Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
O direksiyonun ortasında ya da sağ elinin ucundaki o masum görünen demir parçasının zangır zangır titremesi, sadece mekanik bir kusur değil, arabanın sana çektiği isyan bayrağıdır. Kimse altındaki makinenin aniden sinirleneceğini hesaba katmaz; oysa o cıvatalar, o dişliler ve o volant, senden çok daha önce tehlikeyi sezer ve titreyerek haber verir. Asla geçiştirilemeyecek bir krizdir bu...
Aks mafsalı dediğin parça bir kez boşluk yapsın, o araba otoyolda düz gidemez hale gelir, yola küser resmen. Alt takımdan gelen o hafiften baldırı çıplak sarsıntı, bir bakarsın bütün gövdeye yayılmış, bütünüyle seni hedef almıştır. Ne yapacaksın şimdi, müziğin sesini açıp duymazlıktan mı geleceksin yoksa o direksiyonun başındaki eziyete katlanmaya devam mı edeceksin?
Debriyaj bilyası dağılmak üzereyken o pedaldan ayağına vuran o ince zangırtı, usta tezgahındaki en pahalı faturanın habercisidir aslında. Kulak arkası edilen her küçük ses, gün gelir otoyolun ortasında yolda bırakır insanı, tecrübe konuşuyor burada. Parçalar eskir, metaller yorulur, demir bile insafsızlığa boyun eğmez ve eninde sonunda sinyalini çakar...
Lastik balans tutturamadığı zaman o hız ibresi yüzü devirdiği an, elindeki vites kolu adeta elinden kaçmak ister, zapt edemezsin. Rot ayarları bozulmuş bir arabanın kaprisini çeken bilir; yolda gidiyormuş gibi hissedersin ama aslında sadece titreşimle boğuşuyorsundur. Ne gerek var bu inadın âlemine, altındaki canavar sana acı çektirirken sen hâlâ neyi bekliyorsun?
Şanzıman takozları çürüdü mü, motorun her gaz yediğinde yerinden kopup gidecekmiş gibi sallanması mideni bulandırır insanın. Kimse sana bunun milyarlarca liralık masraf çıkaracağını baştan söylemez, ustalar dahi parmağıyla gösterene kadar anlamazsın o ince detayı. O kol titriyorsa, bil ki içeride bir şeylerin kancası kopmuş, dengesi şaşmıştır; durma, ses verme, hemen tamirciye çevir o direksiyonu...
Aks mafsalı dediğin parça bir kez boşluk yapsın, o araba otoyolda düz gidemez hale gelir, yola küser resmen. Alt takımdan gelen o hafiften baldırı çıplak sarsıntı, bir bakarsın bütün gövdeye yayılmış, bütünüyle seni hedef almıştır. Ne yapacaksın şimdi, müziğin sesini açıp duymazlıktan mı geleceksin yoksa o direksiyonun başındaki eziyete katlanmaya devam mı edeceksin?
Debriyaj bilyası dağılmak üzereyken o pedaldan ayağına vuran o ince zangırtı, usta tezgahındaki en pahalı faturanın habercisidir aslında. Kulak arkası edilen her küçük ses, gün gelir otoyolun ortasında yolda bırakır insanı, tecrübe konuşuyor burada. Parçalar eskir, metaller yorulur, demir bile insafsızlığa boyun eğmez ve eninde sonunda sinyalini çakar...
Lastik balans tutturamadığı zaman o hız ibresi yüzü devirdiği an, elindeki vites kolu adeta elinden kaçmak ister, zapt edemezsin. Rot ayarları bozulmuş bir arabanın kaprisini çeken bilir; yolda gidiyormuş gibi hissedersin ama aslında sadece titreşimle boğuşuyorsundur. Ne gerek var bu inadın âlemine, altındaki canavar sana acı çektirirken sen hâlâ neyi bekliyorsun?
Şanzıman takozları çürüdü mü, motorun her gaz yediğinde yerinden kopup gidecekmiş gibi sallanması mideni bulandırır insanın. Kimse sana bunun milyarlarca liralık masraf çıkaracağını baştan söylemez, ustalar dahi parmağıyla gösterene kadar anlamazsın o ince detayı. O kol titriyorsa, bil ki içeride bir şeylerin kancası kopmuş, dengesi şaşmıştır; durma, ses verme, hemen tamirciye çevir o direksiyonu...