Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor bloğundaki kılcal çatlaklar, silindir kapak contasının yıpranması ya da devirdaim pompasının keçe kaçırması... Isı transferini sağlayan antifrizli sıvı, kapalı devre çalışan bu sistemde yüksek basınç altında devirdaim ederken en zayıf noktayı bulup dışarı sızabilir. Silindir kapağı tork değerlerinin zamanla düşmesi sonucu conta yüzeyinde mikro ölçekli aralıklar oluşur ve sıvı doğrudan yanma odasına çekilerek buharlaşır. Egzozdan çıkan o beyaz dumanı fark ettiğiniz an, aslında silindire sızan soğutma sıvısının yanarak tahliye edildiği andır... Yanma odasına su yürümesi durumu, motorun termal dengesini tamamen bozar.
Termostat gövdesindeki plastik aksamların yüksek ısı döngüsü nedeniyle gevrekleşmesi, kılcal düzeyde sıvı kaybına yol açan en sinsi nedenlerdendir. Devirdaim pompası (su pompası) mil contası aşındığında, araç çalışırken oluşan hidrolik basınç sıvıyı pompanın tahliye deliğinden dışarı fırlatır; araç durduğunda ise damlama kesildiği için arızayı tespit etmek zorlaşır. Kauçuk hortumların kelepçe bağlantı noktalarında zamanla oluşan korozyon da sıvının yavaş yavaş eksilmesine zemin hazırlar. Hortumun iç yüzeyindeki liflerin kopmasıyla oluşan mikro çatlaklar, sistem 90 derece çalışma sıcaklığına ulaştığında genleşerek sızıntıyı başlatır... Yani sistem ısındıkça kaçırır, soğudukça izini kaybettirir.
Genleşme kavanozu kapağında yer alan çift yönlü kalibre edilmiş basınç valfi, sistemdeki aşırı basıncı tahliye etmekle görevlidir. Bu valfin yay esnekliğini kaybetmesi ya da conta yüzeyinin kireçlenmesi, sıvının kaynama noktasını düşürerek buhar halinde dışarı kaçmasına sebebiyet verir. Atmosferik basınca maruz kalan antifrizli su, normalden çok daha düşük sıcaklıklarda buharlaşmaya başlar ki bu da hazne seviyesinin sürekli düşmesi demektir. Sistemde gözle görülür bir ıslaklık aramak yerine, kapağın iç kısmındaki beyazlaşmış kireç ve antifriz tortularına odaklanmak gerekir. Kapağı değiştirmek bazen binlerce liralık motor tamiratının önüne geçer.
Kalorifer radyatörünün (petek) alüminyum petek yapısındaki oksitlenme, araç kabinine gizlice sıvı sızmasının ana kaynağıdır. Ön konsolun altında kalan bu küçük radyatördeki korozyon, taban halısının altına sızarak hem rutubet kokusuna hem de ön camda bir türlü çözülmeyen yağlı bir buğulanmaya yol açar. Isıtma vanasının veya bağlantı borularının O-ring contaları deforme olduğunda, soğutma sıvısı kabin izolasyon malzemesi tarafından emilir ve dışarıdan bakıldığında motor bölgesinde hiçbir kaçak izine rastlanmaz. Paspas altını elinizle kontrol ettiğinizde hissettiğiniz o kayganlık... İşte eksilen suyun tam olarak nerede olduğunun kanıtı.
Radyatör alüminyum kanatçıklarının taştan veya korozyondan dolayı hasar görmesi, soğutma sıvısının rüzgarın etkisiyle sürüş esnasında atomize olarak buharlaşmasına neden olur. Araç dururken radyatörün altında su birikintisi göremezsiniz çünkü sıvı sadece yüksek debili akış ve yüksek sıcaklık altındayken kanatçıklardan püskürür. Kimyasal yapısı bozulan eski antifrizin koruyucu özelliğini kaybetmesi, alüminyum ve döküm yüzeylerde elektroliz yoluyla delikler açılmasına yol açar. Sistemde saf su yerine şebeke suyu kullanıldığında ortaya çıkan kireç tortuları da bu korozyon sürecini hızlandırır... Sürekli su eklemek yerine sistemin basınç testine sokulması, en küçük sızıntıyı bile şak diye ortaya çıkarır.
Termostat gövdesindeki plastik aksamların yüksek ısı döngüsü nedeniyle gevrekleşmesi, kılcal düzeyde sıvı kaybına yol açan en sinsi nedenlerdendir. Devirdaim pompası (su pompası) mil contası aşındığında, araç çalışırken oluşan hidrolik basınç sıvıyı pompanın tahliye deliğinden dışarı fırlatır; araç durduğunda ise damlama kesildiği için arızayı tespit etmek zorlaşır. Kauçuk hortumların kelepçe bağlantı noktalarında zamanla oluşan korozyon da sıvının yavaş yavaş eksilmesine zemin hazırlar. Hortumun iç yüzeyindeki liflerin kopmasıyla oluşan mikro çatlaklar, sistem 90 derece çalışma sıcaklığına ulaştığında genleşerek sızıntıyı başlatır... Yani sistem ısındıkça kaçırır, soğudukça izini kaybettirir.
Genleşme kavanozu kapağında yer alan çift yönlü kalibre edilmiş basınç valfi, sistemdeki aşırı basıncı tahliye etmekle görevlidir. Bu valfin yay esnekliğini kaybetmesi ya da conta yüzeyinin kireçlenmesi, sıvının kaynama noktasını düşürerek buhar halinde dışarı kaçmasına sebebiyet verir. Atmosferik basınca maruz kalan antifrizli su, normalden çok daha düşük sıcaklıklarda buharlaşmaya başlar ki bu da hazne seviyesinin sürekli düşmesi demektir. Sistemde gözle görülür bir ıslaklık aramak yerine, kapağın iç kısmındaki beyazlaşmış kireç ve antifriz tortularına odaklanmak gerekir. Kapağı değiştirmek bazen binlerce liralık motor tamiratının önüne geçer.
Kalorifer radyatörünün (petek) alüminyum petek yapısındaki oksitlenme, araç kabinine gizlice sıvı sızmasının ana kaynağıdır. Ön konsolun altında kalan bu küçük radyatördeki korozyon, taban halısının altına sızarak hem rutubet kokusuna hem de ön camda bir türlü çözülmeyen yağlı bir buğulanmaya yol açar. Isıtma vanasının veya bağlantı borularının O-ring contaları deforme olduğunda, soğutma sıvısı kabin izolasyon malzemesi tarafından emilir ve dışarıdan bakıldığında motor bölgesinde hiçbir kaçak izine rastlanmaz. Paspas altını elinizle kontrol ettiğinizde hissettiğiniz o kayganlık... İşte eksilen suyun tam olarak nerede olduğunun kanıtı.
Radyatör alüminyum kanatçıklarının taştan veya korozyondan dolayı hasar görmesi, soğutma sıvısının rüzgarın etkisiyle sürüş esnasında atomize olarak buharlaşmasına neden olur. Araç dururken radyatörün altında su birikintisi göremezsiniz çünkü sıvı sadece yüksek debili akış ve yüksek sıcaklık altındayken kanatçıklardan püskürür. Kimyasal yapısı bozulan eski antifrizin koruyucu özelliğini kaybetmesi, alüminyum ve döküm yüzeylerde elektroliz yoluyla delikler açılmasına yol açar. Sistemde saf su yerine şebeke suyu kullanıldığında ortaya çıkan kireç tortuları da bu korozyon sürecini hızlandırır... Sürekli su eklemek yerine sistemin basınç testine sokulması, en küçük sızıntıyı bile şak diye ortaya çıkarır.