Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sürücü koltuğuna geçip anahtarı çevirdiğiniz o sıradan anda, kaputun altından yükselen o cılız beyaz duman kadar insanın canını sıkan az şey vardır herhalde... Gösterge panelindeki ışıklar bir anlığına göz kırpar, metalik bir sürtünme sesi duyulur ve ardından genzinizi yakan o garip yanık kokusu yayılmaya başlar. İşte o an anlarsınız ki, marş motorunuz artık son nefesini veriyor ya da en iyi ihtimalle size imdat çağrısında bulunuyor. Çoğu sürücü bu durumu gördüğünde panikleyip anahtarı tekrar tekrar çevirme hatasına düşer; oysa oradan çıkan her duman kömürlerin, bobin sargılarının veya selenoid dediğimiz o hassas mekanizmanın kavrulma sesidir aslında. Yılların tecrübesiyle sabittir ki, marş basmadığı an ısrar etmek, ufak bir kömür değişimini birdenbire komple marş motoru revizyonuna, hatta aracın ana kablo tesisatının erimesine kadar götürebilir.
Aküden aldığı devasa elektrik akımını mekanik harekete dönüştüren bu küçük ama cefakar parça, zamanla biriken motor yağı, toz ve nem yüzünden içeriden içe çürümeye başlar bazen. Kontağı çevirdiğinizde marş otomatiği takılı kalırsa ne olur dersiniz? Motor çalışsa bile marş dişlisi volandan ayrılmaz, dönmeye devam eden koskoca motor o küçücük marş motorunu inanılmaz bir devirle çevirmeye başlar ve işte o an aşırı ısınan sargılar feryat ederek dumanı salgılar. Yağ kaçaklarına hiç değinmiyorum bile; yukarılardan bir yerden sızan bir damla motor yağı marş motorunun içine süzüldüğünde, zamanla o yüksek akımla birleşip adeta bir tütsü gibi tütmeye başlar. Aracınız size dumanla işaret veriyorsa orada durmalı, sistemi daha fazla zorlamadan o kontağı yavaşça kapatıp geriye çekilmelisiniz...
Hiç düşündünüz mü, o yakıcı kokunun arkasında aslında ne kadar basit bir ihmal yatıyor olabilir? Kömür yuvalarında biriken bakır tozu zamanla bir kısa devre köprüsü kurar ve siz anahtara her bastığınızda amperlerce akım boşa akıp doğrudan ısıya dönüşür, sonra da gelsin dumanlar. Eski bir Sanayi ustasının dükkanında saatlerce izlediğim o sökülmüş marş motorlarının içi genelde simsiyah bir kömür tarlasını andırırdı; çünkü sürücü "bir tık etti ama sonra çalıştı" diyerek sorunu ertelemiş, o cılız uyarıyı görmezden gelmişti. Bazen sorun doğrudan tesisattaki gevşek bir şase kablosundan kaynaklanır; direnç artar, kablo ısınır, izolasyon erir ve marş motorunun kendisi sağlam olsa bile etrafındaki plastik muhafazalar duman altı olur.
Radyatörden yükselen su buharı ile marş motorunun çıkardığı o keskin Plastik ve bakır dumanını ayırt etmeyi öğrenmek, sizi yolda kalmaktan ve gereksiz masraflardan koruyacak en büyük kozdur. Duman çıktığı an kaputu açıp çıplak gözle dumanın tam merkezini tespit etmeye çalışın; eğer koku genzinizi yakıyor, kablo erimesini andırıyorsa elektrik aksamındasınız demektir. Akü kutup başını sökebiliyorsanız hemen sökün, anahtarla bir daha asla şansınızı denemeyin ve arabayı zorla vurdurarak çalıştırma sevdasına hiç girmeyin. Unutmayın ki marş motoru duman atıyorsa, mekanik aksam artık elektriksel yüke dayanamıyor demektir; bırakın usta söküp masaya yatırsın, kollektörü temizlesin, otomatiğini değiştirsin ve siz de tek bir kontak hareketiyle huzurla yolunuza devam edin.
Aküden aldığı devasa elektrik akımını mekanik harekete dönüştüren bu küçük ama cefakar parça, zamanla biriken motor yağı, toz ve nem yüzünden içeriden içe çürümeye başlar bazen. Kontağı çevirdiğinizde marş otomatiği takılı kalırsa ne olur dersiniz? Motor çalışsa bile marş dişlisi volandan ayrılmaz, dönmeye devam eden koskoca motor o küçücük marş motorunu inanılmaz bir devirle çevirmeye başlar ve işte o an aşırı ısınan sargılar feryat ederek dumanı salgılar. Yağ kaçaklarına hiç değinmiyorum bile; yukarılardan bir yerden sızan bir damla motor yağı marş motorunun içine süzüldüğünde, zamanla o yüksek akımla birleşip adeta bir tütsü gibi tütmeye başlar. Aracınız size dumanla işaret veriyorsa orada durmalı, sistemi daha fazla zorlamadan o kontağı yavaşça kapatıp geriye çekilmelisiniz...
Hiç düşündünüz mü, o yakıcı kokunun arkasında aslında ne kadar basit bir ihmal yatıyor olabilir? Kömür yuvalarında biriken bakır tozu zamanla bir kısa devre köprüsü kurar ve siz anahtara her bastığınızda amperlerce akım boşa akıp doğrudan ısıya dönüşür, sonra da gelsin dumanlar. Eski bir Sanayi ustasının dükkanında saatlerce izlediğim o sökülmüş marş motorlarının içi genelde simsiyah bir kömür tarlasını andırırdı; çünkü sürücü "bir tık etti ama sonra çalıştı" diyerek sorunu ertelemiş, o cılız uyarıyı görmezden gelmişti. Bazen sorun doğrudan tesisattaki gevşek bir şase kablosundan kaynaklanır; direnç artar, kablo ısınır, izolasyon erir ve marş motorunun kendisi sağlam olsa bile etrafındaki plastik muhafazalar duman altı olur.
Radyatörden yükselen su buharı ile marş motorunun çıkardığı o keskin Plastik ve bakır dumanını ayırt etmeyi öğrenmek, sizi yolda kalmaktan ve gereksiz masraflardan koruyacak en büyük kozdur. Duman çıktığı an kaputu açıp çıplak gözle dumanın tam merkezini tespit etmeye çalışın; eğer koku genzinizi yakıyor, kablo erimesini andırıyorsa elektrik aksamındasınız demektir. Akü kutup başını sökebiliyorsanız hemen sökün, anahtarla bir daha asla şansınızı denemeyin ve arabayı zorla vurdurarak çalıştırma sevdasına hiç girmeyin. Unutmayın ki marş motoru duman atıyorsa, mekanik aksam artık elektriksel yüke dayanamıyor demektir; bırakın usta söküp masaya yatırsın, kollektörü temizlesin, otomatiğini değiştirsin ve siz de tek bir kontak hareketiyle huzurla yolunuza devam edin.