Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yokuş yukarı park ettiğin o tanıdık sokakta, el frenini çektiğin an gelen o boşluk hissi insanın ömründen ömür alır işte. Tel mi koptu yoksa mekanizma mı kilitlendi diye düşünürken, araba geriye doğru süzülmeye başlar ve o an bütün reflekslerin kilitlenir. Aslında kabin içindeki o küçük kolun arkasında karmaşık bir çelik halat ağı, arka kampana içinde kampana yayları ve balataları geren tırnaklı bir mekanizma var. Eğer tel aşırı gerilmeden dolayı aniden koptuysa, kol boşa düşer ve hiçbir direnç hissedemezsin; tam o sırada panik yapmak yerine aracı hemen birinci vitese takıp tekerlekleri kaldırıma doğru çevirmek en hayat kurtarıcı hamledir.
Disk fren sistemine sahip modern araçlarda ise durum biraz daha elektronik ama bir o kadar da mekanik riskler barındırır, özellikle arka fren kaliperlerinin üzerindeki minik elektrik motorları bazen su alıp oksitlenir. Gösterge panelinde yanıp sönen o turuncu uyarı lambası aslında sana son uyarısını yapıyordur da biz genelde görmezden geliriz. Kaliper pistonu geri çekilemediği için balata diske sürekli baskı yapar ve balata yüzeyi aşırı sürtünmeden dolayı camlaşarak tamamen özelliğini yitirir. Balatalardan gelen o keskin yanık kokusunu aldığın an durmalı ve jant merkezine elini uzatıp aşırı sıcaklık olup olmadığını kontrol etmelisin, çünkü o ısı balata hidroliğini bile kaynatabilir.
Bazen de kış günlerinin o acımasız ayazında dışarıda kalan tel su toplar ve içerideki nem donarak mekanizmayı tamamen kilitleyip seni yolda bırakır. El frenini indirmiş olmana rağmen araba gitmiyorsa, arka tekerleklerin üzerine bir miktar ılık su dökmek ya da somun anahtarıyla kampana üzerindeki ayar dişlisine müdahale etmek gerekebilir ama asla balyozla vurup sistemi daha çok dağıtma. Bazen de telin kendisi değil, kabin içindeki el freni körüğünün altındaki germe somunu gevşer ve kol sonuna kadar kalksa bile arka tekerlekleri tutmaz hale gelir. İşte o boşluk hissini yok etmek için orta konsolu söküp 10 milimetrelik anahtarla o ayar somununu sıkmak lazım, yoksa yokuşta bıraktığın arabanı sabah başka birinin bagajında bulabilirsin.
Disk fren sistemine sahip modern araçlarda ise durum biraz daha elektronik ama bir o kadar da mekanik riskler barındırır, özellikle arka fren kaliperlerinin üzerindeki minik elektrik motorları bazen su alıp oksitlenir. Gösterge panelinde yanıp sönen o turuncu uyarı lambası aslında sana son uyarısını yapıyordur da biz genelde görmezden geliriz. Kaliper pistonu geri çekilemediği için balata diske sürekli baskı yapar ve balata yüzeyi aşırı sürtünmeden dolayı camlaşarak tamamen özelliğini yitirir. Balatalardan gelen o keskin yanık kokusunu aldığın an durmalı ve jant merkezine elini uzatıp aşırı sıcaklık olup olmadığını kontrol etmelisin, çünkü o ısı balata hidroliğini bile kaynatabilir.
Bazen de kış günlerinin o acımasız ayazında dışarıda kalan tel su toplar ve içerideki nem donarak mekanizmayı tamamen kilitleyip seni yolda bırakır. El frenini indirmiş olmana rağmen araba gitmiyorsa, arka tekerleklerin üzerine bir miktar ılık su dökmek ya da somun anahtarıyla kampana üzerindeki ayar dişlisine müdahale etmek gerekebilir ama asla balyozla vurup sistemi daha çok dağıtma. Bazen de telin kendisi değil, kabin içindeki el freni körüğünün altındaki germe somunu gevşer ve kol sonuna kadar kalksa bile arka tekerlekleri tutmaz hale gelir. İşte o boşluk hissini yok etmek için orta konsolu söküp 10 milimetrelik anahtarla o ayar somununu sıkmak lazım, yoksa yokuşta bıraktığın arabanı sabah başka birinin bagajında bulabilirsin.