Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Termometre otuz beş dereceyi gösterdiği an o kontağı çevirdiğinde gelen o cılız tıkırtı var ya, işte insanı o an yaşayan ölüye çeviren şey tam olarak odur.
Yaz sıcağında dükkanın önünde öylece bekleyen araba sanki gizli bir anı defteri gibi içindeki bütün stresi motor bloğunun altında saklıyor.
Marş motorunun o bobinleri ısıyla genleştiğinde akımdan gelen o son damla enerji ortada kalakalır, ya marş basmaz ya da dişli boşa döner.
Isı yönetimi mühendisliği denilen o süslü laf kağıt üzerinde harika duruyor da o termik bariyerler trafikte yavaş yavaş erirken bizim çilemiz neden başlar acaba?
Rölelerin o kızgın motor suyundan ve kavurucu egzoz manifoldundan yayılan cehennemî sıcaklıkla pestili çıkıyor, sonra da marş sinyali beyne bir türlü ulaşamıyor.
Kronik bir zayıflık mı bu yoksa tamamen malzeme mühendisliğinin o ucuzcu detaylarında saklı bir mühendislik hatası mı, inanın bazen insan kafayı yiyor.
Kaputu açıp o sıcaklığı yüzünde hissettiğinde elindeki tornavidayla marş kömürlerine hafifçe vurmakten başka çaren kalmıyor zaten.
Sıcak havalarda marş basmama meselesi sadece mekanik bir detay değil, resmen ruh sağlığını test eden o acımasız maratonun ta kendisidir.
Gölge bulup beklemekten başka çare sunmayan o mühendislik harikaları bazen insanı yolda öyle bir bırakır ki sanayi esnafıyla kanka olmaktan başka çare kalmaz.
Yaz sıcağında dükkanın önünde öylece bekleyen araba sanki gizli bir anı defteri gibi içindeki bütün stresi motor bloğunun altında saklıyor.
Marş motorunun o bobinleri ısıyla genleştiğinde akımdan gelen o son damla enerji ortada kalakalır, ya marş basmaz ya da dişli boşa döner.
Isı yönetimi mühendisliği denilen o süslü laf kağıt üzerinde harika duruyor da o termik bariyerler trafikte yavaş yavaş erirken bizim çilemiz neden başlar acaba?
Rölelerin o kızgın motor suyundan ve kavurucu egzoz manifoldundan yayılan cehennemî sıcaklıkla pestili çıkıyor, sonra da marş sinyali beyne bir türlü ulaşamıyor.
Kronik bir zayıflık mı bu yoksa tamamen malzeme mühendisliğinin o ucuzcu detaylarında saklı bir mühendislik hatası mı, inanın bazen insan kafayı yiyor.
Kaputu açıp o sıcaklığı yüzünde hissettiğinde elindeki tornavidayla marş kömürlerine hafifçe vurmakten başka çaren kalmıyor zaten.
Sıcak havalarda marş basmama meselesi sadece mekanik bir detay değil, resmen ruh sağlığını test eden o acımasız maratonun ta kendisidir.
Gölge bulup beklemekten başka çare sunmayan o mühendislik harikaları bazen insanı yolda öyle bir bırakır ki sanayi esnafıyla kanka olmaktan başka çare kalmaz.