arabanın markası Fransız’sa veya motor kompartımanı daracıksa o süre bir bakmışsın tam güne uzamış... Bazen sırf bir civataya ulaşabilmek için radyatörü, tamponu, hatta motor takozunu bile sökmek gerekir. İşkence gibi görünür dışarıdan. Ama o kayışın arkasındaki devirdaim pompasını değiştirmeden çıkan ustaya da usta demem ben, net.
Neden mi değişiyor bu süre bu kadar? Çünkü her otomobilin mimarisi ustaya aynı cömertliği sunmuyor maalesef. Kimi arabada kaputu açarsın, triger kapağı cillop gibi karşımdadır; sökersin, takarsın, iki saatte çayını içip çıkarsın. Kimi arabada ise sanki mühendisler "Bu kayış bir daha asla değişmesin, değişirse de değiştiren kan ter içinde kalsın" diye ant içmiş gibi bir yerleşim yapmış. Akıl alır gibi değil...
O sanayi kokusunu içine çekip çayını yudumlarken saatine bakan sabırsız sürücülere hep aynı şeyi söylerim. Bırakın araba lifte biraz fazla kalsın, usta acele etmesin. Triger değişirken devirdaim pompası, gergi bilyaları, V kayışı derken aslında bir zincirleme bakım yapılır orada. Ustaya "Hadi çabuk ol, işim var" baskısı yapmak, kendi bindiğin dalı kesmekten farksızdır. Bir dakika geç olsun ama o sente tam otursun, motor saat gibi işlesin...
Kendi tecrübelerimden biliyorum ki, aceleye gelen triger değişiminin sonu çekici üstünde biter. Sente kaçıran bir motorun o garip, sarsıntılı çalışmasını bir kez duyan insan zaten bir daha sanayide ustayı sıkıştırmaz. Zaten işini bilen usta da o basiretsiz baskıya gelmez, "İşine gelmiyorsa başka yere götür" der geçer. Haklı mı? Dibine kadar haklı.
Sonuçta o motor kapağı kapandığında ve kontağı çevirdiğinde duymak istediğin tek şey o pürüzsüz Fısıltıdır. Üç saat sürmüş, beş saat sürmüş, dükkanda köhne bir taburede belin ağrımış... İnan hiç önemi kalmaz o an. Yeter ki o kayış kopmasın, yeter ki yolda kalma korkusu zihnini kemirmesin. Arabana gözün gibi bakacaksın ki, o da seni yarı yolda bırakmayacak.
Girişteki o kargaşayı atlatıp lifte kaldırılan bir arabada triger değişimi ortalama 3 ila 5 saat arasında ömrünüzden yer. Ha, arabanın markası Fransız’sa veya motor kompartımanı daracıksa o süre bir bakmışsın tam güne uzamış... Bazen sırf bir civataya ulaşabilmek için radyatörü, tamponu, hatta motor takozunu bile sökmek gerekir. İşkence gibi görünür dışarıdan. Ama o kayışın arkasındaki devirdaim pompasını değiştirmeden çıkan ustaya da usta demem ben, net.
Neden mi değişiyor bu süre bu kadar? Çünkü her otomobilin mimarisi ustaya aynı cömertliği sunmuyor maalesef. Kimi arabada kaputu açarsın, triger kapağı cillop gibi karşımdadır; sökersin, takarsın, iki saatte çayını içip çıkarsın. Kimi arabada ise sanki mühendisler "Bu kayış bir daha asla değişmesin, değişirse de değiştiren kan ter içinde kalsın" diye ant içmiş gibi bir yerleşim yapmış. Akıl alır gibi değil...
O sanayi kokusunu içine çekip çayını yudumlarken saatine bakan sabırsız sürücülere hep aynı şeyi söylerim. Bırakın araba lifte biraz fazla kalsın, usta acele etmesin. Triger değişirken devirdaim pompası, gergi bilyaları, V kayışı derken aslında bir zincirleme bakım yapılır orada. Ustaya "Hadi çabuk ol, işim var" baskısı yapmak, kendi bindiğin dalı kesmekten farksızdır. Bir dakika geç olsun ama o sente tam otursun, motor saat gibi işlesin...
Kendi tecrübelerimden biliyorum ki, aceleye gelen triger değişiminin sonu çekici üstünde biter. Sente kaçıran bir motorun o garip, sarsıntılı çalışmasını bir kez duyan insan zaten bir daha sanayide ustayı sıkıştırmaz. Zaten işini bilen usta da o basiretsiz baskıya gelmez, "İşine gelmiyorsa başka yere götür" der geçer. Haklı mı? Dibine kadar haklı.
Sonuçta o motor kapağı kapandığında ve kontağı çevirdiğinde duymak istediğin tek şey o pürüzsüz Fısıltıdır. Üç saat sürmüş, beş saat sürmüş, dükkanda köhne bir taburede belin ağrımış... İnan hiç önemi kalmaz o an. Yeter ki o kayış kopmasın, yeter ki yolda kalma korkusu zihnini kemirmesin. Arabana gözün gibi bakacaksın ki, o da seni yarı yolda bırakmayacak.