Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın köründe tam da işe yetişme telaşıyla kontağı çevirdiğiniz o kritik anda kaputun altından yükselen o kulak tırmalayıcı metalik çığlık... Gerçekten insanı zıplatan, tam anlamıyla sinir kat sayısı tavan yaptıran bir sestir o marş motorunun çıkardığı ıslık sesi. Oysa sistemi biraz yakından tanıyan her tecrübeli ustanın bildiği üzere mekanizma aslında size çok açık bir mesaj veriyor burada; yani diyor ki ben içeride bir yerlerde metal metale sürtünüyorum, yağsız kaldım ya da dönme momentiyle dişli tutunması arasındaki o milimetrik dengemi kaybettim. Bir aracın marş dinamosu dediğimiz bu meret, stator sargılarından aldığı yüksek elektrik akımını kollektör ve marş kömürü vasıtasıyla mekanik harekete dönüştürürken, torku direkt olarak motorun volan dişlisine aktarır. İşte tam bu temas anında, o yüksek devirli dönme hareketiyle volan çemberine ilk hareketi veren bendix dişlisi (ya da sanayideki adıyla marş dişlisi) mekanik bir aşınmaya uğradıysa veya geri çekilme yayındaki esneklik kaybı yüzünden tam zamanında o yuvasına dönemiyorsa, ortaya sanki fırtınada açık kalmış pencere arasından giren rüzgar misali tiz bir ıslık sesi çıkar.
Kontağı çevirdiğiniz an aslında kaputun altında küçük bir mekanik drama yaşanır; solenoid şalter akımı yer yemez bir kaldıraç kolunu iter ve bendix dişlisini ileri fırlatarak volanın dişlerine kilitler. Peki ya bu dişli sisteminde gres yağı kuruduysa, zamanla biriken balata tozuyla tortulaşıp çamurlaştıysa? Bendix dişlisinin o helis oluklar üzerinde serbestçe kayması gerekirken takılı kalması, motor tam çalışıp volan bin küsür devire ulaştığı an bile o dişlinin volanın üzerinde dönmeye devam etmesi demektir ki bu durum bendix bilyalarının ve burçların cayır cayır yanmasına, ardından da o iç gıcıklayıcı çığlığa davetiye çıkarır. Hatta bazen sorunun kaynağı marş motorunun kendi içindeki marş kömürleri, yani karbon fırçalardır; kollektör dilimlerine sürtünerek aşınan bu parçalar zamanla kömür tozu biriktirir ve rulmanların, bronz burçların çalışma toleransını tamamen bozar. Burçlar yalpalama yapmaya başladığı an aradaki o kusursuz merkezleme kaybolur ve rotor mili statora, yani mıknatıslara milimetrik olarak değmeye başlar... Sonra uğraş dur.
Bazen sanayide ustalardan duyarsınız "marş kaçırıyor" derler, işte o ıslık sesiyle karışık boşa dönme hissinin arkasında yatan asıl maraz tam olarak bendix cırcırının içindeki masaralı bilyaların kilitlenmeyi reddetmesidir. Kontağı bıraktığınız anda marş motoru elektriği kesilmesine rağmen momentumla bir süre daha döner ve eğer marş otomatiği (solenoid) yayı zayıfladığı için mekanizmayı milisaniyelik bir gecikmeyle geriye çekerse, volanın muazzam devri marş dişlisini tabiri caizse tersine kırbaçlar. Bu ters tork, dişlinin uçlarındaki pah kırmalarını zımpara gibi yontarak o özgün ıslık sesini kalıcı hale getirir; yani aslında dişli diyor ki ben artık volanın dişlerini tam kavrayamıyorum, üzerimden kayıp gidiyorum. Sırf bu yüzden otomatiğin kontak plakalarını, plencer pistonunu ve dönüş yayını kontrol etmeden sadece dışarıdan yağ sıkıp "tamam bu oldu" demek, sorunu sadece birkaç günlüğüne halı altına süpürmekten başka bir işe yaramaz.
Aslında çözümü hiç de öyle gözde büyütülecek, göz korkutacak cinsten karmaşık bir karmaşa değil bu durumun. İşinin ehli bir oto elektrikçiye gittiğinizde marş dinamosunu tezgaha aldırıp komple revizyondan geçirtmek, bütün o gres kurumalarını benzinle temizletip burçları sıfırlatmak en mantıklı yol olacaktır. Şanzıman muhafaza cıvatalarından sökülen marş motorunun içindeki planet dişli setleri özel yüksek ısıya dayanıklı lityum bazlı gresle yağlandığında, bendix dişlisi ve solenoid pistonu yenilendiğinde o sinir bozucu ıslıktan eser kalmadığını göreceksiniz. Ha, ben böyle binerim, ses gelsin ne olacak ki deyip erteleyenlerdenseniz; o ıslık sesinin bir sonraki aşamasının volan dişlisini komple sıyırmak ve aracınızı çekici tepesinde sanayiye götürmek olduğunu da bir kenara not edin derim... Seçim sizin tabii.
Kontağı çevirdiğiniz an aslında kaputun altında küçük bir mekanik drama yaşanır; solenoid şalter akımı yer yemez bir kaldıraç kolunu iter ve bendix dişlisini ileri fırlatarak volanın dişlerine kilitler. Peki ya bu dişli sisteminde gres yağı kuruduysa, zamanla biriken balata tozuyla tortulaşıp çamurlaştıysa? Bendix dişlisinin o helis oluklar üzerinde serbestçe kayması gerekirken takılı kalması, motor tam çalışıp volan bin küsür devire ulaştığı an bile o dişlinin volanın üzerinde dönmeye devam etmesi demektir ki bu durum bendix bilyalarının ve burçların cayır cayır yanmasına, ardından da o iç gıcıklayıcı çığlığa davetiye çıkarır. Hatta bazen sorunun kaynağı marş motorunun kendi içindeki marş kömürleri, yani karbon fırçalardır; kollektör dilimlerine sürtünerek aşınan bu parçalar zamanla kömür tozu biriktirir ve rulmanların, bronz burçların çalışma toleransını tamamen bozar. Burçlar yalpalama yapmaya başladığı an aradaki o kusursuz merkezleme kaybolur ve rotor mili statora, yani mıknatıslara milimetrik olarak değmeye başlar... Sonra uğraş dur.
Bazen sanayide ustalardan duyarsınız "marş kaçırıyor" derler, işte o ıslık sesiyle karışık boşa dönme hissinin arkasında yatan asıl maraz tam olarak bendix cırcırının içindeki masaralı bilyaların kilitlenmeyi reddetmesidir. Kontağı bıraktığınız anda marş motoru elektriği kesilmesine rağmen momentumla bir süre daha döner ve eğer marş otomatiği (solenoid) yayı zayıfladığı için mekanizmayı milisaniyelik bir gecikmeyle geriye çekerse, volanın muazzam devri marş dişlisini tabiri caizse tersine kırbaçlar. Bu ters tork, dişlinin uçlarındaki pah kırmalarını zımpara gibi yontarak o özgün ıslık sesini kalıcı hale getirir; yani aslında dişli diyor ki ben artık volanın dişlerini tam kavrayamıyorum, üzerimden kayıp gidiyorum. Sırf bu yüzden otomatiğin kontak plakalarını, plencer pistonunu ve dönüş yayını kontrol etmeden sadece dışarıdan yağ sıkıp "tamam bu oldu" demek, sorunu sadece birkaç günlüğüne halı altına süpürmekten başka bir işe yaramaz.
Aslında çözümü hiç de öyle gözde büyütülecek, göz korkutacak cinsten karmaşık bir karmaşa değil bu durumun. İşinin ehli bir oto elektrikçiye gittiğinizde marş dinamosunu tezgaha aldırıp komple revizyondan geçirtmek, bütün o gres kurumalarını benzinle temizletip burçları sıfırlatmak en mantıklı yol olacaktır. Şanzıman muhafaza cıvatalarından sökülen marş motorunun içindeki planet dişli setleri özel yüksek ısıya dayanıklı lityum bazlı gresle yağlandığında, bendix dişlisi ve solenoid pistonu yenilendiğinde o sinir bozucu ıslıktan eser kalmadığını göreceksiniz. Ha, ben böyle binerim, ses gelsin ne olacak ki deyip erteleyenlerdenseniz; o ıslık sesinin bir sonraki aşamasının volan dişlisini komple sıyırmak ve aracınızı çekici tepesinde sanayiye götürmek olduğunu da bir kenara not edin derim... Seçim sizin tabii.