Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllarca Sanayi Sitesi'nin o yağ kokulu dükkanlarında ustaların laf arasında ne anlattığını dinledim, sonra gazetecilik yıllarımdaki o kılı kırk yaran araştırmacı alışkanlığımı bu işe kattım ve tekerlek hız sensörü kablosunun aslında arabanın en mazlum parçası olduğuna karar verdim. Tekerlek yuvasının o zifiri karanlığında, sürekli çamur, taş, tazyikli su ve süspansiyonun bitmek bilmeyen salınımlarıyla boğuşan bu incecik kablo yığını, günün sonunda fren pedalınızın altındaki o hayati hissi doğrudan belirliyor. Kablonun dış koruma plastikleri zamanla esnekliğini kaybedip sertleştiğinde, tekerlek her çukura girip çıktığında o kılcal bakır tellerin içinde gözle görülmeyen minik kırılmalar başlamış oluyor zaten. Sürücü panosunda aniden yanan bir ABS veya ESP ışığı gördüğünüzde genellikle herkes sensörün kendisinin bozulduğunu düşünür ve hemen pahalı parçaları değiştirmeye kalkar; oysa çoğu zaman bütün mesele, beş liralık bir plastiğin içinden geçen ve sürekli bükülmekten yorulmuş olan o küçük kablo hattının kopmasından ibarettir...
Peki, bu kablonun içindeki o mikroskobik Kopmalar tam olarak nasıl bir belirti verir dersiniz? Bazen sabah arabayı çalıştırırsınız, her şey pırıl pırıldır, derken hafif bir kasisten geçersiniz ve bir anda gösterge paneli pavyon ışıkları gibi rengarenk oluverir; sonra stop edip tekrar çalıştırırsınız ve hop, arıza ışığı kaybolur. İşte bu durum tam da kablonun içindeki Bakır hatların uç uca temas edip etmeme mücadelesidir ve sistem tam bu temassızlık anında tekerleğin dönme hızını okuyamadığı için güvenliği ön plana alarak kendini kapatır. Beyin, yani ECU dediğimiz o dijital kontrol ünitesi, tekerlekten sıfır sinyal aldığı an tekerleğin kilitlendiğini zanneder veya mantıksız bir veri dizisiyle karşılaşınca panikleyip ABS sistemini devreden çıkarır. Arıza tespit cihazına bağladığınızda bile bazen sensör hatası verir ama asıl suçlu sensörün kendisi değil, o veriyi beyne taşıyan iletken hattın ta kendisidir.
Düşünsenize, saatte yüz kilometre hızla giderken aniden frene basıyorsunuz ve ayağınızın altında o bildiğiniz ABS titremesi yerine garip bir sertlik hissediyorsunuz. Süspansiyon sisteminin sürekli hareket halinde olması, viraj alırken tekerleklerin sağa sola dönmesi ve aksın aşağı yukarı esnemesi, kabloyu sürekli esneten bir demir teli bükme testine dönüştürür zamanla. Hele bir de geçmişte bir fren balatası veya amortisör değişimi sırasında usta o kabloyu klipsinden çıkarıp sonra tekrar yerine oturtmayı unuttuysa... İşte o zaman kablo serbestçe sallanmaya başlar, janta veya kolda bir yere sürtünür, koruyucu zırhı aşınır ve içeriye giren nem bakırı içten içe çürütür. Bazen dışarıdan bakıldığında tertemiz, sapa sağlam görünen bir kablonun kılıfını soyduğunuzda içinden sadece yeşil bir oksit tozu döküldüğünü görmek beni her defasında şaşırtmayı başarır.
