Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunun altında sessizce işleyen o devasa ısı transfer mekanizması, metal yorgunluğuna yenik düştüğünde ilk sinyali genelde genleşme kabındaki ani seviye değişimleriyle verir. Soğutma sıvısının termal genleşme katsayısı, sistemdeki basınç dengesini korumak adına radyatör kapağındaki tahliye valfiyle optimize edilir; fakat mikron düzeyindeki bir kılcal çatlak, bu hidrolik döngünün lineer yapısını tamamen bozar. Sistem ısındıkça artan bar basıncı, soğutucu akışkanı en zayıf bulduğu moleküler çatlaktan dışarı doğru itmeye başlar. Bazen motor bloku soğuduğunda bu sızıntı tamamen durur... Metalin termal büzüşmesi, kılcal yarığı geçici olarak kapatır ve sürücü durumu fark etmekte gecikebilir. Kılcal deformasyonları tespit etmek için motor sıcakken hortumların sertliğini kontrol etmek, sistemdeki basınç kaybını gözlemlemek adına pratik bir yöntemdir.
Kabin içine sızan o hafif tatlı, kimyasal kokuyu daha önce hiç fark ettiniz mi? Etilen glikol bazlı antifrizler, yüksek sıcaklığa maruz kaldıklarında kendilerine has baskın bir koku yayarlar ki bu da radyatör peteklerindeki mikroskobik bir sızıntının en belirgin habercisidir. Hava sirkülasyon sistemi, motor kompartımanındaki bu buharlaşmayı doğrudan göğüs panelindeki menfezlerden içeri üfler. Çoğu zaman sürücüler bu kokuyu klima sisteminin bir nem reaksiyonu zanneder, oysa durum tamamen radyatörün alüminyum gövdesindeki korozyon birikiminden ibarettir. Radyatörün alt kazan contalarında ya da alüminyum kanatçıkların plastik tanklarla birleştiği o kritik geçiş noktalarında meydana gelen sızdırmazlık kaybı... Kokunun kaynağını bulmak için kalorifer radyatörü ile ana radyatör hatlarını birbirinden ayırmak, teşhisi kesinleştirir.
Soğutma fanının normal periyotların dışına çıkarak sürekli devreye girmesi, radyatör kanallarındaki lokal tıkanıklıkların ve gizli basınç kayıplarının net bir göstergesidir. Termostat, motor blokundan gelen sıcak sıvının akışını milimetrik olarak kontrol ederken, radyatör yüzeyindeki çatlak yüzünden atmosferik basınca maruz kalan akışkanın kaynama noktası hızla düşer. Normal şartlarda 105 santigrat dereceye kadar kaynamadan durabilen basınçlı antifrizli su, çatlağın yarattığı basınç tahliyesiyle birlikte 90 derecelerde bile kabarcıklar oluşturmaya başlar. Sistemde oluşan bu mikro hava kabarcıkları, su pompasının kavitasyon yapmasına yol açarak soğutma verimini baltalar. Hararet göstergesinin rölantideyken stabil kalıp, yük altında ani dalgalanmalar yapması hep bu yüzdendir.
Motor bloğunun silindir kapak contası hasarları ile radyatör çatlaklarını birbirinden ayıran en ince çizgi, yağ çubuğundaki emülsiyonlaşmadır. Eğer soğutma sıvısı radyatörün dış çeperindeki bir çatlaktan atmosfere sızıyorsa, motor yağına su karışması gibi bir durum söz konusu olmaz; sadece motor yüzeyinde kuruyan antifrizin bıraktığı beyaz, kalker benzeri izleri görürsünüz. Blok içindeki yanma odası basıncı soğutma ceketine sızmadığı sürece, genleşme tankında köpürme veya fokurdama meydana gelmez. Radyatör gövdesine odaklanıp, özellikle taş çarpmalarına açık olan ön ızgara arkasındaki kılcal gözenekleri ultraviyole kaçak tespit sıvılarıyla incelemek çok daha akıllıca bir çözümdür. Belki de sorun sadece radyatör kapağının kauçuk contasının deforme olmasıdır...
