Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelinde o turuncu simge birden yanıverdiğinde içindeki o hafif sıkıntıyı çok iyi biliyorum, hepimiz yaşadık bunu. Lastik basınç sensörü, yani o adını pek sevmediğimiz TPMS, bazen durduk yere canımızı sıkmayı sever.
Sabah serinliğinde garajdan çıkarken o inatçı ışığın sönmemesi ne kadar da sinir bozucudur, değil mi? Hava sıcaklıkları ani düşüşler yaşadığında lastiklerin içindeki o görünmez hava molekülleri büzüşür ve sistem hemen alarm verir.
Aslında sensör sadece görevini yapıyor, sana lastiklerinden birinin havasının azaldığını fısıldamaya çalışıyor ama biz bunu hep bir arıza olarak algılıyoruz. Haklısın tabi, kimse o sarı ışığın sürekli yüzüne bakmasını istemez.
Lastikçiye gidip havaları tamamlattıktan sonra bile o lamba bazen sönmek bilmez, insanı çileden çıkarır bu durum. Hafızayı sıfırlamak gerekir bazen, torpido gözünün içindeki o küçük düğmeyi hatırlıyorsun değil mi?
Bazen de işin aslı o kadar masum olmayabilir; sensörün pili bitmiştir ya da yoldan fırlayan küçük bir çakıl taşı o hassas cihaza hasar vermiştir. Elektronik işte, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz.
Yola devam ediyorsun ama aklın hep o ışıktı, inatla yanmaya devam ediyor çünkü lastik basınçları eşitlenmemiş olabilir. Tek bir tekerleğin diğerlerinden farklı havalarda olması bile sistemi uykusundan uyandırmaya yeter de artar bile.
Lastik havalarını kontrol etmekten sıkıldın, biliyorum. Yine de o sensörü görmezden gelmek en büyük hatadır, ne de olsa can taşıyorsun o direksiyonun başında.
Basit bir hava eksilmesi mi yoksa sensör arızası mı olduğunu anlamanın en pratik yolu, inip şöyle etraflıca bir lastiklere bakmaktır. Göz ucuyla şöyle bir süzmek yetmez bazen, kalibre etmek şarttır.
O lamba yandığında panik yapıp hemen servise koşmana gerek yok, sakin ol ve en yakın hava saatine yanaş. Hayat zaten yeterince hızlı akıyor, biraz yavaşlayıp lastiklerine kulak vermenin tam zamanı şimdi.
Sabah serinliğinde garajdan çıkarken o inatçı ışığın sönmemesi ne kadar da sinir bozucudur, değil mi? Hava sıcaklıkları ani düşüşler yaşadığında lastiklerin içindeki o görünmez hava molekülleri büzüşür ve sistem hemen alarm verir.
Aslında sensör sadece görevini yapıyor, sana lastiklerinden birinin havasının azaldığını fısıldamaya çalışıyor ama biz bunu hep bir arıza olarak algılıyoruz. Haklısın tabi, kimse o sarı ışığın sürekli yüzüne bakmasını istemez.
Lastikçiye gidip havaları tamamlattıktan sonra bile o lamba bazen sönmek bilmez, insanı çileden çıkarır bu durum. Hafızayı sıfırlamak gerekir bazen, torpido gözünün içindeki o küçük düğmeyi hatırlıyorsun değil mi?
Bazen de işin aslı o kadar masum olmayabilir; sensörün pili bitmiştir ya da yoldan fırlayan küçük bir çakıl taşı o hassas cihaza hasar vermiştir. Elektronik işte, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz.
Yola devam ediyorsun ama aklın hep o ışıktı, inatla yanmaya devam ediyor çünkü lastik basınçları eşitlenmemiş olabilir. Tek bir tekerleğin diğerlerinden farklı havalarda olması bile sistemi uykusundan uyandırmaya yeter de artar bile.
Lastik havalarını kontrol etmekten sıkıldın, biliyorum. Yine de o sensörü görmezden gelmek en büyük hatadır, ne de olsa can taşıyorsun o direksiyonun başında.
Basit bir hava eksilmesi mi yoksa sensör arızası mı olduğunu anlamanın en pratik yolu, inip şöyle etraflıca bir lastiklere bakmaktır. Göz ucuyla şöyle bir süzmek yetmez bazen, kalibre etmek şarttır.
O lamba yandığında panik yapıp hemen servise koşmana gerek yok, sakin ol ve en yakın hava saatine yanaş. Hayat zaten yeterince hızlı akıyor, biraz yavaşlayıp lastiklerine kulak vermenin tam zamanı şimdi.