Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otomotiv endüstrisinin "hem ucuz olsun hem de debriyaja basmayalım" inadı, Opel sahiplerinin sırtında yıllardır bir yük. Easytronic dedikleri o meşhur sistem, aslında düz vites bir kutunun üzerine sonradan eklenmiş yapay bir akıldan ibaret. Şehir içi trafiğinde dur-kalk yaparken o vites geçişlerindeki kararsızlığı, arkadan birisi arabanıza çarpmış hissi veren o sarsıntıyı yaşamayan Easytronic kullanıcısı neredeyse yoktur. Manuel şanzımanın sağlamlığı ile otomatiğin konforunu birleştireceğiz derken, her iki dünyanın da en huysuz taraflarını bir araya getirmişler sanki...
Ekranda aniden beliren o meşhur "F" harfi, bir Opel sürücüsünün görebileceği en net kabustur. Yolun ortasında, en sol şeritte öylece kalakalırsınız ve araba marş bile basmaz. Bu hata kodu genellikle şanzıman beyninin ya da vites robotundaki kömürlerin bittiğinin, sistemin artık "ben yoruldum" dediğinin açık bir ilanıdır. Çekiciyi çağırmaktan başka çareniz kalmaz o an, dünya başınıza yıkılır... Aslında vites kutusunun kendisi mekanik olarak taş gibidir ama o üzerindeki elektronik beyin yok mu, bütün işi o bozuyor.
Yokuş yukarı kalkarken arkadaki aracın tamponunu aynada görüp ecel terleri dökmek bu arabaların fıtratında var. Hill holder yani yokuş kalkış desteği olmayan eski modellerde, sol ayağınızla frene basıp sağ ayağınızla gaza milimetrik dokunmayı öğrenmediyseniz işiniz gerçekten zor. Debriyaj balatasını o kadar çabuk ısındırıyor ki sistem, bir süre sonra kokudan duramazsınız. Arabayla resmen inatlaşırsınız rampalarda; o birinci vitese mi geçsem ikinci viteste mi kalsam diye düşünürken siz arkadaki kornalara çoktan senkronize olmuşsunuzdur.
Bu meretin dilinden anlamayan bir usta, cebinizde ne var ne yoksa tüketir. Sanayiye düştüğünüzde "bu şanzıman bitmiş, komple değişecek" diyenlere hemen inanıp teslim olmayın, çünkü çoğu zaman sorun sadece bir hidrolik sıvısının eksilmesinden ya da basit bir kablo temassızlığından ibaret çıkıyor. İşinin ehli, sadece bu beyin tamiriyle uğraşan eski usul bir elektronikçi bulmanız şart. Yetkili servise gitseniz komple şanzıman parası isterler, o yüzden sanayinin o kokulu dükkanlarında doğru adamı aramak tek çareniz.
Her kırmızı ışıkta vitesi boşa "N" konumuna almak, bu şanzımanla uzun yıllar dost kalmanın altın kuralıdır. Ayağınız frende, araba viteste öylece beklerseniz o robotik kollar debriyajı basılı tutmaktan helak olur, mekanizma kendi kendini yemeye başlar. Tembelliği bırakıp o eli vites topuzuna götürmek gerekiyor her duruşta. Şanzımanı rahatlatmak, üzerindeki o muazzam baskıyı azaltmak ömrünü iki katına çıkarır, bizzat tecrübeyle sabit...
Günün sonunda, bu dertli teknolojiyle yaşamak bir tür sabır sınavına dönüşüyor. Eğer vites geçişlerinde gazdan ayağınızı hafifçe çekmeyi, arabanın ritmine göre oynamayı öğrenirseniz bir nebze olsun huzur bulabilirsiniz. Arabayla tek yürek olmak, onun mekanik sınırlarını bilerek direksiyon sallamak gerekiyor... Aksi takdirde her sanayi sitesi ziyaretinizde, o meşhur Opel logolu anahtarı masaya bırakırken bulursunuz kendinizi.
Ekranda aniden beliren o meşhur "F" harfi, bir Opel sürücüsünün görebileceği en net kabustur. Yolun ortasında, en sol şeritte öylece kalakalırsınız ve araba marş bile basmaz. Bu hata kodu genellikle şanzıman beyninin ya da vites robotundaki kömürlerin bittiğinin, sistemin artık "ben yoruldum" dediğinin açık bir ilanıdır. Çekiciyi çağırmaktan başka çareniz kalmaz o an, dünya başınıza yıkılır... Aslında vites kutusunun kendisi mekanik olarak taş gibidir ama o üzerindeki elektronik beyin yok mu, bütün işi o bozuyor.
Yokuş yukarı kalkarken arkadaki aracın tamponunu aynada görüp ecel terleri dökmek bu arabaların fıtratında var. Hill holder yani yokuş kalkış desteği olmayan eski modellerde, sol ayağınızla frene basıp sağ ayağınızla gaza milimetrik dokunmayı öğrenmediyseniz işiniz gerçekten zor. Debriyaj balatasını o kadar çabuk ısındırıyor ki sistem, bir süre sonra kokudan duramazsınız. Arabayla resmen inatlaşırsınız rampalarda; o birinci vitese mi geçsem ikinci viteste mi kalsam diye düşünürken siz arkadaki kornalara çoktan senkronize olmuşsunuzdur.
Bu meretin dilinden anlamayan bir usta, cebinizde ne var ne yoksa tüketir. Sanayiye düştüğünüzde "bu şanzıman bitmiş, komple değişecek" diyenlere hemen inanıp teslim olmayın, çünkü çoğu zaman sorun sadece bir hidrolik sıvısının eksilmesinden ya da basit bir kablo temassızlığından ibaret çıkıyor. İşinin ehli, sadece bu beyin tamiriyle uğraşan eski usul bir elektronikçi bulmanız şart. Yetkili servise gitseniz komple şanzıman parası isterler, o yüzden sanayinin o kokulu dükkanlarında doğru adamı aramak tek çareniz.
Her kırmızı ışıkta vitesi boşa "N" konumuna almak, bu şanzımanla uzun yıllar dost kalmanın altın kuralıdır. Ayağınız frende, araba viteste öylece beklerseniz o robotik kollar debriyajı basılı tutmaktan helak olur, mekanizma kendi kendini yemeye başlar. Tembelliği bırakıp o eli vites topuzuna götürmek gerekiyor her duruşta. Şanzımanı rahatlatmak, üzerindeki o muazzam baskıyı azaltmak ömrünü iki katına çıkarır, bizzat tecrübeyle sabit...
Günün sonunda, bu dertli teknolojiyle yaşamak bir tür sabır sınavına dönüşüyor. Eğer vites geçişlerinde gazdan ayağınızı hafifçe çekmeyi, arabanın ritmine göre oynamayı öğrenirseniz bir nebze olsun huzur bulabilirsiniz. Arabayla tek yürek olmak, onun mekanik sınırlarını bilerek direksiyon sallamak gerekiyor... Aksi takdirde her sanayi sitesi ziyaretinizde, o meşhur Opel logolu anahtarı masaya bırakırken bulursunuz kendinizi.