Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Göstergedeki o sarı sarmal yay logosu ya da motor arıza lambası aniden belirdiğinde, modern bir Volkswagen dizel sahibinin kalbinde beliren o hafif sızıntıyı çok iyi bilirim; zira Euro 5 ve Euro 6 nesli TDI motorların karakterini çözmek, biraz da onların egzoz sistemlerindeki bu hassas filtreyle yaşamayı öğrenmek demektir. Dizel partikül filtresi, yani bildiğimiz adıyla DPF, kurum partiküllerini hapsetme görevini yerine getirirken zamanla doluyor ve egzoz gazının rahatça tahliye edilmesini engellemeye başladığında araç adeta kendi içinde boğuluyor. Yakıt tüketimindeki o ani ve mantıksız artış, motorun rölantide normalden daha yüksek bir devirde, mesela 1000 devir/dakika civarında çalışması, aslında sistemin kendi kendini kurtarmak için çılgınca bir pasif rejenerasyon denemesi yaptığının en net kanıtıdır. Egzozdan gelen o çiğ yakıt kokusu ve aşırı ısınan egzoz sisteminin homurtusu... İşte tam bu aşamada durumu fark edip müdahale etmezseniz, kurum birikimi geri dönüşümsüz bir tıkanıklığa doğru hızla yol alır.
Şehir içi trafiğinin o dur-kalklı, motorun bir türlü ideal çalışma sıcaklığına ulaşamadığı bezdirici temposu, Volkswagen grubunun o canım TDI ünitelerinin DPF sağlığını adeta sinsice kemiren en büyük düşmanıdır diyebilirim. Kısa mesafeli sürüşlerde egzoz sıcaklığı kurumları yakacak olan 600 santigrat derecelere bir türlü ulaşamadığı için filtre nefes alamaz hale gelir; güçten düşen araba o eski atikliğini kaybeder, gaza bastığınızda o tanıdık, canlı tepki yerine hantal bir isteksizlik sunar size. Bazen otobana çıkıp yüksek devirde aracı biraz koşturmak, sistemi yüksek ısıyla temizlemek adına mantıklı bir reçetedir lakin filtredeki doluluk oranı kritik eşiği, yani kurum yükü tolerans sınırlarını çoktan aşmışsa bu zorlama sürüşler egzoz geri basıncını artırıp turbonun miline bile zarar verebilir. Acaba diyorum, sabahları o iki kilometrelik iş yolunda dizel arabayı her çalıştırdığınızda arkada biriken o görünmez tortuların maliyetini hiç hesaba katıyor musunuz?
Motorun çekişten düşmesiyle birlikte baş gösteren o gaz pedalındaki tepkisizlik hissi, aslında elektronik kontrol ünitesinin (ECU) motoru koruma altına almak adına enjeksiyon haritasını kısıtlamasından, yani arabayı tabiri caizse "limp mode" dediğimiz topallama moduna sokmasından kaynaklanır. Egzoz hattındaki basınç sensörleri filtrenin giriş ve çıkışı arasındaki farkı ölçer ve bu fark kabul edilebilir limitlerin üzerine çıktığında araba artık kendi kendini temizleyemeyeceğine hükmederek pes eder. İşte o an panelde beliren arıza kodları, serviste bilgisayara bağlandığında karşımıza çıkan o P242F veya P2002 gibi teknik ibareler, aslında filtrenin ömrünün sonuna yaklaştığına dair ciddi birer uyarı fişeğidir. Kalitesiz mazot kullanımı veya yanlış viskoziteye sahip, yani DPF uyumlu olmayan (VW 507.00 normunu karşılamayan) motor yağlarının tercih edilmesi de bu tıkanma sürecini inanılmaz derecede hızlandırır; kül artığı bırakan bu yağlar filtre gözeneklerini kalıcı olarak kapatır.
