Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Seyir halindeyken gösterge panelindeki o küçük ibre birden yukarı tırmanmaya başladıysa, radyatör fanının elektriksel veya mekanik bir dirençle durduğunu anlarsın; bu durumda motor bloğundaki sıcaklık saniyeler içinde kritik eşiği aşar ve silindir kapağı contası yanabilir.
Şehir içi yoğun trafikte dur-kalk yaparken, marş motoruna giden akımın veya termostat müşirinin sinyal kesmesiyle fan dönmeyi bırakır, işte o an aracını sağa çekip stop etmen gerekir yoksa yatak sarma riskiyle baş başa kalırsın.
Hava akımının kesildiği o kritik dakikalarda termostat 90 derecenin üzerine çıkmış demektir, yani su kaynatma eşiğindesin; ne kadarlık bir mesafe mi kaldı dersin?
Aslında o sıcaklıkla belki iki kilometre gidemezsin, belki de ilk kavşakta motoru kucağında bulursun; çünkü radyatörün içindeki devirdaim pompası soğutma suyunu peteklere yollasa bile dışarıdan taze hava üfleyen o pervane çalışmıyorsa metal genleşmesi kaçınılmazdır.
Hani bazen yola devam edeyim dersen, kaputtan gelen o tatlı buhar kokusu aslında motorun imdat çığlığıdır, farkında mısın?
Uzun yolda, yani rüzgarın radyatör peteklerini kendi kendine soğuttuğu o yüksek hızlarda, fan devreye girmese bile belki on beş yirmi kilometre idare edersin; fakat hızın düşüp şehre girdiğin anda sıcaklık ibresi kırmızıya yapışır ve pistonlar gömleğe sürtünmeye başlar.
Böyle anlarda kaloriferi sonuna kadar açıp camları indirmek motorun yükünü bir nebze olsun kabine vererek seni birkaç kilometre daha idare edebilir ama bu sadece geçici bir aldatmacadır.
Aracın rölantide çalışırken su sıcaklığı hızla yükseliyorsa, fan müşirini veya sigorta kutusundaki ilgili röleyi kontrol etmeden o kontağı bir daha çevirme; zira o küçük plastik pervanenin yokluğu sana on binlerce liralık motor rektefiye masrafı olarak geri döner.
Şehir içi yoğun trafikte dur-kalk yaparken, marş motoruna giden akımın veya termostat müşirinin sinyal kesmesiyle fan dönmeyi bırakır, işte o an aracını sağa çekip stop etmen gerekir yoksa yatak sarma riskiyle baş başa kalırsın.
Hava akımının kesildiği o kritik dakikalarda termostat 90 derecenin üzerine çıkmış demektir, yani su kaynatma eşiğindesin; ne kadarlık bir mesafe mi kaldı dersin?
Aslında o sıcaklıkla belki iki kilometre gidemezsin, belki de ilk kavşakta motoru kucağında bulursun; çünkü radyatörün içindeki devirdaim pompası soğutma suyunu peteklere yollasa bile dışarıdan taze hava üfleyen o pervane çalışmıyorsa metal genleşmesi kaçınılmazdır.
Hani bazen yola devam edeyim dersen, kaputtan gelen o tatlı buhar kokusu aslında motorun imdat çığlığıdır, farkında mısın?
Uzun yolda, yani rüzgarın radyatör peteklerini kendi kendine soğuttuğu o yüksek hızlarda, fan devreye girmese bile belki on beş yirmi kilometre idare edersin; fakat hızın düşüp şehre girdiğin anda sıcaklık ibresi kırmızıya yapışır ve pistonlar gömleğe sürtünmeye başlar.
Böyle anlarda kaloriferi sonuna kadar açıp camları indirmek motorun yükünü bir nebze olsun kabine vererek seni birkaç kilometre daha idare edebilir ama bu sadece geçici bir aldatmacadır.
Aracın rölantide çalışırken su sıcaklığı hızla yükseliyorsa, fan müşirini veya sigorta kutusundaki ilgili röleyi kontrol etmeden o kontağı bir daha çevirme; zira o küçük plastik pervanenin yokluğu sana on binlerce liralık motor rektefiye masrafı olarak geri döner.