Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Egzoz manifoldunun hemen çıkışında, o cehennem sıcağının içinde saniyede onlarca kez veri üreten minicik bir parça var; adı lambda sensörü ya da çoğumuzun bildiği tabiriyle oksijen sensörü... Motorun nefes alışını, daha doğrusu yaktığı yakıtın ne kadar temiz yandığını doğrudan bu arkadaş ölçüyor. Egzoz gazındaki oksijen miktarını milivolt düzeyinde elektrik sinyallerine (0.1 V−0.9 V arası) dönüştürüp motor kontrol ünitesine (ECU) gönderiyor. Eğer bu sinyal gecikirse veya hiç gitmezse ne olur biliyor musunuz? Motor kör uçuşa geçer. Yani performans doğrudan doğruya bu küçücük zirkonyum veya titanyum kaplı seramik elemanın sağlığına bağlı.
Zengin karışım dediğimiz olay, silindirin içine gitmesi gerekenden fazla yakıt, az hava girmesidir ki bu da motoru boğar, hantallaştırır. Lambda sensörü düzgün çalışmadığında ECU'ya sürekli "ortamda çok hava var" sinyali gönderebilir. Yanıltıcı sinyal... Bilgisayar da ne yapsın, motoru korumak ve performansı toplamak adına enjektörlerin açılma süresini (pulse width) artırır. Sonuç? Aracınız bir anda normalin iki katı yakıt tüketmeye başlar, çiğ gaz kokusu egzozdan burnunuza kadar gelir ve gaz pedalına bastığınızda o eski canlılığı bulamazsınız. Sanki arkadan birisi arabayı çekiyormuş gibi bir his...
Bazen de tam tersi yaşanır, fakir karışım belası baş gösterir. Sensör yaşlandıkça, üzeri kurumla veya kurşun artıklarıyla kaplandıkça tembelleşir. Tembel sensör, tepki süresini milisaniyelerden saniyelere çıkarır. Siz sollamaya çıkarsınız, gaza yüklenirsiniz ama motor aniden yığılır, tekleme yapar. Hatta silindir içi sıcaklıklar (EGT) tehlikeli seviyelere, yani 900
∘
C civarına tırmanabilir. Piston tepelerinde erimeye kadar giden bu sürecin tek sorumlusu, o an doğru dürüst ölçüm yapamayan bir sensör uçuşudur aslında. Kulak ardı etmemek gerek.
Gidip sanayide "abi bu araba çekmiyor" dediğinizde hemen bujilere, bobinlere bakarlar. Haklılar da bir yerde, ateşleme önemlidir ama asıl orkestra şefini ıskalıyorlar çoğu zaman. Lambda sensörünün voltaj dalgalanmasını osiloskop cihazına bağlayıp görmeden arızayı tahmin etmek tamamen yazı tura atmaktır. Sağlıklı bir sensörün grafiği sinüs dalgası gibi sürekli yukarı aşağı oynamalı. Eğer o çizgi düz bir hatta kalıyorsa, motorunuzun performans potansiyelinin en az %20'si çöpe gidiyor demektir. Performans kaybını sadece hızlanamamak sanmayın, rölantideki o sinir bozucu titreme de tamamen bu dengesizliğin eseri.
Tavsiyemdir, kilometresi 100 bin sınırına dayanan her araçta bu parçayı bir mercek altına almak şart. Temizlenir mi diye soracaksınız şimdi, biliyorum... Bazı ustalar balata spreyiyle falan temizlemeye kalkar ama o gözenekli seramik yapı bir kez özelliğini yitirdi mi, kimyasal temizlik sadece geçici bir göz boyamadan ibaret kalır. Doğrudan orijinal muadiliyle değiştirmek, uzun vadede hem motor ömrünü kurtarır hem de cebinizi yakıt istasyonlarında hafifletir. Unutmayın, motorun kalbi ne kadar güçlü olursa olsun, ciğerinden doğru haber gelmiyorsa o güç hiçbir işe yaramaz.
Zengin karışım dediğimiz olay, silindirin içine gitmesi gerekenden fazla yakıt, az hava girmesidir ki bu da motoru boğar, hantallaştırır. Lambda sensörü düzgün çalışmadığında ECU'ya sürekli "ortamda çok hava var" sinyali gönderebilir. Yanıltıcı sinyal... Bilgisayar da ne yapsın, motoru korumak ve performansı toplamak adına enjektörlerin açılma süresini (pulse width) artırır. Sonuç? Aracınız bir anda normalin iki katı yakıt tüketmeye başlar, çiğ gaz kokusu egzozdan burnunuza kadar gelir ve gaz pedalına bastığınızda o eski canlılığı bulamazsınız. Sanki arkadan birisi arabayı çekiyormuş gibi bir his...
Bazen de tam tersi yaşanır, fakir karışım belası baş gösterir. Sensör yaşlandıkça, üzeri kurumla veya kurşun artıklarıyla kaplandıkça tembelleşir. Tembel sensör, tepki süresini milisaniyelerden saniyelere çıkarır. Siz sollamaya çıkarsınız, gaza yüklenirsiniz ama motor aniden yığılır, tekleme yapar. Hatta silindir içi sıcaklıklar (EGT) tehlikeli seviyelere, yani 900
∘
C civarına tırmanabilir. Piston tepelerinde erimeye kadar giden bu sürecin tek sorumlusu, o an doğru dürüst ölçüm yapamayan bir sensör uçuşudur aslında. Kulak ardı etmemek gerek.
Gidip sanayide "abi bu araba çekmiyor" dediğinizde hemen bujilere, bobinlere bakarlar. Haklılar da bir yerde, ateşleme önemlidir ama asıl orkestra şefini ıskalıyorlar çoğu zaman. Lambda sensörünün voltaj dalgalanmasını osiloskop cihazına bağlayıp görmeden arızayı tahmin etmek tamamen yazı tura atmaktır. Sağlıklı bir sensörün grafiği sinüs dalgası gibi sürekli yukarı aşağı oynamalı. Eğer o çizgi düz bir hatta kalıyorsa, motorunuzun performans potansiyelinin en az %20'si çöpe gidiyor demektir. Performans kaybını sadece hızlanamamak sanmayın, rölantideki o sinir bozucu titreme de tamamen bu dengesizliğin eseri.
Tavsiyemdir, kilometresi 100 bin sınırına dayanan her araçta bu parçayı bir mercek altına almak şart. Temizlenir mi diye soracaksınız şimdi, biliyorum... Bazı ustalar balata spreyiyle falan temizlemeye kalkar ama o gözenekli seramik yapı bir kez özelliğini yitirdi mi, kimyasal temizlik sadece geçici bir göz boyamadan ibaret kalır. Doğrudan orijinal muadiliyle değiştirmek, uzun vadede hem motor ömrünü kurtarır hem de cebinizi yakıt istasyonlarında hafifletir. Unutmayın, motorun kalbi ne kadar güçlü olursa olsun, ciğerinden doğru haber gelmiyorsa o güç hiçbir işe yaramaz.