Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Radyatör peteklerinin arasına sıkışan yapraklar, kurumuş böcek kalıntıları ve yol tozu zamanla hava akışını öyle bir felç eder ki, araç dururken normal çalışan soğutma sistemi yük altına girdiğinde pes ediverir... Otobanda sabit hızla giderken hararet göstergesinin aniden tırmanmaya başladığını fark ettiğiniz o an, aslında ön tamponun arkasında sessiz bir kriz yaşanıyordur. Yüksek devirde dönen su pompası (devirdaim) soğutma sıvısını bloğun içinde hızla sirküle etmeye çalışır fakat rüzgar direncine rağmen radyatör fanının yetersiz kalması veya petek yüzey alanının tıkanıklık yüzünden ısıyı dışarı atamaması termal dengeyi altüst eder. Bazen devirdaim çarkının kanatçıkları korozyondan erimiştir de rölantide çaktırmadan dönen sistem, araç hızlandıkça ihtiyaç duyulan debiyi karşılayamaz hâle gelir. Isınan sıvının genleşip genleşme kabından taşması bir yana, silindir kapağının bükülmesi gibi devasa maliyetli arızalar işte tam olarak bu birkaç dakikalık ihmalin veya gözden kaçan kılcal bir sızıntının eseridir.
Termostatın yarı açık kalma illetini bilir misiniz, hani şehir içinde dur-kalk yaparken hissettirmez de uzun yola çıkıp motora biraz yük bindirince hararet kadranını kırmızıya diker? Sıcaklık yükseldiğinde tam açılması gereken o küçük cıvalı veya mumlu mekanizma sıkıştığı zaman, soğutma sıvısı radyatöre yeterli miktarda geçemez ve motor bloğunun içinde hapsolan ısı adeta bir düdüklü tencere etkisi yaratır. Silindir kapak contası yandığı zaman egzoz gazlarının soğutma kanallarına sızması ve sistemde hava kabarcıkları oluşturması da cabası... Göstergede dalgalanmalar görüyorsanız, gaza bastıkça hararet yükselip ayağınızı gazdan çekince hafifçe geriliyorsa, durup bir soğutma hattındaki basıncı kontrol etmekte, alt ve üst radyatör hortumlarının sıcaklık farkına elle dokunarak bakmakta fayda var.
Soğutma sıvısının sadece sudan ibaret olmadığını, antifirizin sadece donmayı değil kaynama noktasını da yükselten hayati bir korozyon önleyici olduğunu ne zaman unutuyoruz acaba? Kalitesiz veya mineralli çeşme suyu kullanımı yüzünden motor bloğundaki kılcal su kanallarının kireçle kaplanması, ısı transfer katsayısını öyle bir düşürür ki araç hareket halindeyken oluşan ekstra kaloriyi dışarı atmak imkansızlaşır. Silindir gömleklerinin etrafında biriken bu kireç tabakası adeta motoru yün bir battaniyeye sarmak gibidir, motor kendi ürettiği sıcaklığın içinde boğulur. Radyatör kapağındaki vakum ve basınç valflerinin bozulması da sistemdeki basıncın düşmesine, dolayısıyla sıvının 100 derecede erkenden kaynamasına yol açar... Basınçsız kalan soğutma sistemi, yüksek hızda motorun ürettiği muazzam ısıyı göğüsleyemez.
LPG'li araçlarda regülatör diyaframının patlaması ya da diyaframdan soğutma suyuna gaz sızması, sürüş esnasında hararetin aniden tavan yapmasının arkasındaki gizli kahramanlardan biridir. Gaz kabarcıkları su hattına karıştığı an devirdaim pompası boşa dönmeye başlar, kavitasyon dediğimiz bu olay yüzünden soğutma sıvısının sirkülasyonu bir anda durma noktasına gelir. Araç hızlandıkça motor bloğundan çekilen yakıt miktarı artar, regülatör daha çok soğur ve sistemdeki su dengesi tamamen altüst olur. Isı sensörlerinin (ETC) yanlış veri okuması veya fan beyninin yüksek hızda esen rüzgarı tespit edip fanı yanlış kademede çalıştırması gibi elektronik saçmalıklar da işin içine girince, kendinizi emniyet şeridinde kaputtan dumanlar çıkarken bulmanız işten bile değildir... Bazen sadece doğru antifiriz karışımı ve temiz bir radyatör, binlerce liralık rektefiye faturasının önüne geçen yegane engeldir.
Termostatın yarı açık kalma illetini bilir misiniz, hani şehir içinde dur-kalk yaparken hissettirmez de uzun yola çıkıp motora biraz yük bindirince hararet kadranını kırmızıya diker? Sıcaklık yükseldiğinde tam açılması gereken o küçük cıvalı veya mumlu mekanizma sıkıştığı zaman, soğutma sıvısı radyatöre yeterli miktarda geçemez ve motor bloğunun içinde hapsolan ısı adeta bir düdüklü tencere etkisi yaratır. Silindir kapak contası yandığı zaman egzoz gazlarının soğutma kanallarına sızması ve sistemde hava kabarcıkları oluşturması da cabası... Göstergede dalgalanmalar görüyorsanız, gaza bastıkça hararet yükselip ayağınızı gazdan çekince hafifçe geriliyorsa, durup bir soğutma hattındaki basıncı kontrol etmekte, alt ve üst radyatör hortumlarının sıcaklık farkına elle dokunarak bakmakta fayda var.
Soğutma sıvısının sadece sudan ibaret olmadığını, antifirizin sadece donmayı değil kaynama noktasını da yükselten hayati bir korozyon önleyici olduğunu ne zaman unutuyoruz acaba? Kalitesiz veya mineralli çeşme suyu kullanımı yüzünden motor bloğundaki kılcal su kanallarının kireçle kaplanması, ısı transfer katsayısını öyle bir düşürür ki araç hareket halindeyken oluşan ekstra kaloriyi dışarı atmak imkansızlaşır. Silindir gömleklerinin etrafında biriken bu kireç tabakası adeta motoru yün bir battaniyeye sarmak gibidir, motor kendi ürettiği sıcaklığın içinde boğulur. Radyatör kapağındaki vakum ve basınç valflerinin bozulması da sistemdeki basıncın düşmesine, dolayısıyla sıvının 100 derecede erkenden kaynamasına yol açar... Basınçsız kalan soğutma sistemi, yüksek hızda motorun ürettiği muazzam ısıyı göğüsleyemez.
LPG'li araçlarda regülatör diyaframının patlaması ya da diyaframdan soğutma suyuna gaz sızması, sürüş esnasında hararetin aniden tavan yapmasının arkasındaki gizli kahramanlardan biridir. Gaz kabarcıkları su hattına karıştığı an devirdaim pompası boşa dönmeye başlar, kavitasyon dediğimiz bu olay yüzünden soğutma sıvısının sirkülasyonu bir anda durma noktasına gelir. Araç hızlandıkça motor bloğundan çekilen yakıt miktarı artar, regülatör daha çok soğur ve sistemdeki su dengesi tamamen altüst olur. Isı sensörlerinin (ETC) yanlış veri okuması veya fan beyninin yüksek hızda esen rüzgarı tespit edip fanı yanlış kademede çalıştırması gibi elektronik saçmalıklar da işin içine girince, kendinizi emniyet şeridinde kaputtan dumanlar çıkarken bulmanız işten bile değildir... Bazen sadece doğru antifiriz karışımı ve temiz bir radyatör, binlerce liralık rektefiye faturasının önüne geçen yegane engeldir.