Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor bloğundaki o küçücük pirinç parçanın işlevini yitirmesi, binlerce dolarlık bir güç ünitesini hurdaya çevirmeye yeter de artar bile. Termodinamik yasaları otomobillerde taviz vermez; sıcaklık yükseldiği an silindir kapak contası pes eder, pistonlar erir. Hararet sensörünü—yani namıdiğer hararet müşürünü—değiştirmek, sadece bir mekanik parçayı yenilemek değil, aracın sinir sistemindeki hayati bir duyargayı baştan kalibre etmektir. Göstergedeki o ibrenin yalan söylemeye başladığı anı fark ettiyseniz, zaten vakit gelmiş demektir.
Sogutma sıvısının içinde yıllarca çalışan bir sensörün zamanla oksitlenmesi, termal iletkenliğini kaybetmesi kaçınılmaz bir mühendislik gerçeği. Göstergenin bir an dipte durup bir an tavana vurması ya da fanın zamansız çalışması... Arıza kodu okuyucuyu bağladığınızda aldığınız o P0117 veya P0118 kodları aslında buzdağının görünen yüzüdür. ECU, yani motor kontrol ünitesi, soğutma sıvısının sıcaklığını yanlış ölçtüğünde hava-yakıt karışımını da zenginleştirir; araç anlamsızca fazla yakmaya başlar, zengin karışım bujileri kurumlatır.
Sökmeye başlamadan önce yapacağınız en büyük hata, sıcak motora anahtar vurmak olur. Motor soğuk değilse o genleşme kabının kapağını gevşettiğiniz an, yüzünüze fışkıracak 90 derecelik antifrizli suyun yakıcı gerçeğiyle tanışırsınız... İşi kuralına göre yapmak gerek; motorun tamamen soğumasını bekleyin, gerekiyorsa bir gece boyunca dinlendirin aracı. Radyatör tahliye tapasını hafifçe gevşetip soğutma sıvısını temiz bir kaba süzmek, hem doğaya saygıdır hem de sensörü söktüğünüzde motor bloğundan akacak sıvının ortalığı batırmasını engeller.
Sensörün yerini tespit etmek bazen bir dedektiflik hikayesine dönüşebilir. Genellikle termostat gövdesinin hemen yanında veya silindir kapağının arkasına gizlenmiş bu ufaklık, plastik bir soketle kablo demetine bağlıdır. O plastik soket klipsleri yılların getirdiği motor sıcaklığıyla kemikleşir, gevrekleşir. Sert bir müdahalede tırnağı elinizde kalabilir; bu yüzden soketi ayırırken düz bir tornavidayla nazikçe bastırıp sabırla geri çekmek şart.
Eski parçayı yerinden çıkarırken doğru lokma anahtarı kullanmak, pirinç gövdenin yalama olmasını önleyen yegane şeydir. Derin lokma anahtarı sensörün üzerine tam oturmalı, açı kaymamalı. Anahtarı saat yönünün tersine çevirirken hissettiğiniz o ilk direnç kırılma anı varya... İşte o an dikkatli olunmalı. Eski sensör boşa çıktığı an hafif bir antifriz sızıntısı gelecektir; parmağınızla o deliği geçici olarak kapatıp yeni sensörü hızlıca yivlere oturtmak harika bir ustalık refleksidir.
Yeni sensörün dişlerine sızdırmazlık bantı ya da sıvı conta sürerken iki kere düşünün. Birçok sürücü daha iyi sızdırmazlık sağlasın diye dişleri teflon bantla sımsıkı sarar, fakat bu büyük bir hatadır; sensör gövdesi şasisini motor bloğundan alıyorsa, iletkenliği tamamen kesersiniz. Doğru olan, üreticinin üzerinde hazır getirdiği o bakır veya alüminyum pulu kullanmak, dişleri temiz bırakmaktır.
Montaj aşamasında aşırı tork uygulamak, silindir kapağındaki o hassas alüminyum dişleri sıyırmanın en kestirme yoludur. Cırcır anahtarı alıp tüm gücünüzle yüklenmeyin; teknik katalogda yazan 15-20 Nm tork değeri öyle laf olsun diye yazılmıyor. Sensör tatlı sert oturduğunda, pul hafifçe ezildiğinde durun. Aksi takdirde alüminyum blokta yalama olmuş bir diş, sizi çok daha pahalı bir rektifiye sürecine götürür.
