Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Garajın kapısını çekip motoru ilk çalıştırdığın o saniyede gelen o ince metalik ses var ya, işte onu hemen duymazlıktan geliyoruz hepimiz, oysa triger zincirinin o gergin anlardaki hafif şıkırtısı size ilk ve son uyarısını veriyor aslında; ya da yetkili servisin binlerce lira fatura çıkardığı o sensör değişiminden sonra aracın arıza lambasını siyah elektrik bandıyla kapatan ustaya ne demeli, parmak kadar soketin oksitlendiğini görmeyip bütün beyni değiştirmeye kalkmak hangi akla sığar ki...
Kavrama bittiğinde balatayı söküp atan ama volandaki o mikronluk kılcal çatlakları parlatma taşıyla geçiştirenlerin eline düşmesin o safkan D-4D motorlar, çünkü basınç tüpündeki hidrolik kaçaklarını sadece yazılım güncellemesiyle çözebileceğini sanan o yetkili servis zihniyeti yüzünden kaç tane şanzıman kilitlendi yollarda...
ABS beyninin o kronik lehim çatlaklarını havya atölyesinde cımbızla düzeltmek yerine, parça değişimi diye tutturan o yedek parça tezgâhları insanı çileden çıkarır da, asıl facia o hibrit bataryasının soğutma fanındaki tozları temizlemek yerine tüm bloğu hurdaya çıkaran o aceleci ellerde gizlidir...
Direksiyon kutusundaki o boşluğu sadece mafsal sıkarak yok edebileceğini sanan sanayi erbabı, aslında rack milindeki dişlilerin ömrünü nasıl yediğini bir bilse...
Enjektör memelerindeki o küçük pulların yanmasını mazot kalitesine bağlayıp işin içinden çıkanlar, aslında geri dönüş hattındaki o gizli basınç kaybını hiç hesaba katmıyorlar; oysa bir kez o sibop gayları sökülüp bakılsa...
Ön takım kütürtülerini sadece rot başı değiştirerek susturabileceğini sananlar, o salıncak burçlarındaki hidrolik sıvının çoktan boşaldığını fark etmiyor bile, ne acı değil mi...
Kavrama bittiğinde balatayı söküp atan ama volandaki o mikronluk kılcal çatlakları parlatma taşıyla geçiştirenlerin eline düşmesin o safkan D-4D motorlar, çünkü basınç tüpündeki hidrolik kaçaklarını sadece yazılım güncellemesiyle çözebileceğini sanan o yetkili servis zihniyeti yüzünden kaç tane şanzıman kilitlendi yollarda...
ABS beyninin o kronik lehim çatlaklarını havya atölyesinde cımbızla düzeltmek yerine, parça değişimi diye tutturan o yedek parça tezgâhları insanı çileden çıkarır da, asıl facia o hibrit bataryasının soğutma fanındaki tozları temizlemek yerine tüm bloğu hurdaya çıkaran o aceleci ellerde gizlidir...
Direksiyon kutusundaki o boşluğu sadece mafsal sıkarak yok edebileceğini sanan sanayi erbabı, aslında rack milindeki dişlilerin ömrünü nasıl yediğini bir bilse...
Enjektör memelerindeki o küçük pulların yanmasını mazot kalitesine bağlayıp işin içinden çıkanlar, aslında geri dönüş hattındaki o gizli basınç kaybını hiç hesaba katmıyorlar; oysa bir kez o sibop gayları sökülüp bakılsa...
Ön takım kütürtülerini sadece rot başı değiştirerek susturabileceğini sananlar, o salıncak burçlarındaki hidrolik sıvının çoktan boşaldığını fark etmiyor bile, ne acı değil mi...