Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otomobilin kaputunu kaldırdığında karşılaştığın o metal yığını aslında termodinamik bir dengenin, binlerce mühendislik hesaplamasının somut halidir; içindeki kanallardan saniyede metrelerce hızla geçen sıvı ise bu dengenin tek ve yegane garantörüdür. Su, yüksek özgül ısı kapasitesi sayesinde ideal bir ısı taşıyıcıdır, evet... Saf suyun kilogram başına santigrat derece başına yaklaşık 4.18 kilojullük muazzam ısı emme yeteneği, yanma odalarındaki o cehennemi sıcaklığı alıp radyatör peteklerine taşımak için mükemmel bir zemin hazırlar, peki ya motor bloğunun içindeki o dökme demirin ya da alüminyumun suyla temas ettiği an başlattığı elektrokimyasal savaş?
Kaynama noktasının deniz seviyesinde yüz derece olması, atmosferik basıncın düştüğü yüksek rakımlarda veya motorun sıkıştırma oranlarının tavan yaptığı anlarda sıvının aniden gaz fazına geçmesine yol açar; bu da lokal kaynama noktacıkları, kavitasyon kabarcıkları ve metal yüzeylerde mikroskobik düzeyde oyuklar oluşturan o yıkıcı implozyon dalgalarını tetikler. Su tek başına kullanıldığında sadece kaynamakla kalmaz, suyun o doymamış yapısı demir moleküllerini çözmeye, oksijenle birleştirerek demir oksit yani pas tabakasını üretmeye bayılır; zamanla radyatörün incecik petekleri tıkanır, su pompasının pervaneleri erir ve motor bloğu içeriden çürümeye başlar.
Donma olayını hesaba kattığında saf suyun sıfır derecede hacmini yüzde dokuz oranında artırarak kristalleşmesi, silindir kapaklarını çatlatacak, radyatör borularını patlatacak kadar acımasız bir fiziksel gerilme yaratır; bu yüzden glikol bazlı kimyasallarla suyun moleküler yapısını modifiye etmek, donma noktasını eksi otuzlara düşürürken kaynama eşiğini de yüz yirmi derecelere kadar yukarı taşır. Antifriz dediğin o yoğun, renkli sıvı aslında sadece bir donma önleyici değil, mono etilen glikol ve organik asit teknolojili inhibitörlerin muazzam birleşiminden oluşan kompleks bir kimyasal kalkan; metal yüzeylerde mikroskobik bir film tabakası oluşturarak suyun o yıpratıcı temasını engeller, korozyonu durdurur.
Sisteme sadece musluk suyu doldurmak, içindeki kalsiyum ve magnezyum iyonlarının yüksek sıcaklıkta kireç tortuları oluşturmasına, peteklerin iç yüzeyini yalıtkan bir mineral tabakayla kaplayarak ısı transfer verimliliğini %20'lere varan oranlarda düşürmesine sebep olur... Isı bloğun içinde hapsolur, dışarı atılamaz, hararet göstergesi tırmanmaya başlar ve sen motora binen o gizli yükün farkına bile varamazsın. Saf su ya da deiyonize su kullanılsa bile içerisindeki iyon eksikliği metallerden iyon koparmaya çalışacağı için mutlaka belirli oranlarda, genellikle yarı yarıya, doğru kimyasal bileşime sahip antifrizle harmanlanması şarttır.
Kaynama noktasının deniz seviyesinde yüz derece olması, atmosferik basıncın düştüğü yüksek rakımlarda veya motorun sıkıştırma oranlarının tavan yaptığı anlarda sıvının aniden gaz fazına geçmesine yol açar; bu da lokal kaynama noktacıkları, kavitasyon kabarcıkları ve metal yüzeylerde mikroskobik düzeyde oyuklar oluşturan o yıkıcı implozyon dalgalarını tetikler. Su tek başına kullanıldığında sadece kaynamakla kalmaz, suyun o doymamış yapısı demir moleküllerini çözmeye, oksijenle birleştirerek demir oksit yani pas tabakasını üretmeye bayılır; zamanla radyatörün incecik petekleri tıkanır, su pompasının pervaneleri erir ve motor bloğu içeriden çürümeye başlar.
Donma olayını hesaba kattığında saf suyun sıfır derecede hacmini yüzde dokuz oranında artırarak kristalleşmesi, silindir kapaklarını çatlatacak, radyatör borularını patlatacak kadar acımasız bir fiziksel gerilme yaratır; bu yüzden glikol bazlı kimyasallarla suyun moleküler yapısını modifiye etmek, donma noktasını eksi otuzlara düşürürken kaynama eşiğini de yüz yirmi derecelere kadar yukarı taşır. Antifriz dediğin o yoğun, renkli sıvı aslında sadece bir donma önleyici değil, mono etilen glikol ve organik asit teknolojili inhibitörlerin muazzam birleşiminden oluşan kompleks bir kimyasal kalkan; metal yüzeylerde mikroskobik bir film tabakası oluşturarak suyun o yıpratıcı temasını engeller, korozyonu durdurur.
Sisteme sadece musluk suyu doldurmak, içindeki kalsiyum ve magnezyum iyonlarının yüksek sıcaklıkta kireç tortuları oluşturmasına, peteklerin iç yüzeyini yalıtkan bir mineral tabakayla kaplayarak ısı transfer verimliliğini %20'lere varan oranlarda düşürmesine sebep olur... Isı bloğun içinde hapsolur, dışarı atılamaz, hararet göstergesi tırmanmaya başlar ve sen motora binen o gizli yükün farkına bile varamazsın. Saf su ya da deiyonize su kullanılsa bile içerisindeki iyon eksikliği metallerden iyon koparmaya çalışacağı için mutlaka belirli oranlarda, genellikle yarı yarıya, doğru kimyasal bileşime sahip antifrizle harmanlanması şarttır.