Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Operasyon bitti, eve geldiniz ve o ilk saatlerin tatlı sarhoşluğu üzerinizde. Gözleri ovuşturmak yok abi, vallahi billahi en büyük tuzak orada başlıyor. O kadar hassas bir doku var ki içeride, ufak bir dokunuş bile bütün emeği ziyan eder. Dokunmayacağız işte... Ne kadar kaşınırsa kaşınsın o eller cepte duracak.
Işık meselesi var bir de, lambalar gözünüzü alıyor mu hemen? Güneş gözlüğünü evde bile takmak lazım ilk günlerde, hiç çekinmeyin valla. Karanlık odada oturmak gözü dinlendirir, o gerginliği üzerinden alır insanın. Hatta şöyle hafif nemli bir ortam yaratabilirseniz ne ala.
Su kaçırma stresi sarar insanı banyoya girerken. Yüzünüzü yıkarken iki kere düşünün, sabun falan kaçmasın sakın. Birkaç gün duş almamak kirlilik değil, tamamen önlem... Suya gözü kapalı bile olsa yakınlaştırmamak en doğrusu bu aralar.
Damla saatini kaçırmamak şart tabii. Alarm kurun telefonunuza, unutuluyor çünkü bir süre sonra. Kuruluk hissi geldikçe o damla hayat kurtarır, gözün ihtiyacı olan tek şey o nem zaten. Aksatmayın gitsin.
Bilgisayar ekranına bakma isteği gelir hani, iki dakika bakıp çıkayım dersiniz. Bakmayın ya... O mavi ışık gözü öyle bir yorar ki fark etmezsiniz bile. Telefonu, tableti bir kenara koyup kafayı dinlemek en güzeli.
Tozlu, dumanlı ortamlardan uzak durmak gerek bir süre. Dışarı çıkarken rüzgâr esiyorsa hemen korumak lazım o gözleri. Sigara dumanı falan... Zaten zararlı da bu dönemde iki kat daha fazla can yakar.
Ağır kaldırmak, eğilip kalkmak baskı yapıyor göz içine. Şöyle sakince uzanıp dinlenmek varken ne gerek var zorlamaya? Spor salonu bekleyebilir birkaç hafta, hiçbir şey kaçmıyor vallahi.
Görüşünüz bazen netleşir, bazen biraz bulanıklaşır ilk zamanlar. Gayet normal bir durum bu, hemen endişeye kapılmamak lazım. Zamanla oturacak her şey yerine, sabır işi biraz da bu süreç...
Rutin kontrolleri aksatmamak gerek, hekim ne zaman çağırdıysa o zaman gitmek lazım. Kafanıza takılan bir şey olursa da hemen arayıp sorun... İhmale gelmez böyle şeyler.
Işık meselesi var bir de, lambalar gözünüzü alıyor mu hemen? Güneş gözlüğünü evde bile takmak lazım ilk günlerde, hiç çekinmeyin valla. Karanlık odada oturmak gözü dinlendirir, o gerginliği üzerinden alır insanın. Hatta şöyle hafif nemli bir ortam yaratabilirseniz ne ala.
Su kaçırma stresi sarar insanı banyoya girerken. Yüzünüzü yıkarken iki kere düşünün, sabun falan kaçmasın sakın. Birkaç gün duş almamak kirlilik değil, tamamen önlem... Suya gözü kapalı bile olsa yakınlaştırmamak en doğrusu bu aralar.
Damla saatini kaçırmamak şart tabii. Alarm kurun telefonunuza, unutuluyor çünkü bir süre sonra. Kuruluk hissi geldikçe o damla hayat kurtarır, gözün ihtiyacı olan tek şey o nem zaten. Aksatmayın gitsin.
Bilgisayar ekranına bakma isteği gelir hani, iki dakika bakıp çıkayım dersiniz. Bakmayın ya... O mavi ışık gözü öyle bir yorar ki fark etmezsiniz bile. Telefonu, tableti bir kenara koyup kafayı dinlemek en güzeli.
Tozlu, dumanlı ortamlardan uzak durmak gerek bir süre. Dışarı çıkarken rüzgâr esiyorsa hemen korumak lazım o gözleri. Sigara dumanı falan... Zaten zararlı da bu dönemde iki kat daha fazla can yakar.
Ağır kaldırmak, eğilip kalkmak baskı yapıyor göz içine. Şöyle sakince uzanıp dinlenmek varken ne gerek var zorlamaya? Spor salonu bekleyebilir birkaç hafta, hiçbir şey kaçmıyor vallahi.
Görüşünüz bazen netleşir, bazen biraz bulanıklaşır ilk zamanlar. Gayet normal bir durum bu, hemen endişeye kapılmamak lazım. Zamanla oturacak her şey yerine, sabır işi biraz da bu süreç...
Rutin kontrolleri aksatmamak gerek, hekim ne zaman çağırdıysa o zaman gitmek lazım. Kafanıza takılan bir şey olursa da hemen arayıp sorun... İhmale gelmez böyle şeyler.