Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motorun o can damarı sıcaklığı birden tırmanmaya başladığında insanın ömründen ömür gidiyor, yemin ederim o ibrenin kırmızıya doğru kaydığı anı gördüğümde içim bir tuhaf olur, sanki kalbim o motorla beraber sıkışır kalır... Gösterge panelinde aniden beliren o kırmızı termometre simgesi var ya, hani şu suyun içinde duran küçük termometre şeklindeki o haylaz lamba, işte o yandığı an sağa çekip kontağı kapatmaktan başka çare bırakmaz insana. Eski habercilik günlerimden hafızamda kalan onca yolda kalmış insan hikayesi canlanır birden gözümün önünde; kimi köprü üstünde kalmıştır kimi otoyolun ortasında, yüzlerindeki o çaresizlik ifadesi hala gözümün bebeğindedir. Neden yanar peki bu lanet lamba, durup dururken niye başımıza iş açar bu Alman mühendisliğinin harikası makineler...
Su kaçağı meselesi bu işin en sinsi, en can yakan tarafıdır abicim, bazen öyle ufak bir yerinden terletir ki radyatör, sen fark edemezsin bile. Termostat arızası ise işin başka bir boyutu, o küçük parça zamanı gelince açılması gerektiği halde sıkışıp kalır da suyu motora göndermezse, işte o zaman cümbüşü seyret sen... Fan müşirinin bozulması da az kurnaz değildir ha, fan dönmesi gerektiğinde uykudadır sanki, motor kaynar o hala tınmaz; sonra da "neden yandı bu lamba" diye kara kara düşünür durursun kaputun başında. Su pompası, yani şu meşhur devirdaim var ya, onun kanatları zamanla aşınıp eridiğinde su içeride turist gibi gezmeye başlar, soğutma falan yalan olur tabii...
Ocağına incir ağacı diker adamın bu motor harareti, benden söylemesi, hele bir de conta yakarsan o arabanın masrafı boyunu aşar, masrafı geçtim ruhunu üzer. Sabahın köründe işe yetişmeye çalışırken o kırmızı ışık gözüne batınca insan küfür mü etsin ağlasın mı bilemiyor, ne garip dünya... Antifrizin hayat kurtaran o sihirli etkisini unutup sadece musluk suyu dolduranlar var ya, yazık günah değil mi o motorun narin aksamına, paslanıyor içeriden yavaş yavaş... Belki de sensörün kendisi bozulmuştur, ha ne dersin, bazen aslan gibi motora binen o dandik müşir arızalanıp panik yaptırır adama, az mı gördük öyle havadan nem kapan araba...
Yola çıkmadan önce bir kaputu açıp suyuna, yağına bakmak neyini eksiltir ki insanın, sanki dişini fırçalamak kadar basit bir alışkanlık aslında ama nerede... Ustaların o dumanlı dükkanlarında saatlerce çay içip araba beklemektense beş dakika ayırıp kontrol etmek bin kat daha akıllıca değil mi sence de... Göstergeye boş boş bakmak yerine o motorun dilinden anlamak lazım biraz, sonuçta o da metal, o da can taşıyor kendi çapında... Bir gün yolda kalırsan sakın ha o sıcak motora balıklama atlayıp kapağını açmaya çalışma, aman diyeyim, haşlanırsın valla...
Su kaçağı meselesi bu işin en sinsi, en can yakan tarafıdır abicim, bazen öyle ufak bir yerinden terletir ki radyatör, sen fark edemezsin bile. Termostat arızası ise işin başka bir boyutu, o küçük parça zamanı gelince açılması gerektiği halde sıkışıp kalır da suyu motora göndermezse, işte o zaman cümbüşü seyret sen... Fan müşirinin bozulması da az kurnaz değildir ha, fan dönmesi gerektiğinde uykudadır sanki, motor kaynar o hala tınmaz; sonra da "neden yandı bu lamba" diye kara kara düşünür durursun kaputun başında. Su pompası, yani şu meşhur devirdaim var ya, onun kanatları zamanla aşınıp eridiğinde su içeride turist gibi gezmeye başlar, soğutma falan yalan olur tabii...
Ocağına incir ağacı diker adamın bu motor harareti, benden söylemesi, hele bir de conta yakarsan o arabanın masrafı boyunu aşar, masrafı geçtim ruhunu üzer. Sabahın köründe işe yetişmeye çalışırken o kırmızı ışık gözüne batınca insan küfür mü etsin ağlasın mı bilemiyor, ne garip dünya... Antifrizin hayat kurtaran o sihirli etkisini unutup sadece musluk suyu dolduranlar var ya, yazık günah değil mi o motorun narin aksamına, paslanıyor içeriden yavaş yavaş... Belki de sensörün kendisi bozulmuştur, ha ne dersin, bazen aslan gibi motora binen o dandik müşir arızalanıp panik yaptırır adama, az mı gördük öyle havadan nem kapan araba...
Yola çıkmadan önce bir kaputu açıp suyuna, yağına bakmak neyini eksiltir ki insanın, sanki dişini fırçalamak kadar basit bir alışkanlık aslında ama nerede... Ustaların o dumanlı dükkanlarında saatlerce çay içip araba beklemektense beş dakika ayırıp kontrol etmek bin kat daha akıllıca değil mi sence de... Göstergeye boş boş bakmak yerine o motorun dilinden anlamak lazım biraz, sonuçta o da metal, o da can taşıyor kendi çapında... Bir gün yolda kalırsan sakın ha o sıcak motora balıklama atlayıp kapağını açmaya çalışma, aman diyeyim, haşlanırsın valla...