Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kontak anahtarını çevirdiğiniz o an, motorun altından gelen belli belirsiz bir uğultunun kesildiğini ya da hiç duyulmadığını fark ettiğinizde içten içe yaşayacağınız o huzursuzluk aslında her şeyin habercisidir; çünkü benzin deposunun derinliklerinde sessizce görev yapan o küçük elektrik motoru, artık son nefesini veriyor olabilir.
Yolculuğun orta yerinde, otoyolun en hızlı şeridinde ya da sakin bir ara sokakta birdenbire teklemeye başlayan bir araba, sürücüsüne yalnız olmadığını değil, makineyle kurduğu sessiz ortaklığın bittiğini çok sert bir şekilde hatırlatır; yakıt basıncının düşmesiyle birlikte motorun silindirlerine giden o hayat seli kesilir ve araç adeta nefessiz kalmış gibi yığılır kalır.
Deponun içindeki yakıtın aslında aynı zamanda pompayı soğutan ve ömrünü uzatan hayati bir sıvı olduğunu kaç kişi bilir ki, çeyrek deponun altında sürekli araç kullanmanın o hassas bobinleri zamanla nasıl kavurduğunu düşünmek bile istemezsiniz; oysa biraz dikkat ve her zaman yarım deponun üstünde tutulan benzin seviyesi, bu pahalı arızanın kapınızı çalmasını zahmetsizce engellerdi.
Ustaların atölyede kaputu kaldırıp benzin rayındaki basınç saatini sabitleyip marşa basmanızı söylediği o gergin anı hatırlayın; ibre yerinden kıpırdamıyorsa ya da o can sıkıcı düşük değerlerde geziniyorsa, arızanın kaynağını aramak için başka bir yere bakmanıza gerek kalmamıştır çünkü sigorta kutusundan başlayan kontrol zinciri, en nihayetinde deponun sökülmesi gereken o yorucu operasyona çıkacaktır.
Arızalı bir pompayı tamir etmeye kalkışmak ya da yan sanayi ucuz ürünlerle geçici bir çözüm üretmek, kör düğümü daha da sıkmaktan başka bir işe yaramaz; bilakis, orijinal parça değişimiyle gelen o huzurlu motor sesi, sürücüye uzun yollarda yeniden güvence verirken, eski pompanın çıkardığı o tiz sesin hafızalardan silinmesi zaman alacaktır.
Yolculuğun orta yerinde, otoyolun en hızlı şeridinde ya da sakin bir ara sokakta birdenbire teklemeye başlayan bir araba, sürücüsüne yalnız olmadığını değil, makineyle kurduğu sessiz ortaklığın bittiğini çok sert bir şekilde hatırlatır; yakıt basıncının düşmesiyle birlikte motorun silindirlerine giden o hayat seli kesilir ve araç adeta nefessiz kalmış gibi yığılır kalır.
Deponun içindeki yakıtın aslında aynı zamanda pompayı soğutan ve ömrünü uzatan hayati bir sıvı olduğunu kaç kişi bilir ki, çeyrek deponun altında sürekli araç kullanmanın o hassas bobinleri zamanla nasıl kavurduğunu düşünmek bile istemezsiniz; oysa biraz dikkat ve her zaman yarım deponun üstünde tutulan benzin seviyesi, bu pahalı arızanın kapınızı çalmasını zahmetsizce engellerdi.
Ustaların atölyede kaputu kaldırıp benzin rayındaki basınç saatini sabitleyip marşa basmanızı söylediği o gergin anı hatırlayın; ibre yerinden kıpırdamıyorsa ya da o can sıkıcı düşük değerlerde geziniyorsa, arızanın kaynağını aramak için başka bir yere bakmanıza gerek kalmamıştır çünkü sigorta kutusundan başlayan kontrol zinciri, en nihayetinde deponun sökülmesi gereken o yorucu operasyona çıkacaktır.
Arızalı bir pompayı tamir etmeye kalkışmak ya da yan sanayi ucuz ürünlerle geçici bir çözüm üretmek, kör düğümü daha da sıkmaktan başka bir işe yaramaz; bilakis, orijinal parça değişimiyle gelen o huzurlu motor sesi, sürücüye uzun yollarda yeniden güvence verirken, eski pompanın çıkardığı o tiz sesin hafızalardan silinmesi zaman alacaktır.