Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Opel Vites Geçişlerinde Sarsıntı
O direksiyona her oturuşunuzda o hafif ama mide bulandıran silkeleme hissiyle irkiliyorsanız, yalnız değilsiniz; bu kronikleşmiş ve o Alman mühendisliğinin ruhuna tam anlamıyla ihanet eden bir durum... Şanzıman beynindeki hidrolik basınç dalgalanmalarından mı yoksa aşınan balata yüzeylerinin o acımasız buluşmasından mı kaynaklanıyor bu lanet sarsıntı, bir türlü tam çözülemiyor.
Servis rampalarında geçen o uzun saatlerin ardından ustaların kulak tıkalayan o "Normal abi bunlar, Almanlar serttir biraz" ezberini dinlemekten bıkmadınız mı gerçekten? Hangi normal insan kulağını tırmalayan bir metal vuruşunu veya koltuğu zıplatan o debriyaj horultusunu içine sindirebilir ki? Yazılım güncellemeleriyle geçiştirilen o geçici çözümler, aslında sadece sorunu halının altına süpürmekten başka bir şey değil...
Hadi ama, o tork konvertörünün içindeki kavrama elemanları zamanla özelliğini yitirirken, o hidrosen bloktaki valfler tıkandığında motor ne yapsın? Şanzıman yağı değişim periyotlarını atlamanın faturası işte böyle ağır kesiliyor; sonra da çıkıp "Opel niye böyle yapıyor" diye hayıflanıyoruz. Değişmeyen o adaptasyon değerleri var ya, işte onlar sıfırlanmadığı sürece bu silkeleme kâbusu asla bitmeyecek...
Belki de sorunu biraz da kendi sürüş alışkanlıklarımızda aramanın vakti geldi de geçiyor bile; dur-kalk trafikte o gaz pedalına nasıl bastığınızı bir hatırlayın bakalım. Sürekli yarım debriyajda beklemeler, vitesler arası o kararsız geçişler mekanik aksamı adeta kanser gibi kemiriyor... Tabii ki o meşhur Easytronic veya son nesil AT6 şanzımanların kendine has nazları var ama bu kadarı da fazlası, insanı çileden çıkarır doğrusu.
Belki de o aracı satıp kurtulmak en temizi ama o direksiyonun hissini başka hiçbir yerde bulamayacağınızı da çok iyi biliyorsunuz... Sırf bu yüzden o sarsıntıyı kabullenip yaşamayı öğrenmek zorunda kalıyorsunuz ya, asıl acı olan da bu zaten. Ne zaman o vites kemiksiz ve yağ gibi akıp geçecek diye beklerken, yine o tanıdık vuruntuyla irkiliyorsunuz...
O direksiyona her oturuşunuzda o hafif ama mide bulandıran silkeleme hissiyle irkiliyorsanız, yalnız değilsiniz; bu kronikleşmiş ve o Alman mühendisliğinin ruhuna tam anlamıyla ihanet eden bir durum... Şanzıman beynindeki hidrolik basınç dalgalanmalarından mı yoksa aşınan balata yüzeylerinin o acımasız buluşmasından mı kaynaklanıyor bu lanet sarsıntı, bir türlü tam çözülemiyor.
Servis rampalarında geçen o uzun saatlerin ardından ustaların kulak tıkalayan o "Normal abi bunlar, Almanlar serttir biraz" ezberini dinlemekten bıkmadınız mı gerçekten? Hangi normal insan kulağını tırmalayan bir metal vuruşunu veya koltuğu zıplatan o debriyaj horultusunu içine sindirebilir ki? Yazılım güncellemeleriyle geçiştirilen o geçici çözümler, aslında sadece sorunu halının altına süpürmekten başka bir şey değil...
Hadi ama, o tork konvertörünün içindeki kavrama elemanları zamanla özelliğini yitirirken, o hidrosen bloktaki valfler tıkandığında motor ne yapsın? Şanzıman yağı değişim periyotlarını atlamanın faturası işte böyle ağır kesiliyor; sonra da çıkıp "Opel niye böyle yapıyor" diye hayıflanıyoruz. Değişmeyen o adaptasyon değerleri var ya, işte onlar sıfırlanmadığı sürece bu silkeleme kâbusu asla bitmeyecek...
Belki de sorunu biraz da kendi sürüş alışkanlıklarımızda aramanın vakti geldi de geçiyor bile; dur-kalk trafikte o gaz pedalına nasıl bastığınızı bir hatırlayın bakalım. Sürekli yarım debriyajda beklemeler, vitesler arası o kararsız geçişler mekanik aksamı adeta kanser gibi kemiriyor... Tabii ki o meşhur Easytronic veya son nesil AT6 şanzımanların kendine has nazları var ama bu kadarı da fazlası, insanı çileden çıkarır doğrusu.
Belki de o aracı satıp kurtulmak en temizi ama o direksiyonun hissini başka hiçbir yerde bulamayacağınızı da çok iyi biliyorsunuz... Sırf bu yüzden o sarsıntıyı kabullenip yaşamayı öğrenmek zorunda kalıyorsunuz ya, asıl acı olan da bu zaten. Ne zaman o vites kemiksiz ve yağ gibi akıp geçecek diye beklerken, yine o tanıdık vuruntuyla irkiliyorsunuz...