Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Modern bir Honda dizel aracın direksiyonundaysanız ve gösterge panelinde o meşhur motor arıza ışığı aniden yandıysa, muhtemelen NOx sensörü size ufak bir sürpriz yapmıştır. Bu parça, egzoz gazındaki zararlı azot oksit miktarını ölçmekle görevli gizli bir ajan gibi çalışır. Egzoz sisteminin en sıcak, en zorlu noktasına konumlandırılmıştır. Doğal olarak zamanla yüksek ısıdan, kurumdan ve yakıt kalitesinden etkilenip yorulması çok normal. Zaten çoğunlukla arıza da tam olarak bu çevresel faktörler yüzünden baş gösteriyor.
Aracınız son zamanlarda eskisinden daha fazla yakıt tüketmeye başladıysa şüphe oklarını bu sensöre çevirebilirsiniz. Sistem, egzozdan çıkan gazın değerlerini doğru okuyamadığında motor beynine yanlış sinyaller gönderir. Beyin de ne yapar? Motoru korumak ya da emisyonu dengelemek adına yakıt karışımını zenginleştirir. Yani silindirlere gereğinden fazla yakıt pompalamaya başlar. Durup dururken cebinizden daha fazla yakıt parası çıkmasının arkasındaki gizli kahraman, o küçücük sensörün ta kendisidir aslında.
Egzoz borusunun içindeki o amansız savaşı bir hayal edin... Sensörün ucu sürekli kurumla, tıkalı partikül filtresinin yarattığı geri basınçla mücadele ediyor. Özellikle şehir içi kısa mesafe kullanımlarında araç yeterince ısınamadığı için bu kirlenme süreci katlanarak artar. Bazen sadece sensörün ucu kirlenmiştir ve temizlenmek ister. Bazen de içindeki hassas elektronik devreler yüksek ısıya dayanamayıp pes etmiştir... İkisi arasında dağlar kadar masraf farkı olduğunu tahmin edersiniz.
Yetkili servise gittiğinizde önünüze konan yedek parça faturasını görünce küçük bir şok yaşayabilirsiniz. Piyasada yan sanayi ya da muadil olarak satılan ucuz alternatiflere yönelmek çok cazip gelecektir, bunu çok iyi biliyorum. Fakat Honda'nın hassas elektronik altyapısı, orijinal olmayan sensörleri genellikle reddeder. Ucuz parçayı taktıktan üç gün sonra aynı arıza lambasının tekrar yanması kadar sinir bozucu çok az şey vardır herhalde. Paraya kıyıp orijinal parça almak ya da güvenilir bir çıkma parça aramak uzun vadede sizi büyük bir baş ağrısından kurtarır.
Arızayı görmezden gelip "Aman canım, araba nasılsa gidiyor" diyerek yola devam etmek ne kadar mantıklı? İlk başlarda sadece biraz fazla yakıt yakarsınız, orası kesin. Ancak bir süre sonra o yanlış ölçümler egzoz sisteminin diğer halkası olan dizel partikül filtresini (DPF) de tıkayabilir. DPF tıkandığında ise karşınıza çıkacak tamir masrafı, NOx sensörünün fiyatını en az üçe katlar. Küçük bir sorunu büyümeden çözmek, her zaman en akıllıca sürücü refleksidir.
Ustanız bilgisayarı araca bağladığında P229F veya P2200 gibi hata kodları görüyorsa, teşhis kesinleşmiş demektir. Bazen arıza sadece kablolardaki bir temassızlıktan veya soketin içine su kaçmasından da kaynaklanabiliyor. Parçayı hemen çöpe atmadan önce, kablo tesisatını ve bağlantı noktalarını gözle kontrol ettirmekte fayda var. Belki de sorun sadece basit bir kablo kopukluğudur ve sandığınızdan çok daha ucuza kurtulabilirsiniz... Yarın ilk iş, iyi bir egzoz veya motor elektroniği uzmanının kapısını çalmak en doğrusu gibi görünüyor.
Aracınız son zamanlarda eskisinden daha fazla yakıt tüketmeye başladıysa şüphe oklarını bu sensöre çevirebilirsiniz. Sistem, egzozdan çıkan gazın değerlerini doğru okuyamadığında motor beynine yanlış sinyaller gönderir. Beyin de ne yapar? Motoru korumak ya da emisyonu dengelemek adına yakıt karışımını zenginleştirir. Yani silindirlere gereğinden fazla yakıt pompalamaya başlar. Durup dururken cebinizden daha fazla yakıt parası çıkmasının arkasındaki gizli kahraman, o küçücük sensörün ta kendisidir aslında.
Egzoz borusunun içindeki o amansız savaşı bir hayal edin... Sensörün ucu sürekli kurumla, tıkalı partikül filtresinin yarattığı geri basınçla mücadele ediyor. Özellikle şehir içi kısa mesafe kullanımlarında araç yeterince ısınamadığı için bu kirlenme süreci katlanarak artar. Bazen sadece sensörün ucu kirlenmiştir ve temizlenmek ister. Bazen de içindeki hassas elektronik devreler yüksek ısıya dayanamayıp pes etmiştir... İkisi arasında dağlar kadar masraf farkı olduğunu tahmin edersiniz.
Yetkili servise gittiğinizde önünüze konan yedek parça faturasını görünce küçük bir şok yaşayabilirsiniz. Piyasada yan sanayi ya da muadil olarak satılan ucuz alternatiflere yönelmek çok cazip gelecektir, bunu çok iyi biliyorum. Fakat Honda'nın hassas elektronik altyapısı, orijinal olmayan sensörleri genellikle reddeder. Ucuz parçayı taktıktan üç gün sonra aynı arıza lambasının tekrar yanması kadar sinir bozucu çok az şey vardır herhalde. Paraya kıyıp orijinal parça almak ya da güvenilir bir çıkma parça aramak uzun vadede sizi büyük bir baş ağrısından kurtarır.
Arızayı görmezden gelip "Aman canım, araba nasılsa gidiyor" diyerek yola devam etmek ne kadar mantıklı? İlk başlarda sadece biraz fazla yakıt yakarsınız, orası kesin. Ancak bir süre sonra o yanlış ölçümler egzoz sisteminin diğer halkası olan dizel partikül filtresini (DPF) de tıkayabilir. DPF tıkandığında ise karşınıza çıkacak tamir masrafı, NOx sensörünün fiyatını en az üçe katlar. Küçük bir sorunu büyümeden çözmek, her zaman en akıllıca sürücü refleksidir.
Ustanız bilgisayarı araca bağladığında P229F veya P2200 gibi hata kodları görüyorsa, teşhis kesinleşmiş demektir. Bazen arıza sadece kablolardaki bir temassızlıktan veya soketin içine su kaçmasından da kaynaklanabiliyor. Parçayı hemen çöpe atmadan önce, kablo tesisatını ve bağlantı noktalarını gözle kontrol ettirmekte fayda var. Belki de sorun sadece basit bir kablo kopukluğudur ve sandığınızdan çok daha ucuza kurtulabilirsiniz... Yarın ilk iş, iyi bir egzoz veya motor elektroniği uzmanının kapısını çalmak en doğrusu gibi görünüyor.