Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kolun arka kısmındaki o can sıkıcı gevşemenin temel sebebi, triceps brachii dediğimiz üç başlı kas grubunun hacim kaybetmesi ve üzerindeki deri dokusunun yerçekimine yenik düşmesidir. Yaş aldıkça ya da hızlı kilo alıp verdikçe, cildin alt katmanlarındaki kolajen ve elastin lifleri adeta yoruluyor, esneklik kabiliyetini yitiriyor. Hani şöyle kolumuzu salladığımızda arkada bir dalgalanma olur ya, işte tam olarak o bölgedeki fasya dokusunun gevşemesinden bahsediyorum. Hareketsizlik de eklenince, kas dokusu inceliyor ve yerini maalesef yağ hücrelerine bırakıyor. Vallahi billahi düzenli direnç egzersizi yapmadan o bölgeyi toparlamak mucizelere kalıyor abi ya.
Dirsek eklemini ekstansiyona getiren, yani kolu düz uzatmamızı sağlayan hareketler bu işin şifresidir diyebiliriz. Mesela overhead triceps extension yaparken, yani ağırlığı başımızın arkasına doğru indirip kaldırırken, kas liflerinde mikro yırtıklar oluşur ve vücut burayı onarırken kası daha sıkı hale getirir. Dambıl şart mı, değil tabii ki; direnç bandı olur, su şişesi olur, maksat o bölgedeki kası maksimum kasılma noktasına ulaştırmak. Haftada üç gün, kası tükenişe götürecek tekrarlarla çalışmak o sarkan derinin altını yavaş yavaş doldurmaya başlar. Ama öyle iki gün yapıp bırakırsak da hiçbir şey değişmez yani...
Cildin dışarıdan sıkılaşması için dermis tabakasını beslemek, içerideki elastin üretimini tetiklemek şart. Soğuk duş şoku uygulamak, mikrodolaşımı hızlandırarak dokuların daha fazla oksijenle buluşmasını sağlıyor ki bu da cildin kendini toparlama sürecine inanılmaz bir destek. Hiyalüronik asit ve göbek bağı gibi birbirine tutunan peptit içeren kremleri masajla aşağıdan yukarıya doğru yedirmek liflerin direncini artırabilir. Tabii ki kremler tek başına mucize yaratmaz, sadece en dıştaki epidermis tabakasının nem dengesini koruyarak daha gergin bir illüzyon yaratır. Asıl mesele içerideki fibroblast hücrelerini ne kadar uyarabildiğimiz.
Vücuttaki su oranı düştüğü an, hücrelerin içi boşalır ve cilt turgoru dediğimiz o gerginlik hissi anında yok olur. Günde en az iki buçuk litre su içmek, kolajen bağlarının birbirine daha sıkı tutunmasını sağlayan o hidrasyon ortamını yaratıyor aslında. C vitamini olmadan vücut kolajen sentezleyemez, yani ne kadar protein alırsan al, bağ dokuyu güçlendirecek o sentez mekanizması eksik kalır. Amino asit havuzunu dolu tutmak için beslenmeye kaliteli protein kaynakları eklemek, kas tamiratının en temel kuralıdır. Yoksa sabaha kadar dambıl kaldır dur, kası besleyecek ham madde olmayınca...
Aşırı sarkmalarda, yani derinin tamamen boşaldığı ve elastikiyetini tamamen kaybettiği durumlarda cerrahi müdahale ya da medikal estetik cihazları devreye giriyor. Brachioplasty denilen kol germe ameliyatı, fazla deri ve yağ dokusunun cerrahi olarak çıkarılması prensibine dayanır ve genellikle dirsek ile koltuk altı arasında bir iz bırakır. Ameliyatsız çözümlerde ise fokuslu ultrason (HIFU) veya radyofrekans dalgaları kullanılarak alt deride kontrollü termal hasar yaratılır; bu ısı hasarı da vücudun kendi kendine kolajen üretmesini tetikler. Hangi yöntemin size uygun olduğunu anlamak için doku kalınlığını ve sarkma derecesini bir uzmanın analiz etmesi en doğrusu galiba.
Dirsek eklemini ekstansiyona getiren, yani kolu düz uzatmamızı sağlayan hareketler bu işin şifresidir diyebiliriz. Mesela overhead triceps extension yaparken, yani ağırlığı başımızın arkasına doğru indirip kaldırırken, kas liflerinde mikro yırtıklar oluşur ve vücut burayı onarırken kası daha sıkı hale getirir. Dambıl şart mı, değil tabii ki; direnç bandı olur, su şişesi olur, maksat o bölgedeki kası maksimum kasılma noktasına ulaştırmak. Haftada üç gün, kası tükenişe götürecek tekrarlarla çalışmak o sarkan derinin altını yavaş yavaş doldurmaya başlar. Ama öyle iki gün yapıp bırakırsak da hiçbir şey değişmez yani...
Cildin dışarıdan sıkılaşması için dermis tabakasını beslemek, içerideki elastin üretimini tetiklemek şart. Soğuk duş şoku uygulamak, mikrodolaşımı hızlandırarak dokuların daha fazla oksijenle buluşmasını sağlıyor ki bu da cildin kendini toparlama sürecine inanılmaz bir destek. Hiyalüronik asit ve göbek bağı gibi birbirine tutunan peptit içeren kremleri masajla aşağıdan yukarıya doğru yedirmek liflerin direncini artırabilir. Tabii ki kremler tek başına mucize yaratmaz, sadece en dıştaki epidermis tabakasının nem dengesini koruyarak daha gergin bir illüzyon yaratır. Asıl mesele içerideki fibroblast hücrelerini ne kadar uyarabildiğimiz.
Vücuttaki su oranı düştüğü an, hücrelerin içi boşalır ve cilt turgoru dediğimiz o gerginlik hissi anında yok olur. Günde en az iki buçuk litre su içmek, kolajen bağlarının birbirine daha sıkı tutunmasını sağlayan o hidrasyon ortamını yaratıyor aslında. C vitamini olmadan vücut kolajen sentezleyemez, yani ne kadar protein alırsan al, bağ dokuyu güçlendirecek o sentez mekanizması eksik kalır. Amino asit havuzunu dolu tutmak için beslenmeye kaliteli protein kaynakları eklemek, kas tamiratının en temel kuralıdır. Yoksa sabaha kadar dambıl kaldır dur, kası besleyecek ham madde olmayınca...
Aşırı sarkmalarda, yani derinin tamamen boşaldığı ve elastikiyetini tamamen kaybettiği durumlarda cerrahi müdahale ya da medikal estetik cihazları devreye giriyor. Brachioplasty denilen kol germe ameliyatı, fazla deri ve yağ dokusunun cerrahi olarak çıkarılması prensibine dayanır ve genellikle dirsek ile koltuk altı arasında bir iz bırakır. Ameliyatsız çözümlerde ise fokuslu ultrason (HIFU) veya radyofrekans dalgaları kullanılarak alt deride kontrollü termal hasar yaratılır; bu ısı hasarı da vücudun kendi kendine kolajen üretmesini tetikler. Hangi yöntemin size uygun olduğunu anlamak için doku kalınlığını ve sarkma derecesini bir uzmanın analiz etmesi en doğrusu galiba.