Eğer aracınız rölantide sarsıntılı çalışıyor, egzozdan zaman zaman beyaz veya griye çalan yoğun bir duman atıyor ve stop ettiğinizde kaputun altındaki fan çılgın gibi dönmeye devam ediyorsa, rejenerasyon işlemi yarıda kalmış demektir ki bu döngüyü sürekli kesmek motor yağının içine mazot karışmasına yol açan o tehlikeli süreci tetikler. Yağ seviye çubuğunu çektiğinizde seviyenin yükseldiğini görmek tam da bu kontrolsüz yakıt püskürtmelerinin bir sonucudur ve motor amansız bir aşınmayla karşı karşıyadır aslında. Çözüm mü? Profesyonel atölyelerde yapılan ilaçlı DPF temizliği veya mekanik kurum temizleme işlemleri bazen hayat kurtarır ancak en nihayetinde her filtrenin, içindeki değerli metallerin yapısını kaybetmesiyle birlikte bir son kullanma tarihi olduğunu kabul etmek gerekir. Değişim maliyetleri can yakıcı olduğundan, göstergedeki o uyarıları hafife almamak, motorun sesindeki o değişimi erkenden hissetmek ve aracı doğru devirde, doğru yakıtla ödüllendirmek cebinizi korumanın yegane yoludur...
Şehir içi trafiğinin o dur-kalklı, motorun bir türlü ideal çalışma sıcaklığına ulaşamadığı bezdirici temposu, Volkswagen grubunun o canım TDI ünitelerinin DPF sağlığını adeta sinsice kemiren en büyük düşmanıdır diyebilirim. Kısa mesafeli sürüşlerde egzoz sıcaklığı kurumları yakacak olan 600 santigrat derecelere bir türlü ulaşamadığı için filtre nefes alamaz hale gelir; güçten düşen araba o eski atikliğini kaybeder, gaza bastığınızda o tanıdık, canlı tepki yerine hantal bir isteksizlik sunar size. Bazen otobana çıkıp yüksek devirde aracı biraz koşturmak, sistemi yüksek ısıyla temizlemek adına mantıklı bir reçetedir lakin filtredeki doluluk oranı kritik eşiği, yani kurum yükü tolerans sınırlarını çoktan aşmışsa bu zorlama sürüşler egzoz geri basıncını artırıp turbonun miline bile zarar verebilir. Acaba diyorum, sabahları o iki kilometrelik iş yolunda dizel arabayı her çalıştırdığınızda arkada biriken o görünmez tortuların maliyetini hiç hesaba katıyor musunuz?
Motorun çekişten düşmesiyle birlikte baş gösteren o gaz pedalındaki tepkisizlik hissi, aslında elektronik kontrol ünitesinin (ECU) motoru koruma altına almak adına enjeksiyon haritasını kısıtlamasından, yani arabayı tabiri caizse "limp mode" dediğimiz topallama moduna sokmasından kaynaklanır. Egzoz hattındaki basınç sensörleri filtrenin giriş ve çıkışı arasındaki farkı ölçer ve bu fark kabul edilebilir limitlerin üzerine çıktığında araba artık kendi kendini temizleyemeyeceğine hükmederek pes eder. İşte o an panelde beliren arıza kodları, serviste bilgisayara bağlandığında karşımıza çıkan o P242F veya P2002 gibi teknik ibareler, aslında filtrenin ömrünün sonuna yaklaştığına dair ciddi birer uyarı fişeğidir. Kalitesiz mazot kullanımı veya yanlış viskoziteye sahip, yani DPF uyumlu olmayan (VW 507.00 normunu karşılamayan) motor yağlarının tercih edilmesi de bu tıkanma sürecini inanılmaz derecede hızlandırır; kül artığı bırakan bu yağlar filtre gözeneklerini kalıcı olarak kapatır.
Eğer aracınız rölantide sarsıntılı çalışıyor, egzozdan zaman zaman beyaz veya griye çalan yoğun bir duman atıyor ve stop ettiğinizde kaputun altındaki fan çılgın gibi dönmeye devam ediyorsa, rejenerasyon işlemi yarıda kalmış demektir ki bu döngüyü sürekli kesmek motor yağının içine mazot karışmasına yol açan o tehlikeli süreci tetikler. Yağ seviye çubuğunu çektiğinizde seviyenin yükseldiğini görmek tam da bu kontrolsüz yakıt püskürtmelerinin bir sonucudur ve motor amansız bir aşınmayla karşı karşıyadır aslında. Çözüm mü? Profesyonel atölyelerde yapılan ilaçlı DPF temizliği veya mekanik kurum temizleme işlemleri bazen hayat kurtarır ancak en nihayetinde her filtrenin, içindeki değerli metallerin yapısını kaybetmesiyle birlikte bir son kullanma tarihi olduğunu kabul etmek gerekir. Değişim maliyetleri can yakıcı olduğundan, göstergedeki o uyarıları hafife almamak, motorun sesindeki o değişimi erkenden hissetmek ve aracı doğru devirde, doğru yakıtla ödüllendirmek cebinizi korumanın yegane yoludur...