Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yokuş yukarı park ettiğin o anı hatırla, hani arabayı bırakıp kafan rahat kahve içmeye gidersin de içten içe bir kuşkuda kalırsın ya... İşte o güveni sağlayan küçük tel koparsa ne olur, hiç düşündün mü? Kabin içindeki o kolun boşlukta salınması var ya, ta arkadaki kampana mekanizmasının dişlilerine kadar uzanan çeliğin direncini yitirdiğinin ilk işaretidir aslında.
Konsolun altındaki körüklü deriyi kaldırıp bakmak lazım önce, germe somunu yerinden oynamış olabilir mi acaba? Fabrikadan çıktığı gibi durmaz hiçbir civata zamanla; sıcak-soğuk döngüsü, sürekli çekilip bırakılan çelik halatın o gerilim hafızasını sıfırlar çünkü. Dişlerin yalama olması ya da ayar somununun boşa çıkması, kabin içindeki o ilk boşluk hissinin asıl müsebbibidir.
Peki ya arka tekerleklerin hemen arkasındaki o esnek körüklü teller... Çamur, tuz, su derken paslanıp sıkışıyorlar kılıfın içinde; sen kolu sonuna kadar çekiyorsun ama tel içeride hareket edemediği için balatalar diske ya da kampanaya baskı uygulayamıyor. Altına yatıp şöyle bir elinle kontrol etmek gerek, telin serbestçe ileri geri oynayıp oynamadığını anlamak için belki de pas sökücü bir sprey sıkarak deneme yapmak en pratik yoldur.
Kampananın içindeki otomatik ayar cırcırı diş sıyırdıysa, el freni tutmuyor demektir... Balata ile kampana arasındaki o milimetrik boşluğu tel kendi başına kapatamaz çünkü; mekanik bir yay sistemi ve minik dişliler vardır orada, balata aşındıkça kendini uzatması gereken. İşte o minik dişliler fren tozundan ve balata kalıntılarından kilitlenip kalır bazen, sen kolu ne kadar çekersen çek fren pedalının veya el freninin o sertleşme hissini alamazsın.
Bir de tabii arka kaliperlerin üzerindeki minik kollara bakmak lazım disk frenli araçlarda; el freni teli o kola çekme kuvveti uyguladığında içerideki mil döner ve balatayı diske iter. O mil zamanla paslanıp sıkışır, tel boşalsa bile o kol geri dönmez ve balata sürekli diske sürterek tekerleği kilitler ya da tam tersi hiç sıkmaz... Ustaya gitmeden önce bu mekanizmanın rahatça hareket edip etmediğini kontrol etmek, gereksiz parça değişiminin önüne geçer.
Konsolun altındaki körüklü deriyi kaldırıp bakmak lazım önce, germe somunu yerinden oynamış olabilir mi acaba? Fabrikadan çıktığı gibi durmaz hiçbir civata zamanla; sıcak-soğuk döngüsü, sürekli çekilip bırakılan çelik halatın o gerilim hafızasını sıfırlar çünkü. Dişlerin yalama olması ya da ayar somununun boşa çıkması, kabin içindeki o ilk boşluk hissinin asıl müsebbibidir.
Peki ya arka tekerleklerin hemen arkasındaki o esnek körüklü teller... Çamur, tuz, su derken paslanıp sıkışıyorlar kılıfın içinde; sen kolu sonuna kadar çekiyorsun ama tel içeride hareket edemediği için balatalar diske ya da kampanaya baskı uygulayamıyor. Altına yatıp şöyle bir elinle kontrol etmek gerek, telin serbestçe ileri geri oynayıp oynamadığını anlamak için belki de pas sökücü bir sprey sıkarak deneme yapmak en pratik yoldur.
Kampananın içindeki otomatik ayar cırcırı diş sıyırdıysa, el freni tutmuyor demektir... Balata ile kampana arasındaki o milimetrik boşluğu tel kendi başına kapatamaz çünkü; mekanik bir yay sistemi ve minik dişliler vardır orada, balata aşındıkça kendini uzatması gereken. İşte o minik dişliler fren tozundan ve balata kalıntılarından kilitlenip kalır bazen, sen kolu ne kadar çekersen çek fren pedalının veya el freninin o sertleşme hissini alamazsın.
Bir de tabii arka kaliperlerin üzerindeki minik kollara bakmak lazım disk frenli araçlarda; el freni teli o kola çekme kuvveti uyguladığında içerideki mil döner ve balatayı diske iter. O mil zamanla paslanıp sıkışır, tel boşalsa bile o kol geri dönmez ve balata sürekli diske sürterek tekerleği kilitler ya da tam tersi hiç sıkmaz... Ustaya gitmeden önce bu mekanizmanın rahatça hareket edip etmediğini kontrol etmek, gereksiz parça değişiminin önüne geçer.