Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sarı renkli o küçük egzoz simgesi ekranda belirdiği anda garip bir huzursuzluk çöker insanın içine; çünkü biliriz ki o lamba sadece basit bir arızanın habercisi değildir, kaputtaki motorun bizimle konuşma biçimidir. Şehir içi trafikte sürekli dur-kalk yaparak geçirdiğimiz her dakika, egzoz sisteminin en hassas parçası olan o filtreyi biraz daha doldurur ve nihayetinde sistem kendini korumaya alarak o kaçınılmaz ikazı gönderir. Aslında bu durum tamamen bizim sürüş alışkanlıklarımızın bir yansımasıdır; yüksek devir görmeyen, sürekli düşük hızlarda boğulan motorlar nefes alamaz hale gelir. Acaba arabaya biraz haksızlık mı ediyoruz, ne dersiniz?
Yılların getirdiği tecrübeyle sokak arasında ustaya gittiğimizde duyduğumuz ilk cümle genellikle "abi bu araba hiç açılmamış, hep şehir içinde yorulmuş" olur ve bu tespit inanın hiç de yanlış değildir. Filtrenin içerisindeki o petekli yapı, atık kurumları yakıp kül edemediğinde tıkanır; oysa otoyola çıkıp en azından yirmi dakika boyunca yüksek devirde, sabit hızla yol almak bu birikimi kendi kendine temizlemek için mucizevi bir yöntemdir. Tabii herkesin her an otobana çıkacak vakti veya imkânı olmuyor, işte o zaman da bu teknolojik sıkıntılar kapımızı çalıyor. Keşke her şey bu kadar kolay çözülseydi...
Gösterge panelindeki o lamba yanıp sönmeye başladığında panik yapıp hemen servise koşmak yerine önce kendi sürüş karakterimizi bir gözden geçirmeliyiz, belki de sorun bizzat bizim ayağımızın altındadır. Yakıt kalitesi de bu denklemin en kritik ama en çok göz ardı edilen parçasıdır; merdiven altı istasyonlardan alınan ucuz mazot, filtreyi normalinden çok daha hızlı bir şekilde katran gibi kaplar ve temizlenmesini imkansız hale getirir. Sonra da araba neden çekişten düşüyor diye hayıflanır dururuz. Belki de biraz daha özen göstermeliyiz, ne dersiniz?
Servis cihazına bağlandığında ekranda beliren o hata kodları aslında motorun çektiği acının dijital birer tercümesidir ve her bir kod bize nerede yanlış yaptığımızı açıkça fısıldar. Zorunlu rejenerasyon adı verilen o yüksek sıcaklıktaki temizlik işlemi bazen tek kurtuluş yolu olur; motor adeta çığlık çığlığa bağırtılarak o kurumlar yakılır ve egzoz sistemi ancak bu şekilde eski nefesine kavuşabilir. Tabii bu işlem masraflı ve motoru yoran bir süreçtir, yani asıl mesele o aşamaya gelmeden önce önlem alabilmektir. Kim ister ki sanayi köşelerinde gününü harcamayı?
Gün sonunda arabalarımız da tıpkı bizim gibi; onlara nasıl davranırsak karşılığını o şekilde alıyoruz, hırpalanmış bir motorun sorun çıkarması da kaçınılmaz bir sondan başka bir şey değil zaten. Haftada bir kez de olsa aracı biraz serbest bırakmak, motoru ısıtarak uzun yolda biraz soluklandırmak bu tip kronikleşen dertlerin çoğunu başlamadan bitirecektir. Belki de biraz yavaşlayıp makineleri gerçekten dinlemeyi öğrenmenin vakti gelmiştir, kim bilir?
Yılların getirdiği tecrübeyle sokak arasında ustaya gittiğimizde duyduğumuz ilk cümle genellikle "abi bu araba hiç açılmamış, hep şehir içinde yorulmuş" olur ve bu tespit inanın hiç de yanlış değildir. Filtrenin içerisindeki o petekli yapı, atık kurumları yakıp kül edemediğinde tıkanır; oysa otoyola çıkıp en azından yirmi dakika boyunca yüksek devirde, sabit hızla yol almak bu birikimi kendi kendine temizlemek için mucizevi bir yöntemdir. Tabii herkesin her an otobana çıkacak vakti veya imkânı olmuyor, işte o zaman da bu teknolojik sıkıntılar kapımızı çalıyor. Keşke her şey bu kadar kolay çözülseydi...
Gösterge panelindeki o lamba yanıp sönmeye başladığında panik yapıp hemen servise koşmak yerine önce kendi sürüş karakterimizi bir gözden geçirmeliyiz, belki de sorun bizzat bizim ayağımızın altındadır. Yakıt kalitesi de bu denklemin en kritik ama en çok göz ardı edilen parçasıdır; merdiven altı istasyonlardan alınan ucuz mazot, filtreyi normalinden çok daha hızlı bir şekilde katran gibi kaplar ve temizlenmesini imkansız hale getirir. Sonra da araba neden çekişten düşüyor diye hayıflanır dururuz. Belki de biraz daha özen göstermeliyiz, ne dersiniz?
Servis cihazına bağlandığında ekranda beliren o hata kodları aslında motorun çektiği acının dijital birer tercümesidir ve her bir kod bize nerede yanlış yaptığımızı açıkça fısıldar. Zorunlu rejenerasyon adı verilen o yüksek sıcaklıktaki temizlik işlemi bazen tek kurtuluş yolu olur; motor adeta çığlık çığlığa bağırtılarak o kurumlar yakılır ve egzoz sistemi ancak bu şekilde eski nefesine kavuşabilir. Tabii bu işlem masraflı ve motoru yoran bir süreçtir, yani asıl mesele o aşamaya gelmeden önce önlem alabilmektir. Kim ister ki sanayi köşelerinde gününü harcamayı?
Gün sonunda arabalarımız da tıpkı bizim gibi; onlara nasıl davranırsak karşılığını o şekilde alıyoruz, hırpalanmış bir motorun sorun çıkarması da kaçınılmaz bir sondan başka bir şey değil zaten. Haftada bir kez de olsa aracı biraz serbest bırakmak, motoru ısıtarak uzun yolda biraz soluklandırmak bu tip kronikleşen dertlerin çoğunu başlamadan bitirecektir. Belki de biraz yavaşlayıp makineleri gerçekten dinlemeyi öğrenmenin vakti gelmiştir, kim bilir?