Sisteme eksilen antifrizi geri ekledikten sonra işin en kritik, en çok ihmal edilen kısmına geliriz: Hava alma işlemi. Soğutma sisteminde kalan küçücük bir hava kabarcığı bile sensörün etrafında birikir ve sensörün sıvıyı değil, havayı okumasına sebep olur. Araç çalışır, kalörifer en sıcak konuma getirilir ve radyatör üst hortumu elle pompalanarak sistemdeki hava tahliye tapalarından dışarı atılır. Fanın en az bir kez devreye girdiğini, ibrenin tam ortada sabitlendiğini gözlerinizle görmeden o kaputu kapatmayın.
Sogutma sıvısının içinde yıllarca çalışan bir sensörün zamanla oksitlenmesi, termal iletkenliğini kaybetmesi kaçınılmaz bir mühendislik gerçeği. Göstergenin bir an dipte durup bir an tavana vurması ya da fanın zamansız çalışması... Arıza kodu okuyucuyu bağladığınızda aldığınız o P0117 veya P0118 kodları aslında buzdağının görünen yüzüdür. ECU, yani motor kontrol ünitesi, soğutma sıvısının sıcaklığını yanlış ölçtüğünde hava-yakıt karışımını da zenginleştirir; araç anlamsızca fazla yakmaya başlar, zengin karışım bujileri kurumlatır.
Sökmeye başlamadan önce yapacağınız en büyük hata, sıcak motora anahtar vurmak olur. Motor soğuk değilse o genleşme kabının kapağını gevşettiğiniz an, yüzünüze fışkıracak 90 derecelik antifrizli suyun yakıcı gerçeğiyle tanışırsınız... İşi kuralına göre yapmak gerek; motorun tamamen soğumasını bekleyin, gerekiyorsa bir gece boyunca dinlendirin aracı. Radyatör tahliye tapasını hafifçe gevşetip soğutma sıvısını temiz bir kaba süzmek, hem doğaya saygıdır hem de sensörü söktüğünüzde motor bloğundan akacak sıvının ortalığı batırmasını engeller.
Sensörün yerini tespit etmek bazen bir dedektiflik hikayesine dönüşebilir. Genellikle termostat gövdesinin hemen yanında veya silindir kapağının arkasına gizlenmiş bu ufaklık, plastik bir soketle kablo demetine bağlıdır. O plastik soket klipsleri yılların getirdiği motor sıcaklığıyla kemikleşir, gevrekleşir. Sert bir müdahalede tırnağı elinizde kalabilir; bu yüzden soketi ayırırken düz bir tornavidayla nazikçe bastırıp sabırla geri çekmek şart.
Eski parçayı yerinden çıkarırken doğru lokma anahtarı kullanmak, pirinç gövdenin yalama olmasını önleyen yegane şeydir. Derin lokma anahtarı sensörün üzerine tam oturmalı, açı kaymamalı. Anahtarı saat yönünün tersine çevirirken hissettiğiniz o ilk direnç kırılma anı varya... İşte o an dikkatli olunmalı. Eski sensör boşa çıktığı an hafif bir antifriz sızıntısı gelecektir; parmağınızla o deliği geçici olarak kapatıp yeni sensörü hızlıca yivlere oturtmak harika bir ustalık refleksidir.
Yeni sensörün dişlerine sızdırmazlık bantı ya da sıvı conta sürerken iki kere düşünün. Birçok sürücü daha iyi sızdırmazlık sağlasın diye dişleri teflon bantla sımsıkı sarar, fakat bu büyük bir hatadır; sensör gövdesi şasisini motor bloğundan alıyorsa, iletkenliği tamamen kesersiniz. Doğru olan, üreticinin üzerinde hazır getirdiği o bakır veya alüminyum pulu kullanmak, dişleri temiz bırakmaktır.
Montaj aşamasında aşırı tork uygulamak, silindir kapağındaki o hassas alüminyum dişleri sıyırmanın en kestirme yoludur. Cırcır anahtarı alıp tüm gücünüzle yüklenmeyin; teknik katalogda yazan 15-20 Nm tork değeri öyle laf olsun diye yazılmıyor. Sensör tatlı sert oturduğunda, pul hafifçe ezildiğinde durun. Aksi takdirde alüminyum blokta yalama olmuş bir diş, sizi çok daha pahalı bir rektifiye sürecine götürür.
Sisteme eksilen antifrizi geri ekledikten sonra işin en kritik, en çok ihmal edilen kısmına geliriz: Hava alma işlemi. Soğutma sisteminde kalan küçücük bir hava kabarcığı bile sensörün etrafında birikir ve sensörün sıvıyı değil, havayı okumasına sebep olur. Araç çalışır, kalörifer en sıcak konuma getirilir ve radyatör üst hortumu elle pompalanarak sistemdeki hava tahliye tapalarından dışarı atılır. Fanın en az bir kez devreye girdiğini, ibrenin tam ortada sabitlendiğini gözlerinizle görmeden o kaputu kapatmayın.