Akü Testi Nasıl Yapılır?

Akü Testi Nasıl Yapılır?

Hamza Usta

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
590
Tepkime puanı
0
Hamza Usta
Sabahın köründe marşa bastığınızda o isteksiz gıcırtıyı duyup yolda kalma hissini hepimiz en az bir kere yaşamışızdır. Bir ölçü aletini elinize alıp o iki renkli kabloyu akünün uçlarına değdirmek aslında sadece bir voltaj okuma meselesi değil, aracın kalbini dinleme seansıdır. Kaputu açtığınızda yüzünüze vuran o sıcak metal kokusuyla birlikte, bir şeylerin ters gidip gitmediğini daha ilk bakışta sezebilmemiz gerekir.

Dijital bir multimetrenin ekranında beliren 12.6 volt rakamı bizim için adeta kutsal bir eşiktir. Cihazı doğru ayara getirip siyah kabloyu eksiye, kırmızıyı artıya uzattığımızda karşılaştığımız o ilk veri... Bazen 12.2 görürüz ve içimizi hafif bir sıkıntı kaplar. Şarjın yarı yarıya düştüğünü söyleyen o sessiz uyarıyı göz ardı etmek, yaklaşan bir çekici masrafını kabullenmektir bir bakıma.

Kontak kapalıyken ölçülen o değer tam olarak gerçeği yansıtmaya yetiyor mu peki? Birimizin direksiyona geçip marşa bastığı, diğerimizin ise o iki saniyelik çöküşü ekrandan takip ettiği o kritik an... Voltajın 9.6 seviyesinin altına yuvarlanıp gitmesi, plaka plakaya yıpranmış bir hücresinin çığlığından başka bir şey değildir aslında. Marş anındaki o anlık düşüş bize akünün yük altındaki gerçek karakterini verir.

Zamanla o kutup başlarının etrafında biriken beyazımsı, tuzumsu birikintileri temizlemeden yapılan hiçbir ölçüm bize doğruyu söylemez. Temassızlık yapan, korozyona uğramış bir bağlantı yüzünden çalışan aküyü çöpe atmak işten bile değildir; o oksit tabakasını zımparalamak gerekir bazen. Sıcak su ve biraz karbonatla o bölgeyi arındırmadan kabloları değdirmek, kirli bir cama bakıp dışarısını görmeye çalışmaya benzer.

Aracın kendi şarj sisteminin, yani alternatörün hakkını teslim ediyor mu bu akü? Motor rölantide çalışırken ekranda 13.8 ile 14.4 volt arasında bir rakam göremiyorsak, suçluyu yanlış yerde arıyoruz demektir. Yetersiz beslenen bir aküyü sürekli dışarıdan takviyeyle yaşatmaya çalışmak, delik bir kovaya su doldurmaktan farksızdır.

Yazın o kavurucu sıcaklarında hissettirmeden için için eriyen plaka yapısı, kışın ilk ayazı vurduğunda bizi yarı yolda bırakıverir. Belli periyotlarla, hiçbir arıza belirtisi yokken bile o ölçü aletini kutup başlarına dokundurmayı bir alışkanlık haline getirmeliyiz. Son dakikada, trafiğin en yoğun anında yaşanacak bir sürprizden korunmanın başka yolu yok...
 
Geri