Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yolda giderken o lanet kırmızı lamba bir anda gözünü tırmalamaya başladıysa, şaka yapmıyorum, arabanın kalbi şu an durmak üzere demektir ve sen hala radyodaki şarkıyı dinlemeye devam ediyorsun. Karterdeki o dipteki yağ çubuğunu çektiğinde kurak bir çölden farksız olduğunu göreceksin, çünkü o motor ne yazık ki uzun süredir susuz kalmış bir insan gibi içten içe kavruluyor. Egzozdan arkaya doğru yayılan o mavi bulut var ya, işte o sadece masum bir duman değil; motorun kendi kendini yemeye başladığının, segmanların artık teslim bayrağını çektiğinin ta kendisidir.
Daha dün saat gibi çalışan o makine şimdi neden bu hale geldi diye kara kara düşünmek yerine, hemen kontağı kapatıp o kaputu açmak zorundasın yoksa birazdan yatak sarmış bir hurdayla baş başa kalacaksın. Pistonlar o silindir duvarlarını çize çize yoluna devam ederken sen hala ustaya götürsem mi diye hesap yapıyorsun, bil ki o motorun karterindeki yağ pompası artık son nefesini veriyor. Yağ lambasının yanmasıyla arkadan gelen o mavi kokulu duman aynı anda başlıyorsa, bu arabanın ruhuna fatiha okumanın vakti çoktan gelmiş geçmiştir bile...
Usta takımı parça parça söküp masaya dizdiğinde göreceksin ki silindir kapak contası yanmış, sibob gaipleri erimiş ve o güzelim motor tam anlamıyla bir demir yığınına dönmüş durumdadır. Belki de haftalardır eksilen yağı sadece tamamlayıp geçtin, hiç kontrol etmedin, oysa motor sana her kilometre taşında sinyalini veriyordu ama sen duymamazlıktan geldin. Şimdi motoru rektifiye masasına yatırmaktan başka çaren kalmadı, binlerce liralık o masrafı cebinden öderken kulaklarının ardına kadar kızaracağını çok iyi biliyorum.
Bir sonraki sefere o gösterge panelindeki kırmızı lambalara baktığında sadece yanıp sönen bir ışık görmeyeceksin, motorun çığlıklarını duyacaksın; çünkü bu işin şakası yok, dikkatsizlik bir arabanın katili olur. Yağını suyunu zamanında değiştirmek yerine ucuza kaçtığın her günün faturası şimdi kesiliyor işte, motorun içindeki o metal sürtünmesi sesini hala kulaklarında hissedebiliyor musun? Arabana gerçekten acıyorsan, bundan sonra bakımını aksatmazsın ama maalesef tecrübe her zaman en pahalı yoldan satın alınan bir derstir...
Daha dün saat gibi çalışan o makine şimdi neden bu hale geldi diye kara kara düşünmek yerine, hemen kontağı kapatıp o kaputu açmak zorundasın yoksa birazdan yatak sarmış bir hurdayla baş başa kalacaksın. Pistonlar o silindir duvarlarını çize çize yoluna devam ederken sen hala ustaya götürsem mi diye hesap yapıyorsun, bil ki o motorun karterindeki yağ pompası artık son nefesini veriyor. Yağ lambasının yanmasıyla arkadan gelen o mavi kokulu duman aynı anda başlıyorsa, bu arabanın ruhuna fatiha okumanın vakti çoktan gelmiş geçmiştir bile...
Usta takımı parça parça söküp masaya dizdiğinde göreceksin ki silindir kapak contası yanmış, sibob gaipleri erimiş ve o güzelim motor tam anlamıyla bir demir yığınına dönmüş durumdadır. Belki de haftalardır eksilen yağı sadece tamamlayıp geçtin, hiç kontrol etmedin, oysa motor sana her kilometre taşında sinyalini veriyordu ama sen duymamazlıktan geldin. Şimdi motoru rektifiye masasına yatırmaktan başka çaren kalmadı, binlerce liralık o masrafı cebinden öderken kulaklarının ardına kadar kızaracağını çok iyi biliyorum.
Bir sonraki sefere o gösterge panelindeki kırmızı lambalara baktığında sadece yanıp sönen bir ışık görmeyeceksin, motorun çığlıklarını duyacaksın; çünkü bu işin şakası yok, dikkatsizlik bir arabanın katili olur. Yağını suyunu zamanında değiştirmek yerine ucuza kaçtığın her günün faturası şimdi kesiliyor işte, motorun içindeki o metal sürtünmesi sesini hala kulaklarında hissedebiliyor musun? Arabana gerçekten acıyorsan, bundan sonra bakımını aksatmazsın ama maalesef tecrübe her zaman en pahalı yoldan satın alınan bir derstir...