Radyatör Arızası Nedir?

Radyatör Arızası Nedir?

Olgun Usta

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
13 Haz 2026
Mesajlar
511
Tepkime puanı
0
Olgun Usta
Radyatörün üst kazanıyla alt kazanı arasındaki o kılcal borulardan geçen sıvının dakikadaki devir sayısını hiç düşündün mü? Motor bloğundaki o amansız sürtünmeyle oluşan termal enerjiyi emen antifrizli su, su pompası kanalıyla bu alüminyum ya da bakır peteklerin içine pompalanır. Isı transfer yüzeyini artırmak için aralara yerleştirilen o incecik dalgalı zikzak kanatçıklar var ya, işte onlar arızanın ilk başladığı yer olabilir genelde. Zamanla kireçlenen, tortu bağlayan ya da kalitesiz sıvı kullanımı yüzünden kavitasyona uğrayan o kılcal borular tıkandığında, sıvının debisi düşer. Pompa ne kadar basarsa bassın, o daracık kanallardan geçemeyen sıcak su arkada birikir ve basınç valfini zorlamaya başlar... Sistemdeki bu döngünün kırılması, aslında radyatör arızasının ta kendisidir.

Gözün hararet göstergesinde olsun demiyorum, o zaten iş işten geçtikten sonra yükselir genelde. Kaputu açtığında radyatör kapağının etrafında, o tahliye hortumunun birleşim yerlerinde hafif beyaz ya da kurumuş yeşilimsi dalgalar görüyorsan... Plastik yan kazanların metalle birleştiği presli tırnaklar vardır, o tırnaklar termal genleşme farklarından dolayı zamanla esner. İşte o mikronluk esnemeler, sistem ısındığında ve bar seviyesi 1.1 veya 1.4 atmosfer basınca ulaştığında sızdırmaya başlar. Termostatın açma derecesine ulaştığı o kritik saniyelerde, radyatörün içindeki kılcal kanallarda yeterli sıvı yoksa hava kabarcıkları oluşur. Lokal kaynama dediğimiz bu durum, peteklerin ısıyı havaya transfer etme kabiliyetini tamamen felç eder.

Radyatörün ön yüzeyine vuran o seyir rüzgarı, klimanın kondansatörü arkasında kaldığı için aslında içeriye o kadar da rahat ulaşamaz bazen. Hele bir de o incecik alüminyum yaprakların arası yol tozundan, sinek kalıntılarından, yapraklardan kapandıysa? Isı enerjisi metal yüzeyde hapsolur, taşınım (convection) yoluyla havaya aktarılamaz bir türlü. Hava akışının kesilmesi, radyatörün alt ve üst hortumları arasındaki o ideal 8-10 derecelik sıcaklık farkının kapanmasına yol açar. Yani üstten giren sıcak su, alt kazana indiğinde hâlâ aynı termal yükü taşıyordur. Fan motoru sürekli devreye girer, müşür bir türlü devreyi kapatamaz ve o küçücük elektrik motoru da aşırı ısınmadan dolayı pes eder sonunda.

Peki ya o her kış başında değiştirmeyi unuttuğun veya rengine aldanıp kalitesiz aldığın antifrizin içindeki inhibitörlerin tükenmesi? Motor bloğundaki döküm veya alüminyum parçalarla radyatörün metal yapısı arasında elektrokimyasal bir reaksiyon başlar, yani bildiğin galvanik korozyon... Sıvı, zamanla bir elektrolite dönüşür ve sistemin içindeki en zayıf metali, yani radyatörün o incecik petek duvarlarını içeriden kemirmeye başlar. İğne ucu kadar bir delik açılır önce, kılcal bir sızıntı baş gösterir. Sen fark etmezsin bile, çünkü o sızan sıcak su motorun sıcaklığıyla anında buharlaşır ve arkasında sadece donuk bir tortu bırakır... Boruların iç cidarında biriken bu korozyon artıkları, zamanla pul pul dökülerek radyatörün alt toplama haznesini, yani o taban kazanını tamamen doldurur.

Genleşme kabının kapağındaki o çift yönlü yaylı valf düzeneği bozulduğunda radyatörün kaderi aslında o an mühürlenir. Sistem soğurken içeri hava alması, ısınırken de fazla basıncı tahliye etmesi gereken o küçücük yay sıkışırsa ne olur dersin? Radyatörün içindeki mutlak basınç, malzemenin dayanım sınırını aşar ve plastik kazan çatlayıverir. Ya da tam tersi, sistem soğurken içeri hava giremediği için vakum oluşur ve o koca radyatör içeri doğru büzülür, petekler yamulur. Blok içindeki silindir kapak contasının hafifçe kaçırması bile yanma odasındaki kompresyon gazlarını soğutma suyuna basar; bu da radyatörün taşma haznesinde sürekli bir köpürmeye ve aşırı basınca neden olur. Kendini koruma mekanizması olmayan o cansız alüminyum blok, motorun içindeki tüm bu mekanik düzensizliklerin faturasını en son ödeyen parça olur hep.
 
Geri