Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllarını otomotiv sektörünün tozlu sayfalarına, sanayi dükkanlarının o ağır gres kokusuna vermiş eski bir gazeteci olarak söze doğrudan girmek şart: Bir Opel’in gösterge panelinde aniden beliren o noel ağacı kılıklı arıza ışıkları, çoğunlukla motorun değil, direksiyonun altındaki o küçük plastik kutunun günahıdır. Elektrik mimarisi hassas bir Alman mühendisliği tasarımıdır Opel’de; bir noktada voltaj dalgalanması yaşandı mı, BCM (Beden Kontrol Modülü) dediğimiz o meret anında şalteri indirir. Sanayide ustaların "beyin yanmış" deyip kestirip attığı durumların en az yarısı, aslında sigorta kutusunun oksitlenmiş bir bacağından veya gevşemiş bir röleden ibaret. Yani hemen paniğe kapılıp servise çuvalla para dökmek... Akıl kârı değil.
Oksitlenme dedikleri o sinsi korozyon mereti var ya, işte Opel’lerin kabusu tam olarak o. Sürücü tarafındaki A sütunundan sızan ufacık bir su damlasının, zamanla sigorta panelinin arkasındaki bakır hatları yeşil bir tabakayla kaplayıp akımı kesebileceğini kaç kişi bilir ki? Camlar birden durduk yere kapanmaz, silecekler kendi kendine çalışmaya başlar veya daha da kötüsü, araç yolda giderken stop eder. Bir bakmışsınız arka stop lambası yanmıyor ama ampul sağlam; al sana tipik bir bacak korozyonu vakası. Şayet kontak çevirdiğinizde marş basmıyor ve panelde çizgiler çıkıyorsa, ilk işiniz kaputun altındaki ana sigorta bloklarına bir göz atmak olmalı.
Sahi, rölelerin ısınma problemini kaç kere tecrübe ettiniz o direksiyonun altından gelen o garip kokulardan sonra? Yüksek akım çeken yakıt pompası veya soğutma fanı röleleri, zamanla yuvalarını eritip devreyi açık devre moduna sokabiliyor. Erimiş bir plastik yuva, kopmuş bir iletişim hattı demektir ve CAN-BUS sistemi bu hat koptuğu an bütün ar araca panik sinyali gönderir. Ustaya gidersiniz, diagnostik cihazını bağlar ve yüzlerce arıza kodu okur; oysa sorun sadece beş liralık bir rölenin bacağındaki temassızlıktır. Bazen de sadece doğru amperde sigorta takılmadığı için...
Görsel olarak sapasağlam duran bir sigorta, multimetre ile ölçüldüğünde sizi hayretler içinde bırakacak bir direnç gösterebilir. Mikro çatlaklar diyoruz biz buna; dışarıdan bakınca teli sağlam görürsünüz ama yük altına girdiğinde o çatlak genişler ve akımı keser. Yanınızda mutlaka bir voltaj kalemi, bir de yedek bıçak sigorta seti bulundurun derim; yolda kalmanın o tatsız hissini gece yarısı otobanda yaşamayın. Hele ki modülün ana besleme kablosundaki voltaj düşüklüğünü tespit etmek, işi bilen bir elektrikçi için çocuk oyuncağı iken, bilmeyen için tam bir kabus.
Neden bu kadar karmaşık yapmak zorundalar ki bu kontrol ünitelerini? Basit bir röle dizilimi yerine her şeyi tek bir entegre karta toplama sevdası, işte bu yüzden binlerce Opel sahibini sanayi köşelerinde helak ediyor. Bir sinyal lambasının yanmaması için koca kutunun değişmesi gerektiğini duyan sürücünün o anki yüz ifadesi... İnsan gerçekten şaşırıyor. Fakat kart seviyesinde lehim tazelemesi yapan, o lehim çatlaklarını mikro havyayla düzelten dürüst bir usta bulursanız, servisin istediği o fahiş rakamların onda birine işi çözersiniz.
Akü kutup başını söküp iki saat beklemek bazı geçici hafıza hatalarını siler derler, evet, bazen işe yarar ama fiziksel bir oksitlenmeyi veya erimiş bir yuvayı asla iyileştirmez. Temizleme spreyini (mutlaka yağsız olanından) alıp o kutunun içine cömertçe sıkmak, bazen binlerce liralık bir tamiratın önüne geçen en pratik çözümdür. Unutmayın, otomobiliniz sizinle konuşur; sigorta kutusundan gelen o tıkırtı sesleri, aslında yaklaşmakta olan bir voltaj çöküşünün en net habercisidir.
Oksitlenme dedikleri o sinsi korozyon mereti var ya, işte Opel’lerin kabusu tam olarak o. Sürücü tarafındaki A sütunundan sızan ufacık bir su damlasının, zamanla sigorta panelinin arkasındaki bakır hatları yeşil bir tabakayla kaplayıp akımı kesebileceğini kaç kişi bilir ki? Camlar birden durduk yere kapanmaz, silecekler kendi kendine çalışmaya başlar veya daha da kötüsü, araç yolda giderken stop eder. Bir bakmışsınız arka stop lambası yanmıyor ama ampul sağlam; al sana tipik bir bacak korozyonu vakası. Şayet kontak çevirdiğinizde marş basmıyor ve panelde çizgiler çıkıyorsa, ilk işiniz kaputun altındaki ana sigorta bloklarına bir göz atmak olmalı.
Sahi, rölelerin ısınma problemini kaç kere tecrübe ettiniz o direksiyonun altından gelen o garip kokulardan sonra? Yüksek akım çeken yakıt pompası veya soğutma fanı röleleri, zamanla yuvalarını eritip devreyi açık devre moduna sokabiliyor. Erimiş bir plastik yuva, kopmuş bir iletişim hattı demektir ve CAN-BUS sistemi bu hat koptuğu an bütün ar araca panik sinyali gönderir. Ustaya gidersiniz, diagnostik cihazını bağlar ve yüzlerce arıza kodu okur; oysa sorun sadece beş liralık bir rölenin bacağındaki temassızlıktır. Bazen de sadece doğru amperde sigorta takılmadığı için...
Görsel olarak sapasağlam duran bir sigorta, multimetre ile ölçüldüğünde sizi hayretler içinde bırakacak bir direnç gösterebilir. Mikro çatlaklar diyoruz biz buna; dışarıdan bakınca teli sağlam görürsünüz ama yük altına girdiğinde o çatlak genişler ve akımı keser. Yanınızda mutlaka bir voltaj kalemi, bir de yedek bıçak sigorta seti bulundurun derim; yolda kalmanın o tatsız hissini gece yarısı otobanda yaşamayın. Hele ki modülün ana besleme kablosundaki voltaj düşüklüğünü tespit etmek, işi bilen bir elektrikçi için çocuk oyuncağı iken, bilmeyen için tam bir kabus.
Neden bu kadar karmaşık yapmak zorundalar ki bu kontrol ünitelerini? Basit bir röle dizilimi yerine her şeyi tek bir entegre karta toplama sevdası, işte bu yüzden binlerce Opel sahibini sanayi köşelerinde helak ediyor. Bir sinyal lambasının yanmaması için koca kutunun değişmesi gerektiğini duyan sürücünün o anki yüz ifadesi... İnsan gerçekten şaşırıyor. Fakat kart seviyesinde lehim tazelemesi yapan, o lehim çatlaklarını mikro havyayla düzelten dürüst bir usta bulursanız, servisin istediği o fahiş rakamların onda birine işi çözersiniz.
Akü kutup başını söküp iki saat beklemek bazı geçici hafıza hatalarını siler derler, evet, bazen işe yarar ama fiziksel bir oksitlenmeyi veya erimiş bir yuvayı asla iyileştirmez. Temizleme spreyini (mutlaka yağsız olanından) alıp o kutunun içine cömertçe sıkmak, bazen binlerce liralık bir tamiratın önüne geçen en pratik çözümdür. Unutmayın, otomobiliniz sizinle konuşur; sigorta kutusundan gelen o tıkırtı sesleri, aslında yaklaşmakta olan bir voltaj çöküşünün en net habercisidir.