Şimdi kalkıp da "bu kablo koparsa ne olur ki, altı üstı bir ABS çalışmaz" deyip geçmek kesinlikle büyük bir saflık olur, zira modern araçlarda her şey birbirine kılcal damarlarla bağlı. Tekerlek hız sensöründen gelen veri sadece frene gitmiyor ki; yokuş kalkış desteğinizden tutun da çekiş kontrol sistemine, otomatik vites geçiş aralıklarından elektronik fren kuvveti dağılımına kadar her birim bu bilgiyi kullanıyor. Bir tekerleğin hızını okuyamayan araba adeta tek gözü kör kalmış bir insan gibi yalalpalamaya başlar, vites geçişleri saçmalar, sert frenajda arabanın arkası savrulma eğilimi gösterir. O yüzden rot-balansçıya gittiğinizde ya da aracınızı lifte kaldırttığınızda ustaya sadece "alt takıma bak" demeyin, o tekerlek içindeki kablo kanallarının, plastik tutucuların sağlam olup olmadığını da bizzat gözlerinizle kontrol edin.
Kendi tecrübelerimden biliyorum ki, bu tarz elektriksel ve mekanik kökenli arızalarda en büyük hata sorunu tekerleğin hemen dibinde aramayı bırakıp bütünü görememektir. Yoldan fırlayan küçük bir taş parçası kablonun dış izolasyonunu çizebilir, kışın yollara dökülen tuzlu su o çizikten içeri sızar ve kılcal kılcal ilerleyerek kabloyu içten yürütür. Bazen multimetre ile ölçüm yaparsınız, dükkanda araba durduğu yerde her şey normal görünür, ohm değeri tam olması gerektiği gibidir; fakat yola çıkıp direksiyonu tam sol yaptığınızda kablo gerilir ve temas kesilir. İşte tam da bu yüzden tekerlek hız sensörü kablo arızaları oto elektriğin en gıcık, tespiti en sabır isteyen kanayan yaralarından biridir...
Arabasına gözü gibi bakan biriyseniz, periyodik bakımlarda disk ve balata değişimleri yapılırken kablonun gerginliğini mutlaka elinizle bir kontrol ettirmenizde büyük fayda var. Gergin duran bir kablo zamanla kopmaya mahkumdur, çok gevşek bırakılmış bir kablo ise dönen parçalara temas edip kesilmeye adaydır; bunun ideal bir esneklik payı, fabrika çıkışı belirlenmiş hassas bir rotası vardır. Eğer aracınız belirli aralıklarla saçma sapan ABS arızaları verip sonra kendi kendine düzeliyorsa, boşuna pahalı sensörler sipariş edip paranızı sokağa atmayın, doğrudan o tekerleğe giden kablo demetini ve soket bağlantılarını mercek altına alın. Soketlerin içine giren minik su damlaları bile zamanla pinlerde korozyon yapıp benzer felaketlere yol açabilir, ki bu da aslında kablo arızasının bir başka maskelenmiş halidir.
Peki, bu kablonun içindeki o mikroskobik Kopmalar tam olarak nasıl bir belirti verir dersiniz? Bazen sabah arabayı çalıştırırsınız, her şey pırıl pırıldır, derken hafif bir kasisten geçersiniz ve bir anda gösterge paneli pavyon ışıkları gibi rengarenk oluverir; sonra stop edip tekrar çalıştırırsınız ve hop, arıza ışığı kaybolur. İşte bu durum tam da kablonun içindeki Bakır hatların uç uca temas edip etmeme mücadelesidir ve sistem tam bu temassızlık anında tekerleğin dönme hızını okuyamadığı için güvenliği ön plana alarak kendini kapatır. Beyin, yani ECU dediğimiz o dijital kontrol ünitesi, tekerlekten sıfır sinyal aldığı an tekerleğin kilitlendiğini zanneder veya mantıksız bir veri dizisiyle karşılaşınca panikleyip ABS sistemini devreden çıkarır. Arıza tespit cihazına bağladığınızda bile bazen sensör hatası verir ama asıl suçlu sensörün kendisi değil, o veriyi beyne taşıyan iletken hattın ta kendisidir.
Düşünsenize, saatte yüz kilometre hızla giderken aniden frene basıyorsunuz ve ayağınızın altında o bildiğiniz ABS titremesi yerine garip bir sertlik hissediyorsunuz. Süspansiyon sisteminin sürekli hareket halinde olması, viraj alırken tekerleklerin sağa sola dönmesi ve aksın aşağı yukarı esnemesi, kabloyu sürekli esneten bir demir teli bükme testine dönüştürür zamanla. Hele bir de geçmişte bir fren balatası veya amortisör değişimi sırasında usta o kabloyu klipsinden çıkarıp sonra tekrar yerine oturtmayı unuttuysa... İşte o zaman kablo serbestçe sallanmaya başlar, janta veya kolda bir yere sürtünür, koruyucu zırhı aşınır ve içeriye giren nem bakırı içten içe çürütür. Bazen dışarıdan bakıldığında tertemiz, sapa sağlam görünen bir kablonun kılıfını soyduğunuzda içinden sadece yeşil bir oksit tozu döküldüğünü görmek beni her defasında şaşırtmayı başarır.
Şimdi kalkıp da "bu kablo koparsa ne olur ki, altı üstı bir ABS çalışmaz" deyip geçmek kesinlikle büyük bir saflık olur, zira modern araçlarda her şey birbirine kılcal damarlarla bağlı. Tekerlek hız sensöründen gelen veri sadece frene gitmiyor ki; yokuş kalkış desteğinizden tutun da çekiş kontrol sistemine, otomatik vites geçiş aralıklarından elektronik fren kuvveti dağılımına kadar her birim bu bilgiyi kullanıyor. Bir tekerleğin hızını okuyamayan araba adeta tek gözü kör kalmış bir insan gibi yalalpalamaya başlar, vites geçişleri saçmalar, sert frenajda arabanın arkası savrulma eğilimi gösterir. O yüzden rot-balansçıya gittiğinizde ya da aracınızı lifte kaldırttığınızda ustaya sadece "alt takıma bak" demeyin, o tekerlek içindeki kablo kanallarının, plastik tutucuların sağlam olup olmadığını da bizzat gözlerinizle kontrol edin.
Kendi tecrübelerimden biliyorum ki, bu tarz elektriksel ve mekanik kökenli arızalarda en büyük hata sorunu tekerleğin hemen dibinde aramayı bırakıp bütünü görememektir. Yoldan fırlayan küçük bir taş parçası kablonun dış izolasyonunu çizebilir, kışın yollara dökülen tuzlu su o çizikten içeri sızar ve kılcal kılcal ilerleyerek kabloyu içten yürütür. Bazen multimetre ile ölçüm yaparsınız, dükkanda araba durduğu yerde her şey normal görünür, ohm değeri tam olması gerektiği gibidir; fakat yola çıkıp direksiyonu tam sol yaptığınızda kablo gerilir ve temas kesilir. İşte tam da bu yüzden tekerlek hız sensörü kablo arızaları oto elektriğin en gıcık, tespiti en sabır isteyen kanayan yaralarından biridir...
Arabasına gözü gibi bakan biriyseniz, periyodik bakımlarda disk ve balata değişimleri yapılırken kablonun gerginliğini mutlaka elinizle bir kontrol ettirmenizde büyük fayda var. Gergin duran bir kablo zamanla kopmaya mahkumdur, çok gevşek bırakılmış bir kablo ise dönen parçalara temas edip kesilmeye adaydır; bunun ideal bir esneklik payı, fabrika çıkışı belirlenmiş hassas bir rotası vardır. Eğer aracınız belirli aralıklarla saçma sapan ABS arızaları verip sonra kendi kendine düzeliyorsa, boşuna pahalı sensörler sipariş edip paranızı sokağa atmayın, doğrudan o tekerleğe giden kablo demetini ve soket bağlantılarını mercek altına alın. Soketlerin içine giren minik su damlaları bile zamanla pinlerde korozyon yapıp benzer felaketlere yol açabilir, ki bu da aslında kablo arızasının bir başka maskelenmiş halidir.