Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yolda giderken birden o gösterge ibresinin kırmızının ucuna dayandığını görmek insanın ömründen ömür götürür, biliyorum; işte o an motor kaputu altında dönmesi gereken o pervanenin durduğunu anlamak, panik yapıp hemen kontağı kapatmak ya da körlemesine devam etmek arasında sıkışıp kalmaktır.
O fan dediğimiz parça aslında sadece demir yığınını serinleten sıradan bir pervane değil, motorun nefes borusudur; peki bu nefes kesildiğinde yola devam etmenin ne kadara mal olacağını hiç hesapladınız mı, yoksa şansa mı bırakıyorsunuz?
Durumu netleştirmek gerekirse, aracı fan arızasıyla hareket ettirmek demek, ateşe benzin dökmekten farksızdır çünkü su devridaim yapsa bile radyatörün önünden geçen o hava akımı kesildiğinde, dur kalk trafikte sıcaklık saniyeler içinde tırmanışa geçer ve contayı yakmak an meselesi haline gelir.
Şehirler arası yolda, yani rüzgarın kendi kendine radyatörü soğutabildiği o yüksek hızlarda belki bir süre idare edebilirsiniz diyebilirim ama o da tam bir kumar, çünkü trafikteki ilk ışıkta ya da yavaşlamanız gereken o ilk anda motorun kaynatması kaçınılmaz bir sondur.
Eski tecrübelerimden hatırlarım, "nasıl olsa eve az kaldı" diyerek o yola devam edenlerin yüzde doksanı servisten çıkarken arabanın parasından fazlasını masraf olarak ödemiştir; yani o riski almak akıl karı değil, tamamen cepten ve motordan yemektir.
Motor bloğunun o aşırı sıcağa dayanabileceğini mi sanıyorsunuz, sakın böyle bir yanılgıya düşmeyin; alüminyum ya da çelik fark etmez, o hararet yükseldiği an metal genleşir, silindir kapak contası yanar, pistonlar gömleğe sarar ve ondan sonra usta masasında dökülen gözyaşları hiç fayda etmez.
Eğer başınıza böyle bir talihsizlik geldiyse ve fan devreye girmiyorsa, yapılacak en doğru hareket aracı güvenli bir kenara çekip motoru tamamen soğumaya bırakmaktır; ya da şansınızı zorlamadan bir çekici çağırıp ustaya gitmek en akıllıca yoldur.
O fan dediğimiz parça aslında sadece demir yığınını serinleten sıradan bir pervane değil, motorun nefes borusudur; peki bu nefes kesildiğinde yola devam etmenin ne kadara mal olacağını hiç hesapladınız mı, yoksa şansa mı bırakıyorsunuz?
Durumu netleştirmek gerekirse, aracı fan arızasıyla hareket ettirmek demek, ateşe benzin dökmekten farksızdır çünkü su devridaim yapsa bile radyatörün önünden geçen o hava akımı kesildiğinde, dur kalk trafikte sıcaklık saniyeler içinde tırmanışa geçer ve contayı yakmak an meselesi haline gelir.
Şehirler arası yolda, yani rüzgarın kendi kendine radyatörü soğutabildiği o yüksek hızlarda belki bir süre idare edebilirsiniz diyebilirim ama o da tam bir kumar, çünkü trafikteki ilk ışıkta ya da yavaşlamanız gereken o ilk anda motorun kaynatması kaçınılmaz bir sondur.
Eski tecrübelerimden hatırlarım, "nasıl olsa eve az kaldı" diyerek o yola devam edenlerin yüzde doksanı servisten çıkarken arabanın parasından fazlasını masraf olarak ödemiştir; yani o riski almak akıl karı değil, tamamen cepten ve motordan yemektir.
Motor bloğunun o aşırı sıcağa dayanabileceğini mi sanıyorsunuz, sakın böyle bir yanılgıya düşmeyin; alüminyum ya da çelik fark etmez, o hararet yükseldiği an metal genleşir, silindir kapak contası yanar, pistonlar gömleğe sarar ve ondan sonra usta masasında dökülen gözyaşları hiç fayda etmez.
Eğer başınıza böyle bir talihsizlik geldiyse ve fan devreye girmiyorsa, yapılacak en doğru hareket aracı güvenli bir kenara çekip motoru tamamen soğumaya bırakmaktır; ya da şansınızı zorlamadan bir çekici çağırıp ustaya gitmek en akıllıca yoldur.