Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Opel sahiplerinin rüyasına giren o kırmızı lamba yanıp sönmeye başladıysa, kabus çoktan kapıdadır.
Yokuşta arabayı bırakıp kahveye koştunuz, döndüğünüzde aracın yerinde yeller esmesi ya da arkaya doğru süzülmesi korkunç bir his...
Elektronik el freni düğmesine basarsınız ama tık sesinden başka ses gelmez, ekran arıza uyarısıyla dolar taşar.
Mekanik balataların ve halatların zamanla neme yenik düşmesi, o garip sıkışma hissini doğrudan pedalda hissettirmenize neden olur.
Bazen şanzımanla beyin arasındaki o minik iletişim kopuyor da, el freni kelimenin tam anlamıyla kilitlenip kalıyor işte...
Çoğu zaman basit bir soket oksitlenmesidir bütün bu kabusun sebebi, parça değiştirmek için acele etmemek en iyisi.
Aracı stop edip kapıları kilitleyip beş dakika beklemek bazen her şeyi çözer, inatçı Alman mühendisliği işte böyle garip bir şey.
Kışın o buz gibi sabahlarında donan halatlar yüzünden yola çıkamamak ne sinir bozucu bir durumdur bilirsiniz.
Servis yollarında ömrünüzü çürütmeden önce, akü voltajının zayıflayıp zayıflamadığına bir bakmak lazım sanki.
Çünkü bazen akü zayıflar ve araba ilk önce el freni beynini devre dışı bırakır, kim derdi ki aküyle el freni bu kadar akraba olsun...
Yıllardır kullanılan o el freni düğmesi zamanla içindeki yayları bırakır, basarsın boşlukta kalır gibi hissiyat verir insana.
Eski kasa Vectra'larda ya da yeni nesil Astra'larda fark etmiyor, kronikleşen bu elektrik arızaları bir şekilde bizi buluyor.
Yolda bırakmasa bile o ikaz ışığı insanın canını sıkar, direksiyon başında sessiz bir kavga başlatır.
Belki de sadece küçük bir sigorta attı, kim bilir...
Yokuşta arabayı bırakıp kahveye koştunuz, döndüğünüzde aracın yerinde yeller esmesi ya da arkaya doğru süzülmesi korkunç bir his...
Elektronik el freni düğmesine basarsınız ama tık sesinden başka ses gelmez, ekran arıza uyarısıyla dolar taşar.
Mekanik balataların ve halatların zamanla neme yenik düşmesi, o garip sıkışma hissini doğrudan pedalda hissettirmenize neden olur.
Bazen şanzımanla beyin arasındaki o minik iletişim kopuyor da, el freni kelimenin tam anlamıyla kilitlenip kalıyor işte...
Çoğu zaman basit bir soket oksitlenmesidir bütün bu kabusun sebebi, parça değiştirmek için acele etmemek en iyisi.
Aracı stop edip kapıları kilitleyip beş dakika beklemek bazen her şeyi çözer, inatçı Alman mühendisliği işte böyle garip bir şey.
Kışın o buz gibi sabahlarında donan halatlar yüzünden yola çıkamamak ne sinir bozucu bir durumdur bilirsiniz.
Servis yollarında ömrünüzü çürütmeden önce, akü voltajının zayıflayıp zayıflamadığına bir bakmak lazım sanki.
Çünkü bazen akü zayıflar ve araba ilk önce el freni beynini devre dışı bırakır, kim derdi ki aküyle el freni bu kadar akraba olsun...
Yıllardır kullanılan o el freni düğmesi zamanla içindeki yayları bırakır, basarsın boşlukta kalır gibi hissiyat verir insana.
Eski kasa Vectra'larda ya da yeni nesil Astra'larda fark etmiyor, kronikleşen bu elektrik arızaları bir şekilde bizi buluyor.
Yolda bırakmasa bile o ikaz ışığı insanın canını sıkar, direksiyon başında sessiz bir kavga başlatır.
Belki de sadece küçük bir sigorta attı, kim bilir...