Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Radyatör fanı arızalarında en sık görülen sorunlar, o kaputun altındaki karmaşık mühendislik senfonisinin ansızın sessizliğe bürünmesiyle başlar.
Müşteriler genelde trafikte sıkışıp kaldıklarında hararet ibresinin kırmızı çizgiyi tırmandığını görünce anlarlar işin rengini değiştiğini...
Peki, o küçük ama hayati pervanenin dönmesini engelleyen görünmez düşman nedir?
Çoğu zaman termik müşür denilen küçük sensör, motor sıcaklığını okuyamaz ve ana beyne sinyal göndermeyi kesiverir.
Sinyal yoksa hareket de yok tabii...
Elektronik devrelerin o nazlı dünyasında bazen minik bir oksitlenme, bazen de yılların getirdiği yorgunluk akışı tamamen keser.
Röle arızaları ise tam bir kurnazdır; aküden fana giden o güçlü elektriği keserek sistemi kilitler ve siz sağlam zannedersiniz her şeyi.
Sigorta kutusunda atan o küçük plastik parça var ya, işte o bile tüm sistemi çökertmeye yeter bazen.
Kabloların motor sıcaklığından kavrulup çıplak kalması ise işin en tehlikeli ve en acı yüzüdür.
Zamanla motor yatakları aşınır, sargılar yanar ve fan motoru adeta kilitlenir; yani mekanik sıkışma dediğimiz o kaçınılmaz son kapıyı çalar.
Kontak kapalıyken bile aküyü sömüren kaçaklar, sabahleyin aracı çalıştıramamanın verdiği o sinir bozucu sürprizle yüzleştirir insanı.
Bu tür arızalarla karşılaşmamak adına düzenli kontrol şarttır, yoksa küçük bir ihmal büyük masraflara kapı aralar.
Servis rampasında sökülen o pervaneye bakıp da "keşke daha önce baksaydım" dememek için sesleri dinlemek gerekir.
Motor soğutma sistemindeki her bir parça birbirmine zincir gibi bağlıdır çünkü; biri durursa diğeri çöker.
Müşteriler genelde trafikte sıkışıp kaldıklarında hararet ibresinin kırmızı çizgiyi tırmandığını görünce anlarlar işin rengini değiştiğini...
Peki, o küçük ama hayati pervanenin dönmesini engelleyen görünmez düşman nedir?
Çoğu zaman termik müşür denilen küçük sensör, motor sıcaklığını okuyamaz ve ana beyne sinyal göndermeyi kesiverir.
Sinyal yoksa hareket de yok tabii...
Elektronik devrelerin o nazlı dünyasında bazen minik bir oksitlenme, bazen de yılların getirdiği yorgunluk akışı tamamen keser.
Röle arızaları ise tam bir kurnazdır; aküden fana giden o güçlü elektriği keserek sistemi kilitler ve siz sağlam zannedersiniz her şeyi.
Sigorta kutusunda atan o küçük plastik parça var ya, işte o bile tüm sistemi çökertmeye yeter bazen.
Kabloların motor sıcaklığından kavrulup çıplak kalması ise işin en tehlikeli ve en acı yüzüdür.
Zamanla motor yatakları aşınır, sargılar yanar ve fan motoru adeta kilitlenir; yani mekanik sıkışma dediğimiz o kaçınılmaz son kapıyı çalar.
Kontak kapalıyken bile aküyü sömüren kaçaklar, sabahleyin aracı çalıştıramamanın verdiği o sinir bozucu sürprizle yüzleştirir insanı.
Bu tür arızalarla karşılaşmamak adına düzenli kontrol şarttır, yoksa küçük bir ihmal büyük masraflara kapı aralar.
Servis rampasında sökülen o pervaneye bakıp da "keşke daha önce baksaydım" dememek için sesleri dinlemek gerekir.
Motor soğutma sistemindeki her bir parça birbirmine zincir gibi bağlıdır çünkü; biri durursa diğeri çöker.