Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kontak anahtarını çevirip motoru ilk çalıştırdığım o an, içeriden gelen o tanıdık sarsıntı beni yine koltuğumda hafifçe zıplattı; sanki kaputun altında uyanmaya çalışan huysuz bir dev var.
Sabahları motor soğukken o kadar horultulu ve titrek çalışıyor ki, insan ister istemez kaputu açıp "Ne oluyor orada?" diye sormak istiyor.
Yakıt deposuna koyduğumuz o mazot var ya, işte her şey onun kalitesiyle ya da kalitesizliğiyle başlıyor bazen, içindeki en ufak bir su damlası bile o demir yığınını deliler gibi sarsmaya yetiyor da artıyor bile.
Enjektörlerin o incecik uçları zamanla kurum bağlayıp tıkanınca, silindirlere giden yakıt damlaları dansöz gibi oynamaya başlar; motor da bu adaletsizliğe dayanamayıp titremeyle isyan eder işte.
Hani şu motor takozları vardır, körük gibi esnek durduklarına bakmayın, yılların verdiği o ağırlıkla taş gibi sertleşirler ve titreşimi doğrudan şoför koltuğuna kadar salıverirler...
Bir keresinde usta kaputu açıp motor takozunu gösterdiğinde, "Bak," demişti, "bu kauçuk öldüğü an araba masaj salonuna döner."
Gaz pedalına bastığımda o pürüzsüz gidişin kaybolup yerini dalgalı bir sarsıntıya bırakması, bana hemen bu ateşleme odalarındaki dengesizliği hatırlatır; her patlama tam vaktinde olmayınca motor ritmini şaşırıyor tabi.
Hava filtresi tozdan nefes alamaz hale geldiğinde, motora giden o temiz nefes kesilir ve o da tıpkı astım hastası biri gibi hırıldayarak titremeye başlar, bunu anlamak aslında hiç de zor değil.
Bazen gaza basarsın araba gitmek istemez gibi sarsılır, bazen de rölantide dururken direksiyon ellerini gıdıklar; işte bu rölanti devrinin o tutturulamayan hassas ayarından başkası değildir.
Kış günlerinde o mazot filtresinin içi parafinle dolup tıkanınca, motor yakıtı emmek için adeta can çekişir ve bu nefessizlik titreşimi beraberinde getirir.
Egzosdan gelen o garip sesleri duymazdan gelmeyin sakın, çünkü motorun içindeki her küçük aksaklık dışarıya mutlaka o sinir bozucu sarsıntı olarak yansır.
Kendi arabamda bu titreşimi ilk hissettiğimde içimden bir ses "Yine masraf çıkaracak" demişti ama mesele bazen sadece küçük bir buji ya da soket gevşemesinden ibaret olabiliyor...
Bazen direksiyona oturup sadece o ince titreşimi dinlerim, araba bana sanki der ki "Biraz bakım vakti geldi de geçiyor bile."
Sabahları motor soğukken o kadar horultulu ve titrek çalışıyor ki, insan ister istemez kaputu açıp "Ne oluyor orada?" diye sormak istiyor.
Yakıt deposuna koyduğumuz o mazot var ya, işte her şey onun kalitesiyle ya da kalitesizliğiyle başlıyor bazen, içindeki en ufak bir su damlası bile o demir yığınını deliler gibi sarsmaya yetiyor da artıyor bile.
Enjektörlerin o incecik uçları zamanla kurum bağlayıp tıkanınca, silindirlere giden yakıt damlaları dansöz gibi oynamaya başlar; motor da bu adaletsizliğe dayanamayıp titremeyle isyan eder işte.
Hani şu motor takozları vardır, körük gibi esnek durduklarına bakmayın, yılların verdiği o ağırlıkla taş gibi sertleşirler ve titreşimi doğrudan şoför koltuğuna kadar salıverirler...
Bir keresinde usta kaputu açıp motor takozunu gösterdiğinde, "Bak," demişti, "bu kauçuk öldüğü an araba masaj salonuna döner."
Gaz pedalına bastığımda o pürüzsüz gidişin kaybolup yerini dalgalı bir sarsıntıya bırakması, bana hemen bu ateşleme odalarındaki dengesizliği hatırlatır; her patlama tam vaktinde olmayınca motor ritmini şaşırıyor tabi.
Hava filtresi tozdan nefes alamaz hale geldiğinde, motora giden o temiz nefes kesilir ve o da tıpkı astım hastası biri gibi hırıldayarak titremeye başlar, bunu anlamak aslında hiç de zor değil.
Bazen gaza basarsın araba gitmek istemez gibi sarsılır, bazen de rölantide dururken direksiyon ellerini gıdıklar; işte bu rölanti devrinin o tutturulamayan hassas ayarından başkası değildir.
Kış günlerinde o mazot filtresinin içi parafinle dolup tıkanınca, motor yakıtı emmek için adeta can çekişir ve bu nefessizlik titreşimi beraberinde getirir.
Egzosdan gelen o garip sesleri duymazdan gelmeyin sakın, çünkü motorun içindeki her küçük aksaklık dışarıya mutlaka o sinir bozucu sarsıntı olarak yansır.
Kendi arabamda bu titreşimi ilk hissettiğimde içimden bir ses "Yine masraf çıkaracak" demişti ama mesele bazen sadece küçük bir buji ya da soket gevşemesinden ibaret olabiliyor...
Bazen direksiyona oturup sadece o ince titreşimi dinlerim, araba bana sanki der ki "Biraz bakım vakti geldi de geçiyor bile."