Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Altını çizerek söylüyorum, o direksiyonda hissettiğin en ufak bir sarsıntı bile tesadüf falan değil; Alman mühendisliği sana ta buradan "bir şeyler yanlış gitmeye başladı" diye bağırmaya çalışıyor ve sen bunu sadece motorun karakteri sanarak kandırıyorsun kendini. Rölantide dururken o ibre hafifçe oynamaya başladığında ve koltuğunda o sinir bozucu frekansı hissettiğinde, bil ki yanma odasında orkestra şefi şaşırmış demektir; silindirlere giden yakıtla hava oranının ayarı kaçmış ya da o bujiler artık görevini yapmaktan çok uzaklaşmış durumda. On binlerce liralık makineleri altına çekip sonra da "ya ufak tefek titremeler olur o kadar" diyerek geçiştirmek, kendine yapabileceğin en büyük haksızlık; çünkü o motor içeride resmen kendi kendine kavga ediyor ve sen müdahale etmediğin sürece o ufak sarsıntı yarın öbür gün cebini yakacak devasa bir arızanın habercisi olarak geri dönecek...
Ateşleme bobinlerinden biri görevini yapmayı bıraktığı an, o kusursuz çalışan mekanizma birden bire teklemeye başlar ve sen bunu gaz pedalının altındaki o ani isteksizlikten hemen anlarsın; peki sen hala bu sorunun kalitesiz yakıttan kaynaklandığına inanmaya devam mı edeceksin? Yakıt filtresi yılların tortusuyla dolmuş, enjektörler tıkanmış ya da motor takozları ömrünü tamamlamış olabilir; işte tam bu noktada ustaya gidip "abi kronik bu ya" demek en kolayı tabii, ama işin aslı öyle değil işte. O motor takozları kauçuğunu yitirip tahta gibi sertleştiğinde, motorun ürettiği bütün o devasa titreşim doğrudan şasiye, oradan da senin omurgana biniyor; yani parayı tamirata vermezsen, sonradan fizik tedaviye harcamak zorunda kalırsın...
Hani bazen trafikte dururken araba sanki nefes alamıyormuş gibi öksürür ya, hah işte o an motor kontrol ünitesi ne yapacağını bilemez halde sensörlerden gelen çelişkili verileri işleymeye çalışıyordur. Debriyajdan ayağını çekerken yaşanan o titreme sadece baskı balatanın bitik olduğunu söylemez sana; volanın da kafa tutmaya başladığını, o ağır demir kütlenin dengesini kaybettiğini fısıldar aslında. Kimse sana bunu servis masasında masraf çıkmasın diye olduğu gibi anlatmaz; çünkü parça değişimi her zaman daha karlı bir ticarettir ve onlar senin o titreşime alışmanı isterler...
Direksiyonu tuttuğun ellerindeki karıncalanma hissi geçmiyorsa, motor kaputunu açıp o plastik kapakları sökmenin ve gerçeğin gözünün içine bakmanın vakti çoktan gelmiştir geçiyor bile. Düzenli bakım fetişisti olmana gerek yok ama en azından kaliteli yağ kullanmayı, zamanı gelmeden o filtreleri değiştirmeyi ve motorun sesindeki o minik tını değişikliğini fark edebilecek kadar kulak vermeyi öğrenmelisin bu arabaya. Sonuçta o bir BMW; ruhu olan, sana tepki veren, seninle inatlaşan bir makine... Ona nasıl davranırsan o da sana yolda öyle karşılık verir, bunu sakın unutma...
Ateşleme bobinlerinden biri görevini yapmayı bıraktığı an, o kusursuz çalışan mekanizma birden bire teklemeye başlar ve sen bunu gaz pedalının altındaki o ani isteksizlikten hemen anlarsın; peki sen hala bu sorunun kalitesiz yakıttan kaynaklandığına inanmaya devam mı edeceksin? Yakıt filtresi yılların tortusuyla dolmuş, enjektörler tıkanmış ya da motor takozları ömrünü tamamlamış olabilir; işte tam bu noktada ustaya gidip "abi kronik bu ya" demek en kolayı tabii, ama işin aslı öyle değil işte. O motor takozları kauçuğunu yitirip tahta gibi sertleştiğinde, motorun ürettiği bütün o devasa titreşim doğrudan şasiye, oradan da senin omurgana biniyor; yani parayı tamirata vermezsen, sonradan fizik tedaviye harcamak zorunda kalırsın...
Hani bazen trafikte dururken araba sanki nefes alamıyormuş gibi öksürür ya, hah işte o an motor kontrol ünitesi ne yapacağını bilemez halde sensörlerden gelen çelişkili verileri işleymeye çalışıyordur. Debriyajdan ayağını çekerken yaşanan o titreme sadece baskı balatanın bitik olduğunu söylemez sana; volanın da kafa tutmaya başladığını, o ağır demir kütlenin dengesini kaybettiğini fısıldar aslında. Kimse sana bunu servis masasında masraf çıkmasın diye olduğu gibi anlatmaz; çünkü parça değişimi her zaman daha karlı bir ticarettir ve onlar senin o titreşime alışmanı isterler...
Direksiyonu tuttuğun ellerindeki karıncalanma hissi geçmiyorsa, motor kaputunu açıp o plastik kapakları sökmenin ve gerçeğin gözünün içine bakmanın vakti çoktan gelmiştir geçiyor bile. Düzenli bakım fetişisti olmana gerek yok ama en azından kaliteli yağ kullanmayı, zamanı gelmeden o filtreleri değiştirmeyi ve motorun sesindeki o minik tını değişikliğini fark edebilecek kadar kulak vermeyi öğrenmelisin bu arabaya. Sonuçta o bir BMW; ruhu olan, sana tepki veren, seninle inatlaşan bir makine... Ona nasıl davranırsan o da sana yolda öyle karşılık verir, bunu sakın unutma...