Radyatördeki basınç kayıplarını manuel olarak test etmek için kullanılan el pompaları, motor çalışmıyorsa bile sistemdeki sızıntının yerini tam olarak lokalize etmenizi sağlar. Soğutma sistemine uygulanan yaklaşık 1.5 bar seviyesindeki durağan basınç, radyatörün plastik yan kazanlarındaki gözle görülmeyen çatlakları adeta birer fıskiye gibi açığa çıkarır. Plastik ve alüminyum malzemelerin farklı termal genleşme oranları, özellikle kış aylarından yaz aylarına geçişte bu birleşim yerlerinde yüksek mekanik stres yaratır. Zamanla gevşeyen bu birleşim presleri, soğutma sıvısının moleküler düzeyde dışarı sızmasına zemin hazırlar. Basınç göstergesindeki ibrenin yavaş yavaş aşağı doğru salınım yapması, sistemde mutlaka bir tahliye noktasının var olduğunu kanıtlar.
Kabin içine sızan o hafif tatlı, kimyasal kokuyu daha önce hiç fark ettiniz mi? Etilen glikol bazlı antifrizler, yüksek sıcaklığa maruz kaldıklarında kendilerine has baskın bir koku yayarlar ki bu da radyatör peteklerindeki mikroskobik bir sızıntının en belirgin habercisidir. Hava sirkülasyon sistemi, motor kompartımanındaki bu buharlaşmayı doğrudan göğüs panelindeki menfezlerden içeri üfler. Çoğu zaman sürücüler bu kokuyu klima sisteminin bir nem reaksiyonu zanneder, oysa durum tamamen radyatörün alüminyum gövdesindeki korozyon birikiminden ibarettir. Radyatörün alt kazan contalarında ya da alüminyum kanatçıkların plastik tanklarla birleştiği o kritik geçiş noktalarında meydana gelen sızdırmazlık kaybı... Kokunun kaynağını bulmak için kalorifer radyatörü ile ana radyatör hatlarını birbirinden ayırmak, teşhisi kesinleştirir.
Soğutma fanının normal periyotların dışına çıkarak sürekli devreye girmesi, radyatör kanallarındaki lokal tıkanıklıkların ve gizli basınç kayıplarının net bir göstergesidir. Termostat, motor blokundan gelen sıcak sıvının akışını milimetrik olarak kontrol ederken, radyatör yüzeyindeki çatlak yüzünden atmosferik basınca maruz kalan akışkanın kaynama noktası hızla düşer. Normal şartlarda 105 santigrat dereceye kadar kaynamadan durabilen basınçlı antifrizli su, çatlağın yarattığı basınç tahliyesiyle birlikte 90 derecelerde bile kabarcıklar oluşturmaya başlar. Sistemde oluşan bu mikro hava kabarcıkları, su pompasının kavitasyon yapmasına yol açarak soğutma verimini baltalar. Hararet göstergesinin rölantideyken stabil kalıp, yük altında ani dalgalanmalar yapması hep bu yüzdendir.
Motor bloğunun silindir kapak contası hasarları ile radyatör çatlaklarını birbirinden ayıran en ince çizgi, yağ çubuğundaki emülsiyonlaşmadır. Eğer soğutma sıvısı radyatörün dış çeperindeki bir çatlaktan atmosfere sızıyorsa, motor yağına su karışması gibi bir durum söz konusu olmaz; sadece motor yüzeyinde kuruyan antifrizin bıraktığı beyaz, kalker benzeri izleri görürsünüz. Blok içindeki yanma odası basıncı soğutma ceketine sızmadığı sürece, genleşme tankında köpürme veya fokurdama meydana gelmez. Radyatör gövdesine odaklanıp, özellikle taş çarpmalarına açık olan ön ızgara arkasındaki kılcal gözenekleri ultraviyole kaçak tespit sıvılarıyla incelemek çok daha akıllıca bir çözümdür. Belki de sorun sadece radyatör kapağının kauçuk contasının deforme olmasıdır...
Radyatördeki basınç kayıplarını manuel olarak test etmek için kullanılan el pompaları, motor çalışmıyorsa bile sistemdeki sızıntının yerini tam olarak lokalize etmenizi sağlar. Soğutma sistemine uygulanan yaklaşık 1.5 bar seviyesindeki durağan basınç, radyatörün plastik yan kazanlarındaki gözle görülmeyen çatlakları adeta birer fıskiye gibi açığa çıkarır. Plastik ve alüminyum malzemelerin farklı termal genleşme oranları, özellikle kış aylarından yaz aylarına geçişte bu birleşim yerlerinde yüksek mekanik stres yaratır. Zamanla gevşeyen bu birleşim presleri, soğutma sıvısının moleküler düzeyde dışarı sızmasına zemin hazırlar. Basınç göstergesindeki ibrenin yavaş yavaş aşağı doğru salınım yapması, sistemde mutlaka bir tahliye noktasının var olduğunu kanıtlar.