Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Toyota motorlarının sağlamlığı üzerine kahve köşelerinde efsaneler anlatılır durur ama iş soğutma sıvısına gelince o efsanevi dayanıklılık bir anda buharlaşıverir... Milyonlarca kilometre yol yapan o meşhur bloklar, içindeki adi ya da sahte antifriz yüzünden bir kış sabahı nasıl da yatak sarar, kimse bunu yüksek sesle konuşmak istemez.
Doğru sıvıyı seçmek demek sadece radyatörü doldurmak demek değildir; motorun damarlarındaki o zehirli kimyasal dengesini tam tutturmaktan bahsediyoruz. Fabrika çıkışlı kırmızı sıvının kadrandaki sıcaklık ibresine yaptığı o sessiz ihaneti fark edemezsen, silindir kapağındaki çatlak sana asıl faturayı kesecektir...
Hangi usta o pembe renkli orijinal sıvının yerine ucuz mavi antifriz koyduysa, aslında o arabanın ölüm fermanını kendi elleriyle imzalamıştır. Alüminyum blokların o hassas yapısı, piyasadaki aside dönmüş dandik kimyasallarla temas ettiği anda içten içe erimeye başlar, sen bunu ancak hararet ibresi kırmızıya dayandığında anlarsın.
Değişim periyodunu üç yıl geçiren bir sürücü, cebinde parası kalmadığı için mi yoksa sadece üşendiği için mi motorunu çöpe atar, bunu hala anlamış değilim... O paslı suyun radyatör peteklerini tıkaması an meselesidir, termostat kevgire döner ve sen o buz gibi havada yolda kalırsın.
Her defasında aynı hatayı tekrarlayıp duruyorsunuz; saf suyla antifrizi karıştırırken ölçü kabı kullanmak yerine çay bardağıyla oran tutturmaya çalışıyorsunuz. Sonra motor bloklarında o minik kılcal çatlaklar oluşuyor, antifriz yanma odasına sızıyor ve egzozdan gelen o tatlı beyaz duman sana her şeyi anlatıyor...
Piyasada orijinal diye satılan o bidonların yüzde doksanı dolandırıcıların elinden çıkma merdiven altı üretimlerden ibaret. Pet şişelere doldurulmuş boyalı suyu motora basarken hiç mi vicdanınız sızlamıyor, o mühendisler o motoru tasarlarken bu kıymetsiz zehirleri yutsun diye mi uğraştı sanıyorsunuz.
Sistemi saf suyla iyice yıkamadan yeni sıvıyı basmak, kirli bir bardağa taze süt doldurmak gibidir; eski tortu yeni sıvının da ömrünü anında bitirir. Boşaltma tapalarını kontrol etmeyi unutmayın, içeride kalan o paslı tortu birkaç ay içinde devridaim pompasının kanatlarını bıçak gibi kesip atacak...
Yaz aylarında su ekleyerek idare ederim mantığı, kışın ilk ayazında bütün motoru kucaklayıp sanayiye gitmenize sebep olur. O genleşme kabındaki seviye neden sürekli aşağı düşüyor diye kendi kendine hiç sordun mu, o eksilen su bir yerlerden kaçıyor işte, motoru içten içe yiyor.
Toyota sahibi olmak bir ayrıcalıktır ama cahil ellerde bakım görmüş bir Japon makinesi, sahibini inme hastasına çevirmekte üzerine tanımaz. Antifriz sadece donmayı önleyen basit bir sıvı değildir; o motorun kanıdır, canıdır, ömrünün ta kendisidir, bunu kafanıza böyle sokun.
Doğru sıvıyı seçmek demek sadece radyatörü doldurmak demek değildir; motorun damarlarındaki o zehirli kimyasal dengesini tam tutturmaktan bahsediyoruz. Fabrika çıkışlı kırmızı sıvının kadrandaki sıcaklık ibresine yaptığı o sessiz ihaneti fark edemezsen, silindir kapağındaki çatlak sana asıl faturayı kesecektir...
Hangi usta o pembe renkli orijinal sıvının yerine ucuz mavi antifriz koyduysa, aslında o arabanın ölüm fermanını kendi elleriyle imzalamıştır. Alüminyum blokların o hassas yapısı, piyasadaki aside dönmüş dandik kimyasallarla temas ettiği anda içten içe erimeye başlar, sen bunu ancak hararet ibresi kırmızıya dayandığında anlarsın.
Değişim periyodunu üç yıl geçiren bir sürücü, cebinde parası kalmadığı için mi yoksa sadece üşendiği için mi motorunu çöpe atar, bunu hala anlamış değilim... O paslı suyun radyatör peteklerini tıkaması an meselesidir, termostat kevgire döner ve sen o buz gibi havada yolda kalırsın.
Her defasında aynı hatayı tekrarlayıp duruyorsunuz; saf suyla antifrizi karıştırırken ölçü kabı kullanmak yerine çay bardağıyla oran tutturmaya çalışıyorsunuz. Sonra motor bloklarında o minik kılcal çatlaklar oluşuyor, antifriz yanma odasına sızıyor ve egzozdan gelen o tatlı beyaz duman sana her şeyi anlatıyor...
Piyasada orijinal diye satılan o bidonların yüzde doksanı dolandırıcıların elinden çıkma merdiven altı üretimlerden ibaret. Pet şişelere doldurulmuş boyalı suyu motora basarken hiç mi vicdanınız sızlamıyor, o mühendisler o motoru tasarlarken bu kıymetsiz zehirleri yutsun diye mi uğraştı sanıyorsunuz.
Sistemi saf suyla iyice yıkamadan yeni sıvıyı basmak, kirli bir bardağa taze süt doldurmak gibidir; eski tortu yeni sıvının da ömrünü anında bitirir. Boşaltma tapalarını kontrol etmeyi unutmayın, içeride kalan o paslı tortu birkaç ay içinde devridaim pompasının kanatlarını bıçak gibi kesip atacak...
Yaz aylarında su ekleyerek idare ederim mantığı, kışın ilk ayazında bütün motoru kucaklayıp sanayiye gitmenize sebep olur. O genleşme kabındaki seviye neden sürekli aşağı düşüyor diye kendi kendine hiç sordun mu, o eksilen su bir yerlerden kaçıyor işte, motoru içten içe yiyor.
Toyota sahibi olmak bir ayrıcalıktır ama cahil ellerde bakım görmüş bir Japon makinesi, sahibini inme hastasına çevirmekte üzerine tanımaz. Antifriz sadece donmayı önleyen basit bir sıvı değildir; o motorun kanıdır, canıdır, ömrünün ta kendisidir, bunu kafanıza böyle sokun.