Marş Motorundan Sürtme Sesi Geliyor

Marş Motorundan Sürtme Sesi Geliyor

Burak Usta

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
586
Tepkime puanı
0
Burak Usta
Sabahın ilk ışıklarında anahtarı yuvasına takıp o tanıdık çevirme hareketini yaptığımızda, kaputun altından yükselen o yırtıcı metal sürtme sesi hepimizin tüylerini diken diken etmeye yeter de artar bile. Sadece basit bir tıkırtıdan bahsetmiyoruz burada; adeta iki demir blok birbirini zımparalıyormuş gibi hissettiren, insanın içini cız ettiren o meşhur, o uğursuz sesten söz ediyoruz. Yıllarca direksiyon sallamış sürücülerden tutun da henüz ilk arabasının heyecanını yaşayan genç kardeşlerimize kadar pek çoğumuz bu talihsiz anla en az bir kez yüzleşmişizdir. Motor tam çalışacak sanırken araya giren o acı metalik çığlık, otomobilimizle aramızdaki o sessiz güven bağını bir anda pamuk ipliğine bağlayıverir. Kendi aramızda "herhalde kömürleri bitti" ya da "dişli sıyırdı" diye kulaktan dolma teşhisler koysak da, o metalin metale sürtünme hissi garajın soğuk betonunda bizi derin bir çaresizlikle baş başa bırakır...

Direksiyon başındaki her deneyimli sürücünün çok iyi bildiği o gıcık ses, aslında volan dişlisi ile marş motorunun bendix dişlisinin o hassas, o kusursuz olması gereken dansının bozulmasından başka bir şey değildir. Marş dinamosu dediğimiz bu ufak ama inanılmaz güçlü mekanizma, aküden aldığı o ilk elektrik kıvılcımıyla birlikte bendix dişlisini ileri fırlatır ve devasa volan çarkını çevirip motoru hayata döndürür. Ancak zamanla, binlerce kez tekrarlanan bu temas sonucunda o küçük dişlilerin uçları aşınır, pürüzsüz yapısını kaybeder ve yuvasına tam oturamaz hale gelir. Tam oturamadığı için de dönmeye başladığı o ilk saliselerde volanın üzerindeki devasa dişlilere sadece teğet geçer, kaçırır ve ortaya sanki bir demir testeresiyle motoru kesiyorlarmış gibi o felaket gıcırtı çıkar. Bazen bir dahaki marşta hiçbir şey olmamış gibi tek tıkla çalışan araba, bazen de üç defa peş peşe aynı metali yırtma sesini yüzümüze vurarak bizi ustaların kapısına düşürür.

Hani bazen ustaya götürürüz de araba en ufak bir ses bile çıkarmaz, sanki bizimle dalga geçer ya; işte bu marş sürtmesi tam da öyle sinsi bir arıza türüdür. Sesin her zaman yapmaması, tamamen o dişlilerin durduğu milimetrik pozisyonla veya havadaki nemle, hatta marş motorunun içindeki o eskimiş gres yağının donmasıyla doğrudan alakalıdır. Eğer marş motorunun içindeki burçlar yani o minik pirinç yataklar boşluk yapmaya başladıysa, marş mili dönerken hafifçe eksenden kayar, yalpalar ve dişliler birbirine tam dik açıyla basamaz. Basamadığı için de o koca mekanizma torku motora iletmek yerine kendi kendini zımparalamaya başlar; otomobilinizin kalbi tam çalışacakken o garip mekanik feryatla sarsılırız. Arabanın altından gelen bu feryadı uzun süre duymazdan gelip "nasıl olsa ikinciye alıyor" rahatlığına kapılmak ise, yakın zamanda cüzdanımızda açılacak kocamış bir deliğin habercisidir sadece.

Sadece dişlilerin birbirini yemesiyle de bitmiyor ne yazık ki bu koca bela; marş otomatiği dediğimiz o elektro-mıknatıslı yapının tembelliği de başımıza benzer işler açabilir. Süreç öyle hızlı işler ki, siz anahtarı bıraktığınız an bendix dişlisinin milisaniyeler içinde geri çekilmesi gerekir ama çekilemez. Otomatik dediğimiz o parça tozdan, kirden veya aşınmadan dolayı takılı kaldığında, zaten çalışmış olan motor volanı marş dişlisini akılalmaz bir devirle geriye doğru çevirmeye başlar. İşte o an duyduğumuz şey bir dişli kaçırma sesi değil, motorun marş dinamosunu adeta bir kıyma makinesi gibi kendi içinde öğütme sesidir. Hani o anahtarı biraz uzun tuttuğumuzda gelen cıyaklama varya... İşte tam olarak o felaketten bahsediyoruz.

Bizler genelde acıyı çekmeden tamirciye gitmeyi sevmeyen bir milletiz fakat bu marş meselesi ertelemeye, "idare eder" demeye hiç ama hiç gelmez. Sürtme sesini her duyduğumuzda sadece ucuz ve değişimi kolay bir marş dişlisini yemeyiz, aynı zamanda şanzımanı indirmeden değişmesi imkansız olan o pahalı volan dişlisini de yavaş yavaş rendelemiş oluruz. Volanın dişleri bir kez bozuldu mu, artık yeni bir marş motoru taksanız bile dikiş tutmaz, her marşta o uğursuz sesi duymaya devam ederiz. Bu yüzden arabanız size o acı metalik çığlıkla bir şeylerin ters gittiğini anlatmaya çalıştığında, kulakları tıkamak yerine marş dinamosunu söküp bir tezgaha yatırmak, burçlarını, kömürlerini ve bendix mekanizmasını güzelce elden geçirmek tek akılcı yoldur. Sonuçta hiçbirimiz ıssız bir dağ yolunda ya da gecenin bir yarısı yağmurun altında o acı gıcırtının ardından gelen derin bir sessizlikle baş başa kalmak istemeyiz.
 